Ana Sayfa     |     ISO 9001:2000        |        Ziyaretçi Defteri   | Öğrenci Bilgi Sistemi       |        Mezunlarımız        |        İstatistikler        |      İletişim      |       English
GENEL BİLGİLER
 Türk Polis Tarihi
 Okulumuz Tarihi
 Şükrü BALCI Kimdir
 Görev Yapmış Müdürlerimiz
 P.M.Y.O Kuruluş Şeması
 İdari Personelimiz
 Basında Okulumuz
 AKADEMİK BİLGİLER
 Akademik Takvim
 Okutulan Dersler
 Eğitim Kadrosu
 SOSYAL FAALİYETLER
 Sosyal Etkinlikler
 Kol Faaliyetleri
 Konferanslar/Seminerler
 Ziyaretler
 Okul Polisi Projesi 
 U.Gençlik Ödülü Programı
 OKUL FOTOĞRAFLARI
 Uydu Fotoğrafları
 Okul Kuşbakışı Görünümü
 Deprem Güçlendirme 
 Okulumuz Krokisi
 Fotoğraf Galerisi

AKADEMİK ETKİNLİKLER

 Makaleler
 Personelimizin Yayınları
 Akademik Personelimiz
 Yenisey Polis ve Hukuku
 BAŞVURU KOŞULLARI
 Polis Akademisi
 Polis Koleji
 PMYO
 

 

 Akademik Etkinlikler > Makaleler > TÜRKİYE'DE POLİSİN İFADE ALMA YETKİSİ VE GÜNCEL SORUNLAR


RAMAZAN ERDOĞAN
BAŞKOMİSER
ÖĞRETİM GÖREVLİSİ
İSTANBUL ŞÜKRÜ BALCI POLİS MESLEK YÜKSEKOKULU
e-posta: ramazan_erdogan@hotmail.com


TÜRKİYE'DE POLİSİN İFADE ALMA YETKİSİ VE GÜNCEL SORUNLAR


        TÜRKİYE'DE POLİSİN İFADE ALMA YETKİSİ VE GÜNCEL SORUNLAR
Hukuk düzenimizde, devletin tanımak, saymak veya dayanmak zorunda olduğu (Any. m.2), doğumla kazanılan, insanın vazgeçilmez, temel hakları vardır. Devlet temel görevini yerine getirirken, en başta kendi kurum ve kuruluşlarının ve kendinin istihdam ettiği kişilerin insan haklarına saygılı olmasını sağlamak zorundadır. İnsan haklarına saygılı olması gereken kurumların başında; elbette işi icabı, devletin silahlı bir kuvveti olan polis teşkilatı ve bu teşkilatın mensupları gelmektedir.

        Polis görev ve yetkisi 4.7.1934 tarihinde çıkarılmış olan 2559 tarihli Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu ile düzenlenmiştir.
PVSK’ nunun, 1. maddesinde, polis görevinin neden ibaret olduğunu göstermiştir. Kanunun 1. maddesinin 1.fıkrasına göre, polisin “ asayişi, amme, şahıs tasarruf emniyetini ve mesken masuniyetini korumak, halkın ırz, can ve malını muhafaza ve ammenin istirahatını temin etmek, ayrıca, yardım isteyenlere, yardıma muhtaç olan çocuk, alil ve acizlere yardımda bulunmaktır ”. Kanun bundan başka, 1. maddesinin 2. fıkrasında, “ kanun ve nizamnamelerin polise verdiği vazifeler ” i de polis görevi saymıştır.

        Polis insan haklarının teminatı olmak zorundadır. Bu, hukuk devleti olmanın zorunlu bir sonucudur. Hukuk devleti ile insan hakları arasındaki bağlantı ancak yargı faaliyetinde polis faaliyetinin net bir biçimde ayrılması halinde mümkün olabilecektir.

        Polisin faaliyeti aslında salt idari bir faaliyettir. Gerçekten, idarenin faaliyetleri içerisinde en önemli ve en temel faaliyet polis faaliyetidir. Bu, en genel anlamda, kişi güvenliğinden mülkiyetin korunmasına, halkın ahlakından beşeri toplulukların esenliğinin sağlanmasına kadar olan alanı kapsayan kamu düzeninin korunmasına ilişkin faaliyetlerdir.

        Kamu düzeninin korunması, bir yerde polisin varlık nedenidir. Yatağımızda rahat uyuyabiliyorsak, bunun nedeni, kamu düzeninin korunmasıdır. Polisin suçları önleme görevi, idarenin düzenleyici işlemleriyle ya da kanunla sağlanabilir. Ancak, hukuk devletinde esas olan, polisin görevinin kanunla sağlanmasıdır. Bu, polis faaliyetinin kaynağının kanun olması demektir.

        Bugün polis, toplumun refahı, ilerlemesi hususlarını engelleyen durumları ortadan kaldırmak zorundadır. Böyle olunca, polis faaliyetinin alanı daha da genişlemiş, dolayısıyla kamu düzenini ve güvenliğini sağlamak yanında, toplumda insanı sahipsiz ve yalnız bırakmamak da polisin görevi olmuştur.

        Demokratik bir hukuk düzeninde polisin görevi, kamu düzeni ve güvenliğini sağlamak yanında, herkesin tanınan temel hak ve hürriyetlerden en iyi bir biçimde ve eksiksiz yararlanmasını temin etmektir. Polis, bugün toplumun hizmetinde olduğu kadar, kişinin de hizmetinde olmaktadır. Bundan ötürü, polis faaliyetini, artık insan haklarının bir engeli olarak değil, insan toplum karşıtlığı içerisinde insan haklarının teminatı olarak algılamak gerekmektedir.

        Hukuk düzenimizde “ polis faaliyeti ” denen idari faaliyeti belirleyen özellik, polis görevi ve yetkisinin, kanundan doğması, yani polis görev ve yetkisinin kaynağının kanun olmasıdır. Bir devlet hukuk devletiyse, o devletin hukuk düzeninde polisin görev ve yetkisi ancak kanundan doğabilir, aksi takdirde, hukuk devletinden söz edilemez.
 

1- HAZIRLIK SORUŞTURMASINDA POLİSİN ROLÜ

        Hazırlık soruşturmasının gayesi, kendisinden sonra gelen son soruşturmayı hazırlamak, bir diğer söyleyişle onun daha iyi, daha çabuk, daha teminatlı yapılabilmesini sağlamaktır. Gayenin bu şekilde ifadesi, her müşahhas ön soruşturmadan muhakkak son soruşturmaya geçileceği manasına gelmez. Müşahhas muhakemede son soruşturmaya lüzum olmadığı anlaşılabilir.Bu takdirde, bünyenin göreve uygunluğu prensibi gereğince, son soruşturmadan vazgeçilecek ve muhakeme hazırlık soruşturma ile sona erecektir.[1]

        Hazırlık soruşturması, suç şüphesinin öğrenilmesi üzerine, devletin koğuşturma organlarının harekete geçmesiyle başlayan ve bu şüphenin kamu davası açmaya yetecek kadar kuvvetli olup olmadığının araştırıldığı ceza muhakemesi safhasıdır.[2]

        Ceza muhakemesinin bu aşaması tüm taraflar için büyük öneme sahiptir. Gerçekten de, ilk adımlar genellikle belirleyici olduklarından, burada mümkün olan tüm itina gösterilmelidir.

        Son soruşturmada zamandan ve emekten tasarruf için, ancak olayın ispatına yarayacak, hakikaten delil olabilecek beyan, belge ve belirtiler mahkemeye sunulmalıdır. Hazırlık soruşturması bu ayıklamayı sağlar.

        Hazırlık soruşturmasını doğuran ihtiyaçların başında mahkemelerin işini azaltmak ve sanığı esassız ithamlardan korumak gelmektedir.
Hazırlık soruşturması, belki son soruşturmaya ihtiyaç olmadığını gösterecek ve muhakeme faaliyeti, uygunluk prensibi gereğince, önsoruşturma ile birlikte sona erecektir. Bu sona eriş hem mahkemelerin işini azaltacak, hem de sanıklar için bir teminat teşkil edecek onları aleni olan son soruşturmada sanık sandalyesine oturmak külfet ve utancından kurtaracaktır.[2]

        Savcının yaptığı soruşturma yani hazırlık soruşturması, iki ihtiyaca cevap vermek üzere ortaya çıkmıştır. Dava açılmasına yer olup olmadığının araştırılması, son soruşturma yapan hakimlerin yükünün teminata zarar vermeden azaltılması amacını taşımaktadır.

        Suç faillerini meydana çıkaracak ipuçlarının araştırılması işinin bir dedektiflik işi olduğunu unutmamak gerekir. Bu durum karşısında, ilk zamanları, savcının hazırlık soruşturmasını isterse kolluğa yaptırabileceği kabul edilmekle araştırma sorununun çözülmesine çalışılmıştır. Bizim kanunun tutumu da budur. Ancak savcının bir çeşit yardımcısı payesi verilen kolluğun bu araştırmayı nasıl yapacağı düzenlenmemiştir.[2]

        Polisin ifade alma işlemini, savcıdan aldığı direktif üzerine yapar. Kanunumuz kendiliğinden ifade almayı, sadece gecikmesinde sakınca olan hallerde kabul etmiştir.[3]

        Son zamanlarda suçların artması o kadar çoğalmıştır ki, bugün bir kısım suçlarda soruşturmayı, idaresi ve sonuç çıkarması ile birlikte, sadece kolluğa bırakmak bir zaruret olmuştur.
Hazırlık soruşturması organlarının başında savcılık gelir. Savcının görevi kaide olarak soruşturmayı idare eden ve sonuç çıkarmadan ibarettir. Hazırlık soruşturmasının özünü teşkil eden bilgi edinme ve araştırma ayrı bir tekniği gerektiren kolluk işidir. Bu itibarla suç kolluğu hazırlık soruşturmasının başlıca organlarından biridir.

        Savcının suç kolluğu tarafından yapılan soruşturmayı idaresi tatbikatta çok defa kağıt üzerinde kalmakta, savcılar soruşturmaları kolluğa havale ile yetinmekte ve sonunda gerekli sonucu çıkarmaktadırlar.
İlerde delil olabilecek şeylerin ve delil kaynaklarının araştırılması demek, ipuçlarını aramak, onlar vasıtası ile suçu işlediğinden hakikaten şüphelenilecek kimseyi bulmak demektir ki bu da özellikle kolluk işidir. Kanun bunu kolluğa vermiştir. Kolluk suçu öğrenince, arayıp bulunca, delilerin karartılmaması için gerekli tedbirleri alacaktır.

        Araştırmanın özellikle kolluk işi olması, suç kolluğunun araştırmasını idare eden savcının aynı işlemleri bizzat yapabilmesine elbet engel değildir.
3005 numaralı meşhut suçların muhakemesi kanununa göre kolluk, ağır cezalık işlerde sadece suç delil ve izlerinin muhafazası için tedbir aldığı halde, ağır cezalık olmayan işlerde maddi sübut vasıtalarını elde edip aynı günde savcılığa teslim eylemekle görevlidir.

        Hazırlık soruşturmasının temel yapısal sorunu, bu muhakeme aşamasının tamamen veya esaslı olarak savcılığın veya / ve polisin elinde olup olmamasına dayanmaktadır.

        Karşılaştırmalı hukukta bu konuda değişik modeller bulunmaktadır. [4] Bunlar;
İlki, hazırlık soruşturması veya onun önemli kısmının polisin elinde olduğu modeldir: İngiltere de polis, hazırlık aşamasının hakimidir.; polis, soruşturmalar ve delillerin toplanmasından tek başına sorumludur. Aynı durum ABD de geçerlidir; burada da polisin hazırlık aşamasında delillerin toplanmasında, savcılıktan bağımsız olarak meşguldür. Danimarka’da da 1978’ den beri polis makamları (şüphesiz Adalet Bakanlığının denetimi altında), polis işleri denilen basit olaylarda davayı açarlar ve diğer olaylarda soruşturmalarının sonuçlarını dava açmak üzere savcılığa devrederler.

        İkinci model, savcılığın bireysel olaydaki talimatıyla bağlı olmak üzere, polisin asli bir yetkisi şeklinde ortaya çıkar. Fransız polisi cumhuriyet savcısının talimatlarını soruşturma faaliyetlerinde dikkate almak suretiyle kendi yetkisine sahiptir.
Üçüncü model ise Almanya ve Türkiye’de ki, kanuna göre savcılığın, fakat gerçekte polisin hazırlık soruşturmasının hakimi olduğu sistemdir. Hollanda’da da bu sistem geçerlidir.
Dördüncü model ise, 1989 reformundan sonra İtalya’da geçerlidir. Burada,adli polis kendi insiyatifi, ihbar veya adli makamların talimatıyla soruşturmaya girişir. Bunun yanında savcılığın koğuşturma hareketleri öngörülür. Bu sistem, Anglo—Amerikan ve kara Avrupa sı sistemlerini bağdaştırmayı denemiştir.
Soruşturma ile ilgili olarak mağdur, şüpheli veya muhbir durumundaki şahısların suç hakkında bildiklerini, gördüklerini ve duyduklarını açıklamalarına İfade denir. Gördüğü, yaşadığı bir olayı nakleden kişilerle ilgili olarak yapılan bilimsel araştırmalar 1812 tarihinde yazılmış eserlere kadar geriye gider.
 

2- POLİSİN İFADE ALMA YETKİSİ


        Bir suç şüphesi nedeniyle sanığa karşı yürütülen hazırlık soruşturmasında, kolluk ve savcı tarafından sanığın ifadesi alınır.

        İfade almanın ya da ifadenin iki önemli fonksiyonu vardır. [5]
Birincisi, alınan ifadenin sonucu olarak yeni esaslı gerçeklerin tespiti ve araştırılan olayla ilgili karar verilmesidir. Bu şekilde, koğuşturulan olayla ilgili olarak tespitler ve araştırma şekillenebilir. Örneğin, olaya karışmış başka kişiler varsa, onların yakalanması mümkün olur.

        İkincisi ise, alınan ifadeler yapı taşlarına benzer deliller olarak, daha sonra savcılığın son soruşturma aşamasında ispatı yürütmesinde ve yapılan muhakemede delillerin değerlendirilmesinde dayanak teşkil etmesidir.

        İşte hazırlıkta alınan ifadeler vasıtasıyla yönlendirilen soruşturmanın sonucu olarak elde edilen yapı taşları ile gelecekteki delil binası şekillenir.
Hazırlık soruşturmasında kendisine önemli görevler düşen makamlardan biri de kolluktur. Kolluk kanunların ihlal edilmesini önleyen ve ihlal edenlerin de cezalandırılması için onları delilleri ile birlikte savcılığa teslim eden kurumdur.[6]

        Savcı, bir suçla ilgili araştırma işlemlerini bizzat kendisi yapabileceği gibi kolluk makam ve görevlilerine de bu işleri yaptırabilir. ( CMUK 154 )
Özellikle günümüzde suçluların hızlı bir şekilde arttığı düşünülünce, bütün suç şüphesi taşıyan olaylarla ilgili araştırmaların bizzat savcılarca yapılamayacağı kolaylıkla anlaşılır. Ancak kolluğun bu faaliyetlerinde savcının hukuki kontrol mekanizmasına bağlı olması kabul edilmiştir.

        Suç kolluğu hazırlık soruşturması sırasında yapılan araştırma işlemlerini yürüten makam olduğundan, olay ile ilk defa temasa geçen koğuşturma organıdır. Suça ilişkin araştırmaların yapılmaya başlaması ile hazırlık soruşturması da başladığından, suç kolluğunun bu aşamada yaptığı işlemlerin ayrıntılı olarak düzenlenmesi ihtiyaç olarak kendisini hissettirmektedir.

        Hazırlık soruşturmasında bir kişiye suç isnat edilmesine gerek bulunup bulunmadığı araştırılacaktır. Bir ön eleme yapılması bilfiil olarak bulunmayan savcıların emek ve zamanlarından tasarruf sağlar.
3842 Sayılı yasayla değişik CMUK’ nun 154/2. madde gereğince “ Bütün zabıta memurları el koydukları olayları, yakalanan kişi ile uygulanan tedbirleri Cumhuriyet Savcılıklarına derhal bildirmek ve C. Savcılığının adliyeye ilişkin işlerde bütün emirlerini yerine getirmekle yükümlüdür. Cumhuriyet Savcıları emirleri yazılı olarak verir, acele hallerde sözlü emirde verebilirler ”.

        Sözlü emri verdiği durumlarda Cumhuriyet Savcısı vermiş olduğu emirlerden zabıta amirini haberdar eder. Cumhuriyet Savcısının emri üzerine yakalanan kişiler, olayın sanık ve tanıkları, yapılan işlemlere ait evrakla birlikte belirtilen gün, saat ve yerde zabıta kuvvetlerince hazır bulundurulacağı öngörülmüştür. Bütün zabıta makam ve memurları C. Savcısı adına adli görev yapmaktadır. Hazırlık soruşturmasında asıl görevli C. Savcısıdır. C. Savcısının haberi olmadan bir kimsenin yakalanması ve nezarette tutulması zabıta makam ve memurlarını işkence yaptıkları isnadı altında tutulacağı cihetle 154. madde değiştirilmiş C. Savcısına daha fazla hakimiyet tanınmıştır.

        Savcılık uygulamada genellikle polisle olan ilişkilerini adli görev yapmakla görevlendirilen şube müdürlükleri veya ilçe jandarma komutanlıklarına vermektedirler.[7]
Hazırlık soruşturmasında sonuç çıkarmak yetkisi C. Savcısına aittir. C. Savcıları uygulamada hazırlık soruşturmasını bizzat idare etmekte, soruşturmayı yürütme işini iş yoğunluğu sebebiyle kolluğa devretmektedir. Aynı zamanda bazı suçlarda araştırma görevi teknik bir mahiyet göstermekte ve dedektifi gerektirmektedir. Hazırlık soruşturması sırasında işlenen suçla ilgili beyan, belge ve izler araştırılır ve tespit edilmeye çalışılır. Bu devrede adli kolluk ilerde delil olabilecek şeyleri elde etmeye çalışır. [8]

        Çoğu olayda savcının bir suç şüphesinin mevcut bulunduğunu ve bir araştırma yapılmış olduğunu ancak kolluk tarafından yapılan araştırmalar bittikten sonra öğrenmesi gerçeği karşısında, denebilir ki, hazırlık soruşturmasının hemen tamamı kolluk tarafından yürütülmektedir. Bu ise şüphesiz, kolluğun hukuki ve mesleki yönden çok daha iyi eğitilmesini zorunlu kılmaktadır. Ancak bu sayede koğuşturma makamlarıyla, daha doğrusu kollukla karşılaşmak durumunda kalan bireylerin hak ve hürriyetleri korunabilir.

        Oysa kolluğun durumu ve imkanları buna uymamaktadır. Uygulama şartlarının ortaya çıkardığı bu gerçek, her türlü teknik imkanlarla donatılmış, suçların ve suç faillerinin araştırılmasında, sorgu ve her türlü delil toplamada uzman, hepsinden de önemlisi, insan haklarına saygılı bir teşkilatın; suç kolluğunun kurulmasını zorunlu kılmaktadır.[9]

        Polis ifade alırken ya önleme yetkisi ile veya idari yetkisiyle soru sormaktadır. İki görev arasındaki geçiş aşaması olan istihbarat da söz konusu olabilir. Polisin ifade alması tanık dinlemek niteliğinde olmadığı gibi, sanığın sorguya çekilmesi de değildir. Bir çuval pirincin içindeki taşları ayıklamada olduğu gibi, polis bir çok kişiye soru soracak, içinden önemli olanları ayıklayacaktır. Amaç ipucu yakalamak ve bunu takip etmektir. Polis görev alanına giren konularda, ihtiyaç duyduğu bilgileri gerçek ve tüzel kişilerden her türlü kurum ve kuruluştan isteyebilir. Bu isteğe uymak ve eksiksiz ve doğru olarak, zamanında bilgi vermek mecburiyeti vardır. Polis yaptığı tahkikat esnasında, ifadelerine ihtiyaç duyduğu kişileri çağırarak, onlara lüzumlu olan şeyleri sorar. (PVSK m.15)

        Polisin ifade alma yetkisi ya idari soruşturmadan, ya da adli soruşturmadan kaynaklanabilir. Polis tarafından ifadesi alınacak kişiler şunlardır: Suçtan zarar gören mağdur, şikayetçi, olayı ihbar eden kişi, tanık, suçu işlediği zannedilen şüpheli ve bilgi ve görgüsüne gerek duyulan diğer kişiler.[10]

        İfadesi alınmak üzere karakola davet edilen kişilere, gelecekleri gün önceden belirtilmelidir. Geçerli bir özrü olup da başka bir zaman gelmek isteyenlerin istekleri olumlu karşılanmalıdır. İfadesi alınırken önce kimlik tespiti yapılmalı, zor kullanılmamalı, birden fazla kişinin ifadesi alınacaksa, yan yana bulundurulmamalıdırlar.

        Polis ifade alma faaliyetini yalınızca polis karakolları veya merkezlerinde gerçekleştirmez. Her ne kadar PVSK’ nun ifadesinde böyle bir anlam çıkmakta ise de, polis ifade alma faaliyetlerini, karakol dışında da sürdürür. Suçun işlendiği yerde veya karakol dışında yapılan bu faaliyete de ifade alma denbr> Polis alt kültüründeki soyutlanma ve şüphecilik özellikleri, suç teşkil eden fiille ilgili herkesi zanlı sınıfına sokar. Çoğu zaman, suç mağduru dahi, polis için zanlılardan biridir. İfade alma sırasında polis, özellikle şüphelendiği kişilerden ikrar elde etmeğe çalışır. Polis alt kültürünü incelediğimiz zaman görmüş olduğumuz gibi, polis etkin olabilmek için ifade alma sırasında hile yapabilir.[11]

        İfade alma, suça ilişkin gerçeği ortaya çıkarmak için kullanılan bir araçtır. Polisteki soyutlanma, şüphecilik ve hile özellikleri, ifade almayı, gerçeği ortaya çıkarma faaliyeti olmaktan çıkarıp, ikrar elde etme çabası haline sokabilir. Bu sebepten, ifade almayı yalnızca bir araç olarak değerlendirip, dikkatli kullanmak gerekir. İfade alma, çoğunlukla polis kontrolü altındaki yerlerde gerçekleştirildiğinden, ifade veren bakımından maddi ve manevi baskılar söz konusu olabilir.[12]

        Memurların muhakemesinde ön soruşturma idare tarafından yapılır. Burada bir soruşturmacı görevlendirilir ve ifade alınır. Bu tür ifadeler değerlendirilirken ifade alanın amir olduğu ve kurum içi çatışmalar bulunabileceği göz önünde tutulmalıdır.

Polisin ifadesini almak üzere çağırdığı kişi, geniş anlamda sanık ise veya tanıklıktan çekinme yetkisine sahip olabilecek bir kişi ise, ifadenin alınmasından önce bu kişiye sahip olduğu haklar öğretilir. Geniş anlamda sanığın susma hakkı vardır. Bu mecburiyet ‘ haklarını öğrenme hakkının ’ gerçekleşmesine yarar.

        Mehaz kanunda 1964 yılında yapılan değişiklikle, sanık sıfatı ile poliste ilk defa ifadenin alınmasından önce, ‘ isnadın açıklanması ’ ve daha sonra da, ‘ isnat hakkında açıklama yapmak veya olay ile ilgili olarak hiçbir şey söylememek ve her zaman, hatta ifade vermezden önce seçeceği bir müdafie danışma ’ haklarına sahip bulunduğunun öğretilmesi mecburi hale getirilmiştir.[13]

        İfadesi alınırken, sanık hakkında yasak sorgu metotları da uygulanamaz.
Başarılı bir ifade almanın esaslarını şu şekilde sıralamak mümkündür.


        1.En temel kural, sanığın ruhi durumunu tespit etmek ve sonra ona, onun seviyesinde yaklaşmak, yani sanığı kendine çekmektir. Burada bağlantı noktası, sanığın düşünce hazinesinin araştırılmasıdır.
        2.İfade alan, sanık ile devamlı olarak bakışları ile bağlantı kurmak zorundadır.
Belkide en önemli koşul, ifade almadaki güven unsurunu harekete geçirici bir atmosfer yaratılmasıdır.
        3.İfade alma, acele ile bitirilmek zorunda olmadan, sakin gerçekleştirilmeli ve sinirlenilmemelidir.
        4.Sorular sanık tarafından değil ifade alan memur tarafından sorulmalıdır.
        5.İfade alan, sanık karşısında ihtiyatlı olmak zorundadır. O, bütün gerçekleri bilmeden ve tanımadan, sanığın ifadesini acele bir şekilde özetlemekten kaçınmalıdır.
        6.Başarılı bir ifade alma için diğer bir ilke ise, ifade alanın ifade almayı iyi bir şekilde sevk ve kullanılan dilde açıklıktır.
        7.İfade alanın, sanığın kişiliği ve fiil konusunda, mümkün olduğu kadar çok bilgi sağlanmasının ayrıca önemi vardır.
 

3-İFADE ALMADA İZLENMESİ GEREKEN USÛL


        Geniş anlamda sanığın polis tarafından ifadesinin alınmasında yapılacak ilk işlem, kimlik tespitidir. İfadesi alınan kişinin, adı, soyadı, baba ve ana adı, doğum yeri, tarihi, nüfus kaydı, yaşı, ikametgahı, mesleği, medeni hali, daha önce suç işleyip işlemediği belirlenir. (CUMUK m. 135) Daha sonra sanığa yüklenilen suçun ne olduğu bildirilir ve bu hususta cevap vermek isteyip istemediği sorulur. (CUMUK m. 135/1)

        İfadesi alınacak olan kişiye isnat edilen suç anlatılır. (CUMUK m. 135/2) Müdafi tayin hakkının bulunduğu bildirilir. Kendisi, müdafi tayin edebilecek durumda değilse, baro tarafından tayin edilecek bir müdafi talep edebileceği ve yakınlarından istediğine yakalandığını duyurabileceği söylenir. (CUMUK m. 135/3)

        İfadesi alınan kişinin susma hakkı vardır. (CUMUK m. 135/4 ) Bu nedenle ona, kendisine isnat edilen suç hakkında açıklamada bulunmasının kanuni hakkı olduğu söylenir.

        İfadesi alınacak olan kişinin lehindeki delil toplanmasını talep etme hakkı vardır. (CUMUK m. 135/5) Bu hak, kendisine hatırlatılmaktadır. Ayrıca aleyhine varolan şüphe sebeplerini ortadan kaldırmak için lehine olan hususları ileri sürmek imkanına da sahip olmaktadır. Ayrıca ifade verenin, şahsi halleri hakkında bilgi alınacaktır.

        Kanunumuzun CUMUK 135. maddesi, ifade veya sorgunun, bir tutanakla tespitini öngörmektedir. Bu tutanakta işlemin yapıldığı yer ve tarih, hazır bulunan kişilerin isim ve sıfatları, ifade verenin açık kimliği, ifade sırasında kanunda öngörülen işlemlerin yerine getirilip getirilmediği, yerine getirilmemişse, bunun sebepleri yazılır. Tutanak ilgili kişiler tarafından imzalanır. İmzadan imtina halinde, bunun nedenleri tutanakta yer alır.

        Alman hukukunda da şüphelinin ifadesinin alınması, yeni eklenen maddelerle düzenlenmiştir. Şüpheli olan bir kişinin polis memurları tarafından ilk defa ifadesi alınırken kendisine isnat edilen fiil açıklanacak, ifadenin alınması sırasında ise sorguya ilişkin hükümler olan 136 ve 136 a maddeler uygulanacaktır. 136 a madde yasak sorgu metotlarını düzenlemekte olup, kanunumuzda benzer bir hüküm bulunmamaktadır.

        Hazırlık soruşturmasında, ilerde mahkeme önünde delil olabilecek şüphe sebepleri toplanmaktadır. Delillerin toplanmasında uyulması gereken ilkelerden biride ‘doğruluk’ kuralıdır. Bu kural milletlerarası antlaşmalar (İHEB 5,12; İHAS 3,6ve 8), anayasa ve ceza muhakemesi kanunu ile düzenlenmiştir.

        Delillerin toplanması sırasında vücut bütünlüğüne, özel hayatın gizliliğine ve savunma hakkının korunmasına saygı gösterilir. Hile veya tehdit ile elde edilen deliller hukuka aykırı delil sayılır. Suçun topluma verdiği zarar ile, delillerin toplanması için uygulanan metotların topluma verdikleri zarar arasında bir denge kurulması gerekir. Eğer ki zarar birbirine eşitse, doğruluk kuralının ihlal edildiği kabul edilmelidir.[14]

        Delillerin toplanması sırasında hile yapılmasını kabul etmeyen Erem, hilenin hakimin gerçeğe ulaşmasını güçleştireceğini belirtmektedir.[15]

        Kolluğun ifade alırken nasıl davranması gerektiği, yukarıdaki ilkeler göz önünde tutularak kanunla düzenlenmelidir. Nitekim 1959 tarihli Fransız kanunu ifade almanın başladığı ve bittiği saatlerin tutanakta gösterilmesini öngörmüştür. Ayrıca savcının istek üzerine nezaret altında bulundurulan kimseyi muayene etmesi için bir hekim görevlendirmesi kabul edilmiş, 24 saatten fazla kollukta nezaret altında tutulan kişinin savcıya götürülmesi ve saccı tarafından dinlenmesi hükmü getirilmiştir.[16]

        Bizde de, ifadesi alınmak üzere ceza ve tutukevinden alınan kişiler kaldıkları sıradaki durumlarının doktor raporuyla tespit edilmesini isteyebilirlerdi. 1985 yılında 3233 sayılı kanunla PVSK nun 15. maddesine eklenen bu hüküm daha sonra Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir. Bu düzenleme Federal Almanya’da halen vardır ve ifade alma her iki yerde de yapılmaktadır. Bizde iptal edilen müessese daha sonra başka bir kanunla dahil edilmiştir. [17]

4- İFADENİN DELİL OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ AŞAMASI


        Polis tarafından hazırlanan ifade tutanakları duruşmada delil olarak okunmaz. Ancak delillerin doğrudan doğruyalığı ilkesi gereğince, mahkemenin hükme esas olarak kabul edeceği bilgileri, kendi önünde söylenen ifadelerden, tanık beyanından kazanması ve bu bilginin tartışmaya sunulması gerekir.

        Bu nedenle zabıtadaki ifadenin tek başına delil olma özelliği yoktur. Zabıtada baskı yapılarak suçun ikrar ettirilmiş olması ihtimali de mevcuttur. Poliste suçu ikrar eden sanık, bu ikrarı cebir ve işkence altında yaptığını beyan eder, bu hususta bir doktor raporu ibraz eder ve kendisini döven zabıta memurları hakkında da bu fiillerinden dolayı kamu davası açılmış olursa, ikrarın delil olma niteliğini kaybedip kaybetmediğini mahkeme irdelemelidir.[18]

        Bütün bu söylenenlerden sonra akla şu soru gelebilir; Eğer mahkemede delil olma değeri yoksa, polise ifade alma yetkisi verilmesinin ne anlamı vardır? Polisin aldığı ifade, hazırlık soruşturması sırasında ele geçen bilgileri ayıklamak, tasnif etmek, önemli ile önemsizi ayırmak için gereklidir ve vazgeçilemez bir değer taşımaktadır. Alınan ifadeler ile soruşturma ve araştırmaların ilerlemesi sağlanır.

        Bu nedenle, polisin ‘geniş anlamda sanık’, sanık,tanık, veya üçüncü kişilere sorular sorması, aldığı cevaplara göre, araştırma yolunda ilerlemesi gerekir. İleride önem kazanacak ifadeler elde edilirse, ifade sahiplerinin hemen sulh hakimine çıkarılarak, bu ifadeye ‘delil’ değeri kazandırılması önemlidir.

        İfade alınabilmesi için;

        -Adli veya idari suç soruşturması söz konusu olmalıdır.
        -İfadesine başvurulacak kişilerin suçla ilgili gördüğü, duyduğu bilgileri olması gereklidir.

        Soruşturmada olay yerinin incelenmesi, delillerin toplanması ve değerlendirilmesi yanında olayın açığa ve aydınlığa kavuşturulabilmesi bakımından alınacak ifadelerde büyük önem taşımaktadır. Hiçbir soruşturma,bütün tanıklar ve sanıkları sorguya çekilmeden sonuçlandırılamaz. ifade almayı öğrenmek ve öğrenilenleri uygulamak soruşturmayı sağlam temellere oturtturur. Doğru sonuçlar elde edilir. ileride sürpriz tanık ve deliller ortaya çıkmaz.

        Alınan ifadeler ile suçun nedeni,nerede,ne zaman işlendiği,işleniş biçimi, kime karşı işlendiği, suç işleme tarihi suç işlenirken kullanılan alet, suç işlenirken teşvik veya yardım olup olmadığı, olay anında alkol durumu gibi hususlarda detaylı bilgi edinilip gerçek olay meydana çıkartılır.

        Karakol ve şubelerde kapalı odalarda alınan ifadeler yönetmelikle düzenlenmelidir. Bu düzenlemenin amacı, sahte ifade düzenlemesi ve kötü muamele yapılarak ifade alınmasını önlemektir. Teknik ne kadar gelişirse gelişsin ifade almak daima gereklidir. Ancak diğer teknik araştırma metotları geliştirilmedikçe, ikrar önemini muhafaza edilecektir.

        Supreme Court 1936’dan başlayarak, 30 yıl “ İkrarın iradi olup olmadığı ” denetlemişti. Bu denetlemede olayın bütünlüğü göz önünde tutuluyordu. Delil nedeni ile mahkeme görüş değiştirdi. Kimsenin kendisi aleyhine delil vermek mecburiyetinde olmaması kuralı kullanılmaya başlandı. 1943 den itibaren yakalanan kişinin hakim önünde geç çıkartıldığı hallerde, ifade geçersiz sayılmaya başlandı. Bu uygulamaya 1968 tarihli kanun ile son verildi. Sadece iradilik aranmakta iken, ikinci bir unsur olarak müdafile danışma hakkı kabul edildi.

        Karakolda müdafiin yardımından yararlanma hakkını kullanmamışsa ifade geçersiz sayıldı.
İkrarı doğrulayan başka inandırıcı delil bulunmadığı takdirde, mücerret ikrar mahkumiyet için yeterli değildir. [19]

        Bir olayda, duruşma da suçu reddeden ve hazırlıktaki ikrarın zora dayandığını söyleyen sanığın, eylemi işlediğine dair başka deliller olmadığı halde yakınlarının tanıklığına dayanılmak suretiyle hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiştir. [20]

Diğer bir davada; sanık tarafından gösterilen ve olay yerindeki aramaya katılan tanıklarla, tutanağı düzenleyen tanıklar arasındaki çelişki giderilmeden ve jandarmadaki ifadenin zora dayandığını belirterek suçu reddeden sanık aleyhine başka da deliller bulunmadığı halde, taallükatının tanıklığı ve hazırlıktaki ikrarın ve bu ikrarı elde eden tanık anlatımlarının yetersizliği konusunda başkaca kanıtlar aranacağı gözetilmeden hüküm kurulması, bozma sebebi yapılmıştır.[21]
 

5- İFADE ALMADA KARŞILAŞILAN GÜÇLÜKLER


        İfade almada karşılaşılan güçlüklerin başında:

        1-Herhangi bir suç şüphesi üzerine karakola davet edilen kişinin, kendisini ispat edecek herhangi bir belgesinin veya hüviyetinin olmamasıdır. CUMUK m. 135’e göre; sanığın kolluk tarafından ifadesinin alınmasında yapılacak ilk işlem kimlik tespitidir.

        İfadesi alınan kişinin adı, soyadı, baba ve ana adı, doğum yeri, tarihi, nüfus kaydı, yaşı, ikametgahı, mesleği, medeni hali, daha önce suç işleyip işlemediği belirlenir.
Kendisini ispat edecek herhangi bir belgesi yoksa, karakola davet edilen şüpheli hakkında sağlıklı bir kimlik tespiti ve ifade alma işlemi yapılamamaktadır.

        Şüpheli daha önceden herhangi bir nedenle suç işleyen sabıkalı bir şahıs ise ve kendi gerçek kimliğini gizlemek ihtiyacı hissederse, kimliği olmadığı için kolluk kuvvetine yanıltıcı bilgiler vermektedir. Şüphelinin yalan beyanla vermiş olduğu kimlik bilgilerine göre işlem yapılmakta ve şüpheli hakkında sağlıklı bir çalışma yapılamamaktadır. Bu durum polisin gereksiz olarak zaman kaybına neden olmaktadır.

        Şüpheli daha önceden sabıkalı ise ve gerçek kimliği yapılan parmak izi çalışmasından anlaşıldıktan sonra, şahıs hakkında yapılan tüm işlemler boşa gitmekte ve işlemler yeniden düzenlenmektedir. Ayrıca şahıs hakkında yalan beyanda bulunmaktan yasal işlem yapılmakta, şahsın gözetim süresini de göz önüne alır isek, kolluk işlemini yetiştirememektedir. Bu da polisin işgücü kaybına neden olmaktadır.

        2- İfade almada karşılaşılan bir diğer zorluk ise, tanıklarda yaşanmaktadır.

        Tanık, soruşturmaya konu olan suçun işleniş şekli sebebi, yeri, zamanı, vasıtası veya faili hakkında görme, işitme veya diğer beş duyu organları ile edindiği bilgileri aktaran kişidir.
Tanık ifadesi ceza uygulamasında kanıt olma özelliği vardır. Diğer deliller gibi bunun da hukuki geçerliliği hakim tarafından takdir edilir, buna göre karar verilir.
Tanıkların vermiş olduğu bilgiler her zaman güvenilir olmamaktadır. Tanıklar bilerek yada bilmeyerek, isteyerek yada istemeyerek soruşturmayı başka yöne çekebilmektedirler.

        Polisin tanıklar hakkında fazlaca bir yaptırımı olamamaktadır. Hakim kararının yerine getirilmesi amacıyla, usulü dairesine çağırılıp gelmeyen tanıkları CMUK m. 46’da “ Usulü dairesinde çağırılıp da mazeretini bildirmeksizin gelmeyen tanıklar zorla getirilir ve gelmemelerinin sebep olduğu masraflar ile beraber para cezasına mahkum edilir” denilmektedir.

        Zorla getirme yetkisi zabıtaya verilmişse de, bu yetki zabıtanın bizzat araştırma yaparken başvuracağı bir yetki olamamaktadır. Bu da polisin yapmış olduğu hazırlık soruşturmasını olumsuz yönde etkilemektedir.

        3- CMUK’nun 136. maddesinde; yakalanan kişi veya sanıklar, soruşturmanın her hal ve derecesinde, bir veya birden fazla müdafiin yardımından faydalanabilir. Kanuni temsilcisi varsa o da yakalanan veya gözaltına alınan sanığa bir müdafii seçebilir.

        CMUK’ nun 138. nci maddesinde; “Yakalanan kişi veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, talebi halinde baro tarafından kendisine bir müdafi tayin edilir” denilmektedir.

        Baro tarafından gönderilen nöbetçi avukata ulaşmak mümkün olmamakta ve kendisine ulaşıldığı durumlarda avukatın karakola ulaşması saatler alabilmektedir. Bazı durumlarda, gece 24 den sonra yakalanan sanık için avukat çağırılmakta ve bu saatten sonra avukat ancak sabaha doğru karakola ulaşmaktadır.Bu durum şüphelinin gözetim süresini dikkate alırsak olumsuz etkilemektedir.

        Ayrıca karakola gelen avukat, şüpheli adına sorulara cevap vererek sorgulamayı imkansız hale getirmektedir. Polis bu durumda sağlıklı ve gerçek bilgileri değil de, avukatın sanık adına verdiği bilgileri tutanağa geçirmektedir. Bu durum da polisin elini kolunu bağlamaktadır.

        4- Diğer bir problem, avukatın hukuki yardımından yararlanmanın şüphelinin talebi şartına bağlanmış olmasıdır. Kolluk bu eksikliği pratikte iyi kullanmakta şüphelinin avukatını kullanmaması için telkinde bulunmakta ve bunu da büyük ölçüde başarmaktadır.

        5- Bir diğer sorun CMUK m. 144’de düzenlenen şüpheli ile avukatına başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşme imkanı tanınmasıdır. Bu özellikle organize suçlarla mücadelede avukatın bilgi taşıyıcısı olarak kullanılmasına ve neticede yakalanamayan diğer suç ortaklarının kaçmasına veya delilleri yok etmesine yol açar. Bu nedenle organize suçlarda soruşturmayı yürüten bir kolluk memuru nezaretinde avukat şüpheli görüşmesi sağlanmalıdır.

        6- Ayrıca karakolumuza şüpheli olarak gelen kişi, alkollü veya uyuşturucu madde almış olabilmektedir. Bu durumdaki şüpheliler için alkol ve uyuşturucu madde kullanıp kullanmadıklarının tespit edilmesi için Adli Tıp Kurumundan ekspertiz raporu alınmaktadır. Şüphelinin şuuru tam açık olmadığından dolayı ifadesi sağlıklı olarak alınamamaktadır. Şahsın gözetim süresini de göz önüne alır isek ve de şahsın gözetim süresi dolmadan Savcılığa çıkarılmasını sağlayacak kolluk kuvvetini zor durumda bırakmaktadır.

        Alkollü veyahut uyuşturucu madde alan şüpheli bir şahıs, o andaki iradi dışı hareketi olarak ifade vermek istemediğini ve CMUK m. 135’e göre susma hakkını kullanmak istediğini beyan etmektedir. Karakol bu durumdaki şahsın ifadesinin Savcılıkta alınması için C. Savcılığına sevk etmektedir. Daha sonra şahıs alkol ve uyuşturucunun etkisinden çıkınca ifade vermek istediğini beyan etmektedir. Bu durumda hem polisin hem de C. Savcılığının işi zorlaşmaktadır.

        7- Bir diğer sorun ise, polisin aldığı ifadenin tek başına delil olmamasıdır. Bu durum polisi psikolojik olarak etkilemektedir. Polis bu durumda nasıl olsa delil değil ben kendimi neden yorayım diyebilmektedir. Bu psikolojik etki altında kalan polisin aldığı ifade sağlıklı bir ifade olamamaktadır.

        8- Askerlik çağına gelip de yoklamalarını yaptırmayan kişiler hakkında Askerlik şubeleri tarafından gönderilen yazılarda, şahısların ifadelerinin alınması istenmektedir. İfadeleri alınmak için karakola davet edilen şahıslar, polisin davetine icap etmemektedirler. Bu durumda polis yaptırım gücünü uygulayamamaktadır. Çünkü davet işlemi Savcılık kanalı ile değil de Askerlik Şubesi kanalı ile gelmektedir.

        Bu durumda polisin davetine şahıs icap etmemektedir. Bu tür zorluklar polisin ifade alma işlemini zorlaştırmaktadır.
 

6- ÖNERİLER VE DEĞERLENDİRME


        Kollugun ifade alma sırasında karşılaştığı problemlerin çözümü için bazı önerilerim bulunmaktadır. Bunlar:

        İfade alma sırasında kimliği olmayan ya da kimliği hakkında yalan beyanda bulunan sanığın gözetim süresini kolluk bir tutanak tutmak sureti ile ve bunu da daha sonra C.Savcılığına bildirmek koşulu ile uzatabilme yetkisi verilmelidir. Fakat bu durum her suç için değil de sadece kimliği olmayan yada yalan kimlik bilgisi veren sanık hakkında uygulama için polise bu yetki verilmelidir. Diğer suçlar için bu yetki verilmediği için, polis de bunu suistimal etmeyecektir.

        Kolluk tarafından sanık için, Barodan çağırılan avukat saat 24 den sonra karakola geç intikal etmektedir. Saat 24 den sonra Baroda nöbetçi avukat sayısı çoğaltılmalıdır.

Diğer bir problemde, avukatın hukuki yardımından yararlanmanın, şüphelinin talebi şartına bağlanmış olmasıdır. Bu durumda kolluk sanığı yönlendirebilmektedir. Fakat karakola intikal ettirilen her sanık için, talebi olsun ya da olmasın avukat çağırma zorunluluğu olduğu takdirde, kolluk bu durumda sanığa sormadan avukat çağıracaktır. Böylece keyfilik sona erecektir.

        Ayrıca karakolumuza şüpheli olarak gelen kişi, alkollü veya uyuşturucu madde almış olabilmektedir. Bu durumdaki şahsın şuuru açık olmadığı için ifadesi hemen alınamamaktadır. Gözetim süresini göz önüne alır isek, şahsın şuuru açılana kadar gözetim süresi dolabilmektedir. Bu durumda polis, tutanak tutmak sureti ile ve de bunu C.Savcısına haber vermek şartı ile süreyi uzatabilmelidir. Bu durumda sağlıklı bir ifade alma işlemi yapılabilir.

        Bir diğer sorun ise, polisin aldığı ifadenin tek başına delil olmamasıdır. Eğer polisin aldığı ifade tutanağı tek başına delil olur ise, polis daha düzenli ve ciddi bir ifade alma işlemi yapacaktır. Her ayrıntıyı önemli olduğu için dikkatli bir şekilde inceleyecektir.

        Adaletin yerini bulması için kendisinin de önemli bir fonksiyonu bulunduğunu anlayan polis, daha duyarlı davranacaktır.

        Askerlik çağına gelip de yoklamalarını yaptırmayan kişiler hakkında Askerlik şubeleri tarafından gönderilen yazılarda, şahısların ifadelerinin alınması istenmektedir. İfadeleri alınmak için karakola davet edilen şahıslar, polisin davetine icap etmemektedirler. Eğer bu durumdaki evraklar askerlik şubesi kanalı ile değil de doğrudan C.Savcılığı vasıtası ile gelir ise, vatandaş bunun ciddiyetini anlayacak ve karakola gelip ifadesini verecektir.

        Yukarıdaki çözüm önerileri, polisin ifade almada karşılaştığı problemlerin çözümünü kolaylaştıracaktır.

SONUÇ


        Bir ülkenin kalkınması ekonomik göstergelerle belirlenmekte ise de, gerçek bir kalkınma, kriminolojik göstergelerin olumlu bir tablo sergilemesiyle mümkün olabilecektir.

        Toplumda düzeni koruma görevini yüklenen polis, 21. Yüzyıla girdiğimiz şu zamanlarda, insan haklarına daha çok saygılı olan bir kurum haline gelmiştir.

        Bütün polis faaliyetlerinin amacı insan ve onun temel haklarını korumaktır. Polisin temel görevi toplumdaki düzenin, huzurun, barışın, suçsuzluk durumunun devamını, diğer bir deyişle kamu düzeninin bozulmamasını sağlamaktır.

        İfade alma işlemi, suç sonrası polis fonksiyonlarından olan araştırma safhası içerisinde yer almaktadır. İfade alma yetkisi, polise kanunlar çerçevesinde verilen bir yetkidir.

        PVSK ‘nun 15/1. Maddesine göre; “ Polis, yaptığı tahkikat esnasında ifadesine müracaat lazım gelen kimseleri çağırır ve kendilerinden lüzumlu olan şeyleri sorar ” demektedir. Polis bu kanun çerçevesinde faaliyetlerini yürütmektedir.

        Polisin ifade alma sırasında yaptığı uygulamalar geniş bir görüş açısını gerektirmektedir. İfade alma işlemi basit gibi gözükse de, polisler açısından uzmanlık gerektiren bir işlemdir.

        Polisin sağlıklı bir ifade alabilmesi için, şüpheliye soracağı sorular çok önemlidir. Ne soracağını bilmeyen bir polis, ipuçlarını elde etmekte zorlanacaktır.

        Polisin ifade alma işlemini yerine getirirken, polis alt kültürünün de çok büyük etkisi vardır.

        Polisin suç öncesi ve sonrası faaliyetleri sırasında, kişinin temel haklarından olan , özel hayatın gizliliği, kişi özgürlüğü, kişi güvenliği ve konut dokunulmazlığı gibi haklarını ihlal ettiği sürekli dile getirilmektedir. Polisin bu davranışına sebep olan, onun alt kültüründeki özellikleridir.

        Kanun koyucuların, polis faaliyetlerini sınırlama bakımından iki yola başvurdukları görülmektedir.         Bunlardan bir tanesi, cezalandırıcı yöntem, diğeri ise caydırıcı yöntemdir. Batı demokrasilerinde, caydırıcı yöntem ağırlıklı karma bir sistem uygulanmasına karşılık, Türkiye de ki uygulamada, cezalandırıcı yöntem benimsenmiştir.

        İnsan haklarının korunması bakımından, caydırıcı yöntemin, cezalandırıcı yöntemden daha etkili, olduğu açıktır. Zira cezalandırıcı yöntem, ihlale sebep olan polisin cezalandırılmasını öngörür ki, bunun gerçekleşmesi de, polis alt kültüründeki gizlilik ve dayanışma özelliğinden dolayı, çok zordur.

        Caydırıcı yöntemde ise, polisi hukuka aykırı faaliyete sevk eden saiklerin kontrol edilmesi amaçlanır. Mesela, polisin suç sonrası faaliyetleri sırasında, hukuka aykırı, insan onuru ile bağdaşmayan bir biçimde ifade alması gibi faaliyetlerini kontrol etmek için, polisi buna yönelten ve alt kültüründen kaynaklanan saiklerin değiştirilmesi, caydırıcı yöntemin uygulanmasıdır. Alt kültürü oluşturan faktörlerde yapılacak değişiklikler, alt kültürde değişmelere neden olacağından, polis davranışlarını da değiştirecektir.

        Polis, ifade alma ile gerçeği öğreneceğine inanır. Polis alt kültürünün soyutlanma özelliğinden dolayı, polisin kendine ve yaptığı işteki başarısına olan güveni, onu ifadesine başvurulan kişiye kıyasla daha otoriter kılar. Başarısızlığın polis mesleğinde yeri yoktur. Elde edeceği her ikrar veya yeni delil, polisin ifade almadaki başarısıdır.

        Polisin aldığı ifade, hazırlık soruşturması sırasında ele geçen bilgileri ayıklamak, tasnif etmek, önemli ile önemsizi ayırmak için gereklidir ve vazgeçilemez bir değer taşımaktadır. Alınan ifadeler ile soruşturma ve araştırmaların ilerlemesi sağlanır.


--------------------------------------------------------------------------------
        Makaledeki bütün görüş ve öneriler yazarın kendisine aittir.

KAYNAKLAR


        AKSU Osman Sulhi, Polisin Tarihçesi , Polis Dergisi , Ankara , 1980
AZAK Ünal, Soruşturma ve Yazışma Teknikleri , Ankara , 1997
BARDAK Cengiz, Ceza Muhakemesinde Hazırlık Soruşturması, Ankara, 1996
BAŞOĞLU M. Ünal, Savcılık ve Zabıta İlişkileri, YD, 1979
BİRİNCİ İhsan, Emniyet Teşkilatımızın Tarihsel Öyküsü, Denge Yayınları, İstanbul, 1978
CERRAH İbrahim, 21. Yüzyılda Polis, Ankara, 1998
CİHAN Erol, Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul, 199
CİHAN Erol, Suç Teşkil Eden Sorgu Yöntemleri, Mukayeseli Hukuk Araştırmaları Dergisi, İstanbul , 1971
ÇAĞLAYAN M. Muhtar, Hazırlık Soruşturması, Savcının Zabıta ile İlişkilerine Bir İnceleme, 1981
DEMİRBAŞ Timur, Sanığın Hazırlık Soruşturmasında İfadesinin Alınması, İzmir, 1996
DOĞAN Hakkı, Hazırlık Soruşturmasında Savunma, İstanbul, 1994
DONAY Süheyl, İnsan Hakları Açısından Sanığın Hakları ve Türk Hukuku, İstanbul, 1982 13. EREM Faruk, Adalet Psikolojisi, Ankara, 1988
EREM Faruk, Diyalektik Açıdan Ceza Yargılaması Hukuku, Ankara, 1986
G. SKYLV , The Physıcal Seguelae of Torture , Torture and ıts Conseguences , Cambridge Üniversity Press , 1992
İÇEL - YENİSEY, Karşılaştırmalı ve Uygulamalı Ceza Kanunları, Ocak 1987
KİBAR Recep, Türk Hukukunda Sanık Hakları, 1997
KUNTER Nurullah, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul
SOKULLU Füsun , Toplumsal Bir Kurum Olarak Gelişmesi , Polis Alt - Kültürü ve İnsan Hakları , İstanbul , 1990
ŞAHİN Cumhur, Sanığın Kolluk Tarafından Sorgulanması, Ankara, 1994
YENİSEY Feridun , Hazırlık Soruşturması ve Polis , İstanbul , 1987
YENİSEY Feridun , Önleme Tedbirlerinde Kolluğun Yetkileri , Ceza Hukuku ve Kriminoloji Dergisi , Ankara , 1978

--------------------------------------------------------------------------------

KUNTER Nurullah, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul, 1986
YENİSEY Feridun, Hazırlık Soruşturması ve Polis, İstanbul,1991
KUNTER Nurullah, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul, 198
YENİSEY Feridun, Hazırlık Soruşturması ve Polis, İstanbul,1991
DEMİRBAŞ Timur, Sanığın Hazırlık Soruşturmasında İfadesinin Alınması, İzmir, 1996
DEMİRBAŞ Timur, Sanığın Hazırlık Soruşturmasında İfadesinin Alınması, İzmir, 1996
DOĞAN Y.Hakkı, Hazırlık Soruşturmasında Savunma, İstanbul, 1994
BAŞOĞLU M.Ünal, Savcılık ve Zabıta İlişkileri, YD, 1979
ÇAĞLAYAN M Muhtar, Hazırlık Soruşturması, Savcının Zabıta ile ilişkisi üzerine Bir İnceleme,1981
ŞAHİN Cumhur , Sanığın Kolluk Tarafından Sorgulanması, Ankara, 1994
YENİSEY Feridun, Hazırlık Soruşturması ve Polis, İstanbul,1991
SOKULLU Füsun, Polis Alt Kültürü ve İnsan Hakları, İstanbul,1990
SOKULLU Füsun, Polis Alt Kültürü ve İnsan Hakları, İstanbul,1990
YENİSEY Feridun, Hazırlık Soruşturması ve Polis, İstanbul,1991
YENİSEY Feridun, Hazırlık Soruşturması ve Polis, İstanbul,1991
Yargıtay Dergisi, 1977,171
KUNTER , 1989 n. 422
Pişmanlık Kanunu m. 3/3
YENİSEY Feridun, Hazırlık Soruşturması ve Polis, İstanbul,1991
CGK 1.7.1974: İKID 1975, 3196
6. CD. 6.3.1986: E.U. 1988,147
6. CD. 17.4. 1986, EU. 1988
 

 

 

T Ü R K   P O L İ S İ N E ! Dün Sizin Hali Tavrınızda Mertlik ve Erkeklik, Yürüyüşünüzde İntizam ve Ciddiyet, Size Olan Haklı İtimadı Kuvvetlendirdi ve Herkesi Memnun Etti. Çünkü Herkes Biliyor ki ve Bilmelidir ki, Polis ve Jandarma Kuvvetleri Vatandaşlara Huzur ve Sükun Temin Eden, Cumhuriyetin Kanunlarına ve Medeniyet Düşmanlarına Karşı Kullandığı Bir Kalkandır... M.Kemal ATATÜRK

 
 BAŞVURU KOŞULLARI
   Polis Akademisi
   Polis Koleji
   PMYO
 LİNKLER
   Polis Akademisi
   Emniyet Teşkilatı
   Kamu Kuruluşları
   Polis Radyosu (Canlı)
   Polis Haber Sitesi
   Polis Dergisi
 İNTERAKTİF
   Okul Bilgi Sistemi
 ANKET
Polis Meslek Yüksek Okulumuzun Web sitesini beğendiniz mi?
 Evet  
20142 oy
  88%
 Hayır  
2555 oy
  11%

Bu ankete 22697 kişi katıldı.

        

 

 

 

Bu Site 01 AĞUSTOS 2008 Tarihinden itibaren Toplam 803868 Kez Ziyaret Edilmiştir
Bu site en iyi internet explorer ve 1024X768 çözünürlükte görüntülenebilir
Tasarım ve Kodlama:
BİLGİ İŞLEM BÜRO AMİRLİĞİ / İstanbul - 2008
©