Ana Sayfa     |     ISO 9001:2000        |        Ziyaretçi Defteri   | Öğrenci Bilgi Sistemi       |        Mezunlarımız        |        İstatistikler        |      İletişim      |       English
GENEL BİLGİLER
 Türk Polis Tarihi
 Okulumuz Tarihi
 Şükrü BALCI Kimdir
 Görev Yapmış Müdürlerimiz
 P.M.Y.O Kuruluş Şeması
 İdari Personelimiz
 Basında Okulumuz
 AKADEMİK BİLGİLER
 Akademik Takvim
 Okutulan Dersler
 Eğitim Kadrosu
 SOSYAL FAALİYETLER
 Sosyal Etkinlikler
 Kol Faaliyetleri
 Konferanslar/Seminerler
 Ziyaretler
 Okul Polisi Projesi 
 U.Gençlik Ödülü Programı
 OKUL FOTOĞRAFLARI
 Uydu Fotoğrafları
 Okul Kuşbakışı Görünümü
 Deprem Güçlendirme 
 Okulumuz Krokisi
 Fotoğraf Galerisi

AKADEMİK ETKİNLİKLER

 Makaleler
 Personelimizin Yayınları
 Akademik Personelimiz
 Yenisey Polis ve Hukuku
 BAŞVURU KOŞULLARI
 Polis Akademisi
 Polis Koleji
 PMYO
 

 

 Genel Bilgiler > İstatistikler > Verimli Öğrenme Yolları


VERİMLİ ÖĞRENME YOLLARI

 

Öğrenmeye karşı istekli ve öğrenme için gerekli yeteneklere sahip olma, öğrenmede başarıyı etkileyen en önemli etmenlerdir. Ancak, bazı yetenekli öğrencilerin yeterince çaba gösterdikleri halde bekledikleri verimi alamamaktan yakındıkları görülmektedir. Bu durum genellikle çalışma yöntemlerini kazanamamış olmaktan ileri gelmektedir.

a-) Çalışma Süresinin Ayarlanması       : Öğrencinin baştan sona kadar dikkatli ve etkinliğini koruyarak sürdürebileceği uzunluktaki süre, o öğrenci için en uygun çalışma süresidir.  Sürenin çok olması verimliliğin azalmasına neden olur. Bunun yerine, böyle uzun çalışma süresinin bir kısmı başka bir etkinliğe ayrılarak daha verimli bir şekilde kullanılabilir. Aralarında uzun dinlenme süreleri bulunan kısa süreli çalışmalar ise, uzun dinlenme sırasında kazanılmış bir çok bilgi ve becerinin unutulması ve meydana gelen bu kayıp yüzünden konuya ısınmak zorlaştığından etkili ve verimli bir çalışma yöntemi değildir.

 

            Çalışma ve dinlenme sürelerinin oranı, öğrenilecek parçanın türüne göre değişir. İçeriği kavramaya, dikkatli bir çözümleme (analiz) ve yeniden bütünleştirmeye gerek gösteren konularda çalışma süresinin uzun olması gerekir.

 

            Olguları ve onların arasındaki yasa ve ilkeleri kavramayı gerektiren konuları öğrenmek için dikkatin uzun süre belli bir noktada  yoğunlaştırılması şarttır. Örneğin, Tarih dersi için en uygun çalışma tipi, kısa alıştırmalara ve ayrıntılara önem verilen ve ardından dinlenme sürelerinin olduğu çalışma olacaktır. Olayların nedenlerinin araştırılması, olguların arkasındaki ilke ve yasaların anlaşılması, geçmişe bakarak geleceğe ilişkin tahminler yapılabilmesi çok daha derin inceleme ve düşünmeyi gerektirir.

 

            Derse ara vererek çalışmanın her zaman tek parça ve daha yoğun çalışmadan daha iyi sonuç verdiğini söyleyebiliriz. Uzun süre çalışmak ilginin azalmasına ve yorgunluğa neden olmaktadır. Kısa ve bitirilmiş iş, uzun işten daha çok kişiyi güdüler. Ayrıca dinlenme süresinde zihin öğrenilen konuyla meşgul olmaya devam eder. Bu da doğru tepkilerin yerleşmesine, buna karşılık yanlış tepkilerin unutulmasına yardım eder. Bu bakımdan sonuç olarak; zaman zaman ara vererek çalışma, yoğun çalışmadan daha etkili bir öğrenmeye olanak verir.

 

SINAVA HAZIRLANMA:

 

            Derslerine düzenli bir biçimde devam eden, verilen konuları günü gününe öğrenen, derse hazırlanırken çeşitli kaynaklara baş vuran, öğrendikleri arasında ilişkiler kurabilen, kısaca, öğrenmeyi zevk haline getirmiş olan bir öğrenci için sınav günü başka günlerden farklı bir gün olmayacaktır. Böyle bir öğrenci, sınav günü yaklaşınca, öğrendiklerini tazelemek için notlarına göz atmakla yetinecektir.

 

            Bazı öğrenciler sadece not alıp, sınıf geçmek için sınav zamanı telaşlı ve yoğun bir çalışma ile öğrenme yoluna gitmektedirler. Kuşkusuz böyle bir zamanda yapılan telaşlı bir çalışma kavramaya, yorumlamaya, kazanılan bilgilerin birbiri ile ilişkilerini kurmaya değil, sadece  yarım yamalak öğrenmeye olanak verebilir. Aceleyle öğrendiğiniz bilgilerin ömrü de kısa olmakta, büyük bir olasılıkla sınavdan sonra da unutulmaktadır.

 

            Sınav zamanına bırakılabilecek çalışmalar sadece isim. Tarih, terim, tanım gibi öğrenme yönü ağır basan bilgileri kapsamalıdır. Olguların birbirleri ile ilişkilerinin kavranması, bunların yorumlanması, ilke ve kanunların değişik durumlara uygulanması, konu üzerinde çok daha uzun süre durmak, çeşitli kaynaklardan yararlanmayı,başkalarıyla tartışmayı gerektirir.

 

            Bazı kimseler, bilgilerin kavrama yolu ile kazanılmasını onları ezberlemekten çok daha zor bulabilirler. Oysa kavrama yolu ile kazanılan bilgiler, ezberleme yolu ile kazanılan bilgilerden çok daha kalıcıdır. Çünkü, kavrayarak öğrenme, olayların arkasındaki ilkeleri görme ve bunları yeni durumlara uygulama olanağı verir. Bu da bilme, öğrenme gereksinmesini doyurduğu için insanda haz duygusu uyandırır. Böyle doyumla sonuçlanan ve haz uyandıran durumlar daha sıklıkla hatırlanabilir. Ayrıca, kavrayarak edinilen bilginin kalıcı oluşunun bir başka nedeni ise, onu daha önce öğrenilmiş bilgilerle ilişkisinin kurulmuş olmasıdır. Yani, elde edinilen bilgi soyut, kopuk bir bilgi parçası olarak değil, diğer bilgilerle kaynaşmış ve bütünleşmiş olarak belleğe yerleştirilmiştir. Böylece, bu yeni bilgi, daha önce kazanılmış bilgilerden bazılarının hatırlanması halinde bile kurulan çağrışım bağı sayesinde sık sık hatırlanacak, bellekteki izi de giderek derinleşecektir. Buna karşılık, aralarında mantıklı ilişkiler olan malzemeyi mekanik olarak öğrenmek, bir sınavda geçici bir başarı sağlamaya yetse bile kısa zamanda unutulmaları yeniden öğrenme zorunluluğu ortaya çıkacak, bu da kişinin zaman ve emeğini boşa harcamasına neden olacaktır.

 

ÖĞRENMEYE KARŞI GÜDÜLENME

 

            Bir kimse de öğrenmeye ilgi ve öğrenme arzusu olmadıkça öğrenme gerçekleşmez. Kişiyi öğrenmeye yöneltecek önemli bir neden olmadıkça öğrenmeye karşı ilgi gelişmez. Niyet ve istek olmadığı zaman ilgi kolayca başka yerlere çekilebilir,dikkat dağılabilir.

 

            Öğrenme bir davranıştır ve her davranışta olduğu gibi bu davranışın sonunda birey bir gereksinmesinin giderilmesini bekler. Bu gereksinmeler çeşitli olabilir.  Kişi, ya merak ettiği bir sorunun cevabını bulmak için ya da iyi bir not alıp geçmek ve böylece çevrenin sevgi ve saygısını kazanmak için öğrenir.

 

            İnsanda merak uyandıran ve bu merakı en iyi şekilde gideren konu alanları daha çabuk öğrenebilmekte ve öğrenme daha kalıcı olmaktadır. Ancak, okulda öğretilebilen her konu bir kimse için ilgi çekici olmayabilir ya da ilgi çekici bir biçimde anlatılmamış olabilir. Özellikle, çok soyut konulara karşı ilgi, o konu üzerinde uzun süre çalıştıktan sonra gelişebilir. Ancak bir öğrenci, öğrenilecek malzemeyi kavramaya çalışırsa, karmakarışık gibi görünen bilgi yığınının aslında anlamlı bir bütün olduğunu görebilir ve öğrenmeye karşı içten bir ilgi ve istek duymaya başlayabilir.

 

            Unutulmamalıdır; öğrenme bir bakıma sabır, dikkat isteyen, yorucu ve zahmetli bir uğraştır. Uzun bir irade sorunudur. Kişi kendisi için uzun vadeli bir hedef saptayıp, ona erişmek için günlük zevklerini erteleyebildiği ölçüde başarılı olabilir. Bunun için her öğrenci kendisine günlük, haftalık, aylık bir çalışma planı yapmalı, her gün ne kadar ilerlediğini ne ölçüde geliştiğini görmek için kendini sınayarak, kısaca kendisi ile yarışarak, kendisini hedefe hazırlayabilir.

 

BAŞARININ EN BAŞARILI FORMÜLÜ

 

Einstein’ın başarısından kimsenin kuşkusu yoktur herhalde. Einstein başarıyı şöyle formüle ediyor:

A=x+y+z  A= başarı x= çalışma y=yerinde ve zamanında davranma. z=dinleme veya eğlenme.

Hayatınızla ilgili kararları rastlantılara bırakırsanız, çalışmalarınızı ve başarınızı engelleyecek pekçok sebeple karşılaşırsınız. Başarıya ulaşmak için anlama, öğrenme ve hız kazanma çalışmalarını sistematik bir şekilde sürdürmek gerekir.

 

Başarının en kolay, en kısa yolu ÇALIŞMAKTIR!.

 

YÜKSEK SESLE OKUMANIN YARARI VAR!

 

İçinden veya hafif sesle okunan ya da çalışılan şeyler, bütünüyle zihinsel bir izlenim olarak kalır. Kelimeler ve cümleler varlıklarını ve biçimlerini sadece kağıt üzerinde gösterirler. Anlamları gözümüz için de, beynimiz için de aynıdır.

 

Yüksek sesle okuyan ya da düşünen kişi, okuduğu şeyden bütünüyle yeni bir izlenim kazanır. Bu görüntüler canlanır. Kelimeler hayalgücü yardımıyla vücut kazanırlar. Bu yolla görsel nitelik, işitsel niteliklerle pekiştirilmiş olur. Öğrenmekte çok zorluk çektiğiniz parçaları anlamanızı sağlar, kalıcı bir bellek izlenimi oluşturur.

 

Yüksek sesle okuyun! Okuduğunuzu belleğinize yüksek sesle tekrarlayın. Okuduğunuzu yazın, özet çıkarın. Çevrenizdeki koşullar, şayet yüksek sesle okumanıza olanak vermiyorsa, bu durumda elinize bir kağıt ve kalem alarak, okuduğunuzu yazın veya özet çıkarın.  

 

 

 

T Ü R K   P O L İ S İ N E ! Dün Sizin Hali Tavrınızda Mertlik ve Erkeklik, Yürüyüşünüzde İntizam ve Ciddiyet, Size Olan Haklı İtimadı Kuvvetlendirdi ve Herkesi Memnun Etti. Çünkü Herkes Biliyor ki ve Bilmelidir ki, Polis ve Jandarma Kuvvetleri Vatandaşlara Huzur ve Sükun Temin Eden, Cumhuriyetin Kanunlarına ve Medeniyet Düşmanlarına Karşı Kullandığı Bir Kalkandır... M.Kemal ATATÜRK

 
 BAŞVURU KOŞULLARI
   Polis Akademisi
   Polis Koleji
   PMYO
 LİNKLER
   Polis Akademisi
   Emniyet Teşkilatı
   Kamu Kuruluşları
   Polis Radyosu (Canlı)
   Polis Haber Sitesi
   Polis Dergisi
 İNTERAKTİF
   Okul Bilgi Sistemi
 ANKET
Polis Meslek Yüksek Okulumuzun Web sitesini beğendiniz mi?
 Evet  
20142 oy
  88%
 Hayır  
2555 oy
  11%

Bu ankete 22697 kişi katıldı.

        

 

 

 

Bu Site 01 AĞUSTOS 2008 Tarihinden itibaren Toplam 804021 Kez Ziyaret Edilmiştir
Bu site en iyi internet explorer ve 1024X768 çözünürlükte görüntülenebilir
Tasarım ve Kodlama:
BİLGİ İŞLEM BÜRO AMİRLİĞİ / İstanbul - 2008
©