Ana Sayfa     |     ISO 9001:2000        |        Ziyaretçi Defteri   | Öğrenci Bilgi Sistemi       |        Mezunlarımız        |        İstatistikler        |      İletişim      |       English
GENEL BİLGİLER
 Türk Polis Tarihi
 Okulumuz Tarihi
 Şükrü BALCI Kimdir
 Görev Yapmış Müdürlerimiz
 P.M.Y.O Kuruluş Şeması
 İdari Personelimiz
 Basında Okulumuz
 AKADEMİK BİLGİLER
 Akademik Takvim
 Okutulan Dersler
 Eğitim Kadrosu
 SOSYAL FAALİYETLER
 Sosyal Etkinlikler
 Kol Faaliyetleri
 Konferanslar/Seminerler
 Ziyaretler
 Okul Polisi Projesi 
 U.Gençlik Ödülü Programı
 OKUL FOTOĞRAFLARI
 Uydu Fotoğrafları
 Okul Kuşbakışı Görünümü
 Deprem Güçlendirme 
 Okulumuz Krokisi
 Fotoğraf Galerisi

AKADEMİK ETKİNLİKLER

 Makaleler
 Personelimizin Yayınları
 Akademik Personelimiz
 Yenisey Polis ve Hukuku
 BAŞVURU KOŞULLARI
 Polis Akademisi
 Polis Koleji
 PMYO
 

 

 Akademik Etkinlikler > Makaleler > MALEZYA MEKTUBU



MEHMET ALİ ALTINTAŞ

EMNİYET AMİRİ
İSTANBUL ŞÜKRÜ BALCI POLİS MESLEK YÜKSEKOKULU
   

MEHMET ALİ ALTINTAŞ

         Aydın Cumhuriyet Lisesinin orta kısmını ve İzmir Polis Kolejini bitirdi. 1994 yılında Polis Akademisinden mezun oldu. 1994-2001 yılları arasında İstanbul Şükrü Balcı Polis Okulunda çalıştı. 1998 yılında, İstanbul Üniversitesi, İktisat Fakültesi’nde ‘Yeni Türk Cumhuriyetlerinin sosyo-ekonomik yapıları’ konusunda master (MSc) çalışması yaptı. Marmara Üniversitesi’nde, “uluslararasi ilişkiler’ dalında başladığı doktora (PhD) çalışmasına devam etmektedir. Halen Malezya, Kuala Lumpur Büyükelçiliğimizde Ataşe olarak grev yapmaktadır. Fransızca, ingilizce, Özbekçe ve Türkmence bilmektedir. Seyahat etmeyi, yeni insanlarla tanışmayı, dostluklar kurmayı sever. Evli ve Nisan ayı ortalarında (Nisan 2002) doğacak biricik kızının babasıdır.

 

“Doğmasını özlemle beklediğimiz biricik kızım Meryem’e...” 05.02.2002

 

 

MALEZYA MEKTUBU

 

Malezya; Uzakdoğu’da, uzaklarda ama bize, bizim dünyamıza yakın, sımsıcak bir ülke.

 

-         Ya, Malezya, hani şu Afrika’ nın doğusunda, Somali’ye komşu bir ülke değil mi ?

-         Dostum çok üzüldüm, biraz fakir bir ülke; mahrumiyet bölgesi galiba, ama boş ver sayılı günler çabuk geçer nasıl olsa..

 

Yukarıdaki ve ona benzer birçok ifadeler, Dışişleri Bakanlığı bünyesinde Güvenlik Ataşesi olarak Malezya’ya tayin olduğumu arkadaşlarıma / dostlarıma söylediğimde ilk aldığım tepkilerdi ve bu ülke hakkındaki genel bir bilgisizliğimizi ortaya koyuyordu.

 

Oysa gerçek bambaşkaydı. üstelik, birçok ekonomik göstergeleri incelendiğinde Türkiye’den bir hayli ilerde modern bir ülke idi. Daha da şaşırtıcı olan, Türk halkının Malezya’yı pek bilmemesine / tanımamasına rağmen Malezya halkı (sokaktaki taksicilere kadar) Türkiye’yi gayet iyi tanıyor; Türkiye’nin tarihini; Osmanlı İmparatorluğu’nu Atatürk’ü biliyorlardı. Hatta bazıları Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesi hakkında hatırı sayılır yorumlar yapabilecek kadar ülkemiz politik ve siyasi gelişmelerini yakından takip ediyorlardı.

 

            Malezya, son on yıldır gösterdiği ekonomik büyüme ile ve 1997 Asya ekonomik krizinden en çok etkilenen ülke olmasına rağmen, IMF’nin yardim taleplerini ve IMF politikalarını tümüyle reddedip kendine özgü ekonomik politika ve tedbirlerle 2 yıldan az bir süre içinde tamamen düzlüğe çıkmasıyla dünyanın dikkatini üzerine çekti.

 

            Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik kriz ve IMF-Türkiye ilişkileri düşünüldüğünde, sırf bu açıdan dahi Malezya’nın incelenmeye değer bir ülke olduğu kanaatindeyiz.

 

            Bu makalemizde Malezya’yı genel hatları /  özellikleri ile okuyucuya aktarmakla yetinecek, sizlerden gelecek geribildirim, tepki ve istekleriniz doğrultusunda Malezya ile ilgili spesifik bir konunun irdelenmesini / ele alınmasını daha sonraya bırakacağız.

 

            Malezya; Güneydoğu Asya bölgesinde önemli bir jeostratejik konuma sahip Malakka yarımadası ve Borneo adasının bir bölümünden oluşur. Doğu ve Batı Malezya olarak da adlandırılan bu iki toprak parçasının tarihini de ayrı ayrı ele almak gerekir. Tarihi kaynaklarda ‘Malaya’ olarak anılan Batı Malezya’da, islamın ulaşmasından önce Budist ve Brahmanist birçok devlet kurulmuştur. 15. yüzyılın başlarında Müslüman tüccarlar vasıtasıyla İslamiyeti benimsemiş olan Malaylar, Malakka Sultanlığı adi altında kurulu olan devletlerini güçlendirdilerse de zamanın denizaşırı sömürgeci devletlerinden Portekizliler’ e karşı Osmanlı İmparatorluğu’nun silah ve asker, Ace Sultanlığı’nın (bu günkü Endonezya) asker yardımında bulunmalarına rağmen yeterince basarili olamamışlardır.

 

            Portekizlilerden sonra 16. yüzyılın başlarından 18. yüzyılın sonlarına kadar Hollandalılar’ ın ve 18. yüzyılın sonlarından 1957 yılına kadar İngilizler’ in sömürgesinde kalan Malezya tarihi bir nevi işgaller, istilalar ve sömürgeler tarihidir.

 

            Ülke 1957’de İngiltere ile yaptığı bir anlaşma çerçevesinde bağımsızlığını elde etmiştir. Malezya’nın Malakka yarımadasının dışındaki topraklarını oluşturan Sabah ve Sarawak Sultanlıkları birer eyalet statüsünde ülkeye daha sonra katılmışlardır. Ayrıca, ticari bakımdan önemli bir stratejik konumda bulunan ve nüfusunun çoğunluğu Çinli olan Singapur ada devleti eyalet statüsünde bir sure Malezya’ya bağlı kalmışsa da merkezi hükümet Kuala Lumpur (Malezya’nın başkenti) ile ilişkilerinin gerginleşmesi üzerine Malezya’dan ayrılmıştır.

 

            İngilizler sömürgesi altındaki Malezya doğal zenginlik kaynaklarını isletmek üzere Çin’den ve Hindistan’dan çok sayıda isçi getirmekle ülkenin etnik yapısını büyük ölçüde değiştirmişlerdir. Bir zamanlar İngiliz sömürgesinde isçi olarak çalışan bu etnik gruplar ülkelerine geri dönmemişler ve Malezya nüfusunda önemli bir yer (% 42) tutmaktadırlar.

 

            23 milyonluk nüfusun % 58’inin Malay. % 28’inin Çinli, % 10’unun Hintli olduğu ülke adeta bir kültürler mozayiğidir. Malay halk Müslüman, Çin kökenli vatandaşların % 60’i Budist ve % 40’i Hıristiyan, Hint kökenli vatandaşlar ise Hinduizm dinine mensupturlar.

 

            Ülkede, resmi dil Malayca’nın yanında bütün lehçeleriyle (Mandarin, Kantonez, Hakka) Çince, Hintçe, Tamil ve birçok yerli kabile dili konuşulur. Ayrıca ülke genelinde hemen herkes İngilizce bilmekte ve konuşmaktadır.

 

            Her etnik grup kendi kültürünü derinlemesine yasamakta ve kendi dinini pratik etmekte hassastır. Ancak herkes birbirinin kültürüne, dinine karşı saygılıdır. Ayni işyerinde sakallı, sarıklı ‘Sih’ dinine mensup bir Hintliyi, mini etekli bir Çinli’yi ve başörtülü bir Malay müslümanı bir arada görebiliriz. Bu barış ve hoşgörü ortamını görebilmek için sadece takvimi elimize alıp o yıl içindeki bazı resmi tatil günlerine bakmamız bile yeterli olacaktır : 1Ocak; Yeni Yıl, 12-13 Şubat; Çin Yeni Yılı, 23 Şubat; Kurban Bayramı, 15 Mart; Awal Muharrem(Müslümanların Yeni Yılı), 25 Mayıs; Mevlit Kandili, 26-27 Mayıs; Vesak Day( Budistlere ait dini bayram),  3 Kasım; Deepewali(Hintlilerin Yeni Yılı), 6-7 Aralık; Christmas Day(Hz. İsa’nın doğum günü)...

 

            Ülkede Malayca’nın yanında , Çince, Hintçe ve İngilizce yayın yapan TV ve Radyo kanalları, gazete ve dergiler mevcut ve yine her etnik toplumun dilinde eğitim veren sayısız okullar bulunmaktadır. Malayca’nın ve bazı derslerin okutulmasının zorunlu olduğu, çoğunluğu devlet tarafından açılan bu okulların tüm giderleri de devlet tarafından finanse edilmektedir.

 

            Sokaklarda rengarenk geleneksel kıyafetleriyle dolaşan Çinli, Hintli, Malay ve Sihler ve şehrin değişik yerlerinde faaliyet gösteren Malay, Çin, Hint, Tayland, Japon, Kore, Lübnan, Iran, İtalyan, Meksika, İspanyol, Amerikan, Alman ve Fransız restoranları ülkedeki çok kültürlülüğün / renkliliğin bir göstergesi olarak karsımıza çıkmaktadır.

 

            Dünyanın en fazla bitki ve hayvan çeşidinin bir arada olduğu Malezya’da kış hariç bütün mevsimleri es zamanlı olarak görme / yasama şansı da var; ayni sokakta bazı ağaçlar yapraklarını dökerken, bazı ağaçların rengarenk çiçekler açtığına, sıcak ve nemli bir günün ikindisinde fırtınalı ve sisli bir sonbaharın yaşandığına şahit olmak apayrı bir duygu.

 

            Yumuşak huylu, ağırbaşlı, kolay kolay kızmayan manalarına gelen ‘mulayim’ kelimesi ile Malezya halkını ifade eden ‘Malay’ kelimesinin etimolojik olarak ayni kökten türediğine dair bir bilgim yok ancak, benim için ‘Malay’ sözcüğü ‘mulayim’ sözcüğü ile ayni anlama geliyor. Belki de Malaylar dünyanın en yumuşak huylu insanları; kızdıklarını, sinirlendiklerini görmek imkansız, hiçbir yerde; sokakta, işyerinde, trafikte en ufak bir tartışmaya bile şahit olmak mümkün değil.

 

            Elektronik ticaret ve web’in kullanımı yönünde yapılan araştırmalar Malezya’nın Avrupa ülkelerinden bile ileride olduğunu göstermektedir. Pc ve internet kullanımının çok yaygın olduğu bu ülkede bir çok elektronik eşyayı ucuza almak mümkün. Ayrıca orijinal fiyatı 300 Amerikan dolarına satılan ‘Windows XP’ dahil birçok yazılımların korsan kopyaları sokaktaki tezgahlarda ya da plaza alışveriş merkezlerinde 1 Amerikan dolarına satın alınabiliyor. Zira Hükümetin bu konudaki tavrı bu tur korsan yazılımları görmezlikten gelici, hatta teşvik edici nitelikte. Nitekim Malezya Başbakanı Mahattir’in gazetecilerin konuya ilişkin sordukları sorular üzerine  ‘Microsoft firması bu konuda tekel oluşturmuş durumda ve çok fahiş fiyatlarla satıyor, bu durumda benim halkım bu fahiş bedeli niçin ödemek zorunda olsun’ şeklinde verdiği cevap bunu açıkça ortaya koymaktadır.

 

            1980’li yılların basından bu yana göz kamaştırıcı bir ekonomik gelişme sergileyen Malezya, 1997 Asya ekonomik krizinden en fazla etkilenen ülke olmasına rağmen, IMF’in yardım(!) taleplerini geri çevirmiş ve iki yıldan az bir zamanda uyguladığı akılcı politikalarla ekonomisini düzlüğe çıkarmayı başarmıştır.

 

            Seçimle iktidara gelen ve yaklaşık 20 yıldır ülkeyi yöneten Başbakan Mahattir’in uyguladığı başarılı politikalar sonucu ülkeye çok sayıda yabancı yatırımcı gelmiş ve 60 milyar dolardan fazla dolaysız sermaye girişi sağlanmıştır. Ortalama % 8,6’lik büyüme hızı yakalanmış ve kişi başına düşen milli gelir 5 bin dolara çıkmıştır. Ayrıca ülkeyi bir cazibe merkezi haline getirmek, dünyanın dikkatini olumlu manada çekmek için birçok proje başlatmış ve birçoğunu tamamlamıştır. 452 metre yüksekliğindeki dünyanın en büyük ikiz kulelerinin inşa edilmesi projesi bunlardan birisidir. ‘Petronas İkiz Kuleleri’ olarak anılan binalar 1998 yılında tamamlanmış ve Malezya adının tüm dünyaca duyulmasını sağlamıştır.

 

            Dünya kauçuk rezervlerinin % 60’ini elinde bulunduran ve en büyük palm yağı üreticisi olan Malezya orman ürünleri bakımından da önemli bir konuma sahiptir. Bununla birlikte toplam ihracatının % 57.7’sini elektrik ve elektronik ürünler teşkil etmektedir. Bu gün hiç bir dış borcu bulunmayan ülke, 170 milyar dolarlık dış ticaret hacmi ve +25 milyar dolarlara varan dış ticaret dengesi ile dünya ticaretinde en büyük ilk 20 ülke arasında bulunmaktadır.

 

            Malezya dış politikasında Batı aleyhtarı milliyetçi unsurlar mevcuttur. Adil bir uluslararası ekonomik ve siyasi birim ihtiyacı, globalleşme politikalarının gelişmekte olan ülkelere zarar vereceği hususu, insan hakları gibi alanlarda Batı tarafından uygulanan çifte standartlar, BM sisteminin ıslahı gibi konular Malezya tarafından sıkça işlenen temalardır.

 

            Bununla birlikte, söz konusu alanlarda Batı aleyhtarı çıkışlara rağmen, Batı ve ABD ile pragma tik ilişkiler sürdürülmektedir. Nitekim 1997 Asya ekonomik krizinin ardından Başbakan Mahattir krizin sorumlusu olarak ‘ABD, Batı ve onların ekonomik vurucu gücü’ diye nitelendirdiği Corc Soros gibi uluslararası spekülatörleri açıkça ve ağır bir dille suçlayan birçok demeçler vermiş, Mahattir’in sözleri uluslararası basında büyük yankılar uyandırmış ve bir süre karşılıklı suçlamalar içeren demeçler trafiği yasanmışsa da Batıi ve ABD ile ilişkiler hayati bir şekilde etkilenmemiştir ve etkilenmemesine de dikkat edilmektedir.

 

            Benzer bir durum 11 Eylüldeki Newyork Dünya Ticaret Merkezine teröristlerce yapılan eylemlerin ardından tekrar yaşanmıştır. 11 Eylül terör eyleminden sorumlu Khalid Al Mirdhar ve Nawaz Al Azmi isimli teröristlerin 2000 yılı Ocak ayında Malezya’ya uğradıklarının anlaşılmasıyla ABD’li yetkililer ve Batı basını tarafından, Malezya’nın teröristlerin karar verme ve eylemlerini planlama aşamalarında kullandıkları bir karargah olduğu şeklindeki suçlamalara karşı Başbakan Mahattir: anılan şahısların söylendiği gibi 11 Eylül öncesi sadece Malezya’da değil; Hollanda’da ve İsviçre’de de bulunduklarını, ancak henüz hiçbir suç islememiş ve hakkında uluslararası bir takibat bulunmayan bu şahıslar için herhangi bir işlem yapmanın hukuki olmadığını, eğer  bu şahısların Malezya’da bir müddet turist olarak bulunduklarından dolayı Malezya için ‘terör üssü’ denecekse, aynı tabirin İsviçre ve Hollanda için, hatta ABD için kullanılması gerektiğini, zira bu şahısların ABD’de 3 ay kalarak uçak eğitimi aldıklarının ortaya çıktığını, son zamanlarda terörizm tarifinde, sadece Müslüman ülkeler ve Müslümanlara atıfta bulunulduğunu, gerçekte her dinin mensuplarından teröristlerin olduğunu, İsrail’in Filistinlilere ve Rusya’nın Çeçenlere karşı yaptıklarının birer terörizm olduğunu, bu bağlamda Nisan ayı başında Malezya’da uluslararası bir toplantı düzenlenerek, terörizm konusunun görüşüleceğini ve terörizmin tarifinin belirleneceğini ifade etmiştir.

 

            Malezya, gerek ulaştığı ekonomik seviye ve iktisadi güç ile gerekse bölgede, İslam ülkeleri arasında ve dünya siyasetinde etkin bir yer edinme hedefine yönelik politik çıkışları ve eylemleri ile dünyanın dikkatini üzerine çekmektedir.

 

            Nitekim, uluslararası bir çok konjekturel iktisadi teoriye göre, ‘iktisadi güç ve siyasi liderlik’ sürekli dünyanın bir bölgesinde sabit kalmayıp, doğudan batıya doğru ivme kazanarak hep yer değiştirmiştir. Bu senaryolara göre Doğu Asya kıyılarından başlayan iktisadi güç ve siyasi liderlik, yüzyıllar boyunca Çin, Orta Asya, Anadolu ve Avrupa’dan sonra Atlantik’in bati yakasına; Amerikaya geçmiştir. Ancak günümüzde bu iktisadi güç ve siyasi liderlik, tam bir dönüşünü tamamlayarak Asya-Pasifik bölgesinde zemin bulmaktadır. Bu gelişmeyi dikkatle takip eden gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler bu olayı kendi lehlerine çevirmek, en azından uzunca bir zaman için geciktirmek ya da birleşerek daha güçlü karşı koyabilmek için bölgesel entegrasyonlara gitmektedirler. Daha önce eski Doğu Blok’unun siyasi ve askeri tehdidine ve ABD’nin iktisadi rekabetine karşı kurulan Avrupa Birliği, son zamanlarda ilgisini Asya-Pasifik bölgesi üzerine yoğunlaşmaktadır. Sonuç olarak ülkemizin de Asya-Pasifik’te yaşanan bu gelişmelerden kendine pay çıkarması, başta Malezya olmak üzere bu bölgedeki tüm ülkelerle ilişkilerini geliştirmesi, sağlamlaştırması ve çeşitli, iktisadi / siyasi organizasyonlar, anlaşmalar ve hatta entegrasyonlarla daha ileri düzeye taşıması gerekmektedir

 

            Selam, sevgi, dostluk ve muhabbetle...

 

 

 

T Ü R K   P O L İ S İ N E ! Dün Sizin Hali Tavrınızda Mertlik ve Erkeklik, Yürüyüşünüzde İntizam ve Ciddiyet, Size Olan Haklı İtimadı Kuvvetlendirdi ve Herkesi Memnun Etti. Çünkü Herkes Biliyor ki ve Bilmelidir ki, Polis ve Jandarma Kuvvetleri Vatandaşlara Huzur ve Sükun Temin Eden, Cumhuriyetin Kanunlarına ve Medeniyet Düşmanlarına Karşı Kullandığı Bir Kalkandır... M.Kemal ATATÜRK

 
 BAŞVURU KOŞULLARI
   Polis Akademisi
   Polis Koleji
   PMYO
 LİNKLER
   Polis Akademisi
   Emniyet Teşkilatı
   Kamu Kuruluşları
   Polis Radyosu (Canlı)
   Polis Haber Sitesi
   Polis Dergisi
 İNTERAKTİF
   Okul Bilgi Sistemi
 ANKET
Polis Meslek Yüksek Okulumuzun Web sitesini beğendiniz mi?
 Evet  
20143 oy
  88%
 Hayır  
2555 oy
  11%

Bu ankete 22698 kişi katıldı.

        

 

 

 

Bu Site 01 AĞUSTOS 2008 Tarihinden itibaren Toplam 804040 Kez Ziyaret Edilmiştir
Bu site en iyi internet explorer ve 1024X768 çözünürlükte görüntülenebilir
Tasarım ve Kodlama:
BİLGİ İŞLEM BÜRO AMİRLİĞİ / İstanbul - 2008
©