Resmi
Gazetenin 19 Aralık 2006 tarih ve 26381 numaralı sayısında
yayınlanan ‘Çeşitli Kanunlarda Değişiklik yapılmasına İlişkin Kanun’
ile, Türk Ceza Kanunu ile diğer bazı Kanunlarda değişiklikler
yapılmıştır.
Aşağıda, bu Kanun ile değişen maddelerin tam metnini ve
değişiklikten önceki hallerini (I) bulacaksınız. Değişiklikleri
Kanun metinlerine işleyen Araştırma Görevlimiz Sinan Altunç’a
teşekkür ediyoruz. Mukayese yapılabilmesi için, işlenen
değişiklikleri yapan 2006.5560 numaralı Kanunun tam metni de yazıya
eklenmiştir (II).
Gerçekleştirilen değişikliklerin hazırlanması sırasında
bazı Milletvekillerimizin görüş sorması üzerine, hazırladığımız
metni, daha sonra Kunter/Yenisey/Nuhoğlu, ‘Muhakeme Hukuku Dalı
Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku’ (Beta, İstanbul 2006) kitabımızın
önsözünde de kullanmıştık. Burada ileri südüğümüz görüşleri de ek
olarak bilgilerinize sunuyoruz (III).
I.
2006.5560 sK ile değişen Kanunların ilgili maddeleri ve
değişiklikten önceki halleri
Türk Ceza Kanunu
(2006.5560 sayılı Kanun ile değişen maddeler)
Cezanın belirlenmesi
MADDE 61. -
(1) Hâkim, somut olayda;
a)
Suçun işleniş biçimini,
b)
Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
c)
Suçun işlendiği zaman ve yeri,
d)
Suçun konusunun önem ve değerini,
e)
Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,
f)
Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,
g)
Failin güttüğü amaç ve saiki,
Göz
önünde bulundurarak, işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen
cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.
(2)
Suçun olası kastla ya da bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle
indirim veya artırım, birinci fıkra hükmüne göre belirlenen ceza
üzerinden yapılır.
(3)
Birinci fıkrada belirtilen hususların suçun unsurunu oluşturduğu
hâllerde, bunlar temel cezanın belirlenmesinde ayrıca göz önünde
bulundurulmaz.
(4)
Bir suçun temel şekline nazaran daha ağır veya daha az cezayı
gerektiren birden fazla nitelikli hâllerin gerçekleşmesi durumunda;
temel cezada önce artırma sonra indirme yapılır.
(5)
Yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza üzerinden sırasıyla
teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü,
akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî
sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri uygulanarak
sonuç ceza belirlenir.
(6)
Hapis cezasının süresi gün, ay ve yıl hesabıyla belirlenir. Bir gün,
yirmidört saat; bir ay, otuz gündür. Yıl, resmî takvime göre hesap
edilir. Hapis cezası için bir günün, adlî para cezası için bir Türk
Lirasının artakalanı hesaba katılmaz ve bu cezalar infaz edilmez.
(7)
Süreli hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı bu madde
hükümlerine göre belirlenen sonuç ceza, otuz yıldan fazla olamaz.
(Ek: 2005.5377)
(8)
Adlî para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın
belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve
indirimler, gün üzerinden yapılır. Adlî para cezası, belirlenen
sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın
çarpılması suretiyle bulunur. (Ek: 2005.5377)
(9)
Adlî para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü suçlarda bu
cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç tanımındaki hapis
cezasının alt sınırından az; üst sınırı da, hapis cezasının üst
sınırından fazla olamaz. (Ek: 2006.5560)
(10)
Kanunda açıkça yazılmış olmadıkça cezalar ne artırılabilir, ne
eksiltilebilir, ne de değiştirilebilir.
Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar
(Değişik: 2006.5560)
Madde 73-
(1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç
hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde
soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
(2)
Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan
kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden
başlar.
(3)
Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse
bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez.
(4)
Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı
olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve
hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel
olmaz.
(5)
İştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikayetten
vazgeçme, diğerlerini de kapsar.
(6)
Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı
etkilemez.
(7)
Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten
vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsi
haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık hukuk
mahkemesinde de dava açamaz.
(8)
(Mülga: 2006.5560)
AÇIKLAMA: Bu başlıkta yer alan “uzlaşma” ibaresi, 6/12/2006 tarihli
ve 5560 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle metinden çıkarılmıştır.
2006.5560 ÖNCESİ METİN: “Suçtan zarar göreni gerçek kişi veya özel
hukuk tüzel kişisi olup, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete
bağlı bulunan suçlarda, failin suçu kabullenmesi ve doğmuş olan
zararın tümünü veya büyük bir kısmını ödemesi veya gidermesi
koşuluyla mağdur ile fail özgür iradeleri ile uzlaştıklarında ve bu
husus Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından saptandığında kamu
davası açılmaz veya davanın düşürülmesine karar verilir.”
İnsan ticareti
MADDE 80. - (1) Zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak
veya esarete tâbi kılmak ya da vücut organlarının verilmesini
sağlamak maksadıyla tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak,
nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerindeki denetim
olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde
etmek suretiyle kişileri ülkeye sokan, ülke dışına çıkaran, tedarik
eden, kaçıran, bir yerden başka bir yere götüren veya sevk eden ya
da barındıran kimseye sekiz yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin
güne kadar adlî para cezası verilir. (Değişik: 2006.5560)
(2)
Birinci fıkrada belirtilen amaçlarla girişilen ve suçu oluşturan
fiiller var olduğu takdirde, mağdurun rızası geçersizdir.
(3)
Onsekiz yaşını doldurmamış olanların birinci fıkrada belirtilen
maksatlarla tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir yerden diğer bir
yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya barındırılmaları
hâllerinde suça ait araç fiillerden hiçbirine başvurulmuş olmasa da
faile birinci fıkrada belirtilen cezalar verilir.
(4) Bu
suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine
hükmolunur.
AÇIKLAMA:
2006.5560 ÖNCESİ METİN: “Zorla çalıştırmak veya hizmet ettirmek,
esarete veya benzerî uygulamalara tâbi kılmak, vücut organlarının
verilmesini sağlamak maksadıyla tehdit, baskı, cebir veya şiddet
uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler
üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden
yararlanarak rızalarını elde etmek suretiyle kişileri tedarik eden,
kaçıran, bir yerden başka bir yere götüren veya sevk eden,
barındıran kimseye sekiz yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne
kadar adlî para cezası verilir.”
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama
MADDE 87. -
(1) Kasten yaralama fiili, mağdurun;
a)
Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli
zayıflamasına,
b)
Konuşmasında sürekli zorluğa,
c)
Yüzünde sabit ize,
d)
Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
e)
Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına,
Neden
olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır.
Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hâllerde üç yıldan,
üçüncü (Değişik: 2005.5377) fıkraya giren hâllerde beş yıldan az
olamaz.
(2)
Kasten yaralama fiili, mağdurun;
a)
İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata
girmesine,
b)
Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
c)
Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
d)
Yüzünün sürekli değişikliğine,
e)
Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine,
Neden
olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, iki kat artırılır.
Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hâllerde beş yıldan,
üçüncü (Değişik: 2005.5377) fıkraya giren hâllerde sekiz yıldan
az olamaz.
(3)
Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına
neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık
veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre,
yarısına kadar artırılır. (Değişik: 2006.5560)
(4)
Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin
birinci fıkrasına giren hâllerde sekiz yıldan oniki yıla kadar,
üçüncü (Değişik: 2005.5328) fıkrasına giren hâllerde ise oniki
yıldan onaltı yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
AÇIKLAMA:
2006.5560 ÖNCESİ METİN: “Kasten yaralamanın vücutta kemik
kırılmasına neden olması hâlinde, kırığın hayat fonksiyonlarındaki
etkisine göre, bir yıldan altı yıla kadar hapis cezasına
hükmolunur.”
Taksirle yaralama
MADDE 89. -
(1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da
algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla
kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2)
Taksirle yaralama fiili, mağdurun;
a)
Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli
zayıflamasına,
b)
Vücudunda kemik kırılmasına,
c)
Konuşmasında sürekli zorluğa,
d)
Yüzünde sabit ize,
e)
Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
f)
Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına,
Neden
olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında
artırılır.
(3)
Taksirle yaralama fiili, mağdurun;
a)
İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata
girmesine,
b)
Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
c)
Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
d)
Yüzünün sürekli değişikliğine,
e)
Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine,
Neden
olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır.
(4)
Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması hâlinde, altı
aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(5)
Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete
bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun
bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz. (Değişik:
2006.5560)
AÇIKLAMA:
2006.5560 ÖNCESİ METİN: “Bilinçli taksir hâli hariç olmak üzere, bu
maddenin kapsamına giren suçların soruşturulması ve kovuşturulması
şikâyete bağlıdır.”
Nitelikli
hırsızlık
MADDE 142. -
(1) Hırsızlık suçunun;
a)
Kime ait olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete
ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına veya hizmetine tahsis
edilen eşya hakkında,
b)
Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek
suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış
olan eşya hakkında,
c)
Halkın yararlanmasına sunulmuş ulaşım aracı içinde veya bunların
belli varış veya kalkış yerlerinde bulunan eşya hakkında,
d) Bir
afet veya genel bir felâketin meydana getirebileceği zararları
önlemek veya hafifletmek maksadıyla hazırlanan eşya hakkında,
e)
Adet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya
hakkında,
f)
Elektrik enerjisi hakkında,
İşlenmesi hâlinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına
hükmolunur.
(2)
Suçun;
a)
Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden
yararlanarak,
b)
Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel
beceriyle,
c)
Doğal bir afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya
kargaşadan yararlanarak,
d)
Haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir
aletle kilit açmak suretiyle,
e)
Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle,
f)
Tanınmamak için tedbir alarak veya yetkisi olmadığı hâlde resmî
sıfat takınarak,
g)
Barınak yerlerinde, sürüde veya açık yerlerde bulunan büyük veya
küçük baş hayvan hakkında,
İşlenmesi hâlinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına
hükmolunur. Suçun, bu fıkranın (b) bendinde belirtilen surette,
beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan
kimseye karşı işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranına
kadar artırılır.
(3)
Suçun, sıvı veya gaz hâlindeki enerji hakkında ve bunların nakline,
işlenmesine veya depolanmasına ait tesislerde işlenmesi hâlinde,
ikinci fıkraya göre cezaya hükmolunur. Bu fiilin bir örgütün
faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, onbeş yıla kadar hapis ve
onbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
(4)
Hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlâli
veya mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı
soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikâyet aranmaz. (Ek:
2006.5560)
Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul
etmek veya bulundurmak
Madde 191 – (1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı
madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, bir yıldan iki
yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu suçtan dolayı açılan davada mahkeme, birinci
fıkraya göre hüküm vermeden önce uyuşturucu veya uyarıcı madde
kullanan kişi hakkında, tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine;
kullanmamakla birlikte, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde
satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, denetimli
serbestlik tedbirine karar verebilir.
(3) Hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine
karar verilen kişi, belirlenen kurumda uygulanan tedavinin ve
denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmakla
yükümlüdür. Hakkında denetimli serbestlik tedbirine hükmedilen
kişiye rehberlik edecek bir uzman görevlendirilir. Bu uzman,
güvenlik tedbirinin uygulama süresince, kişiyi uyuşturucu veya
uyarıcı maddenin kullanılmasının etki ve sonuçları hakkında
bilgilendirir, kişiye sorumluluk bilincinin gelişmesine yönelik
olarak öğütte bulunur ve yol gösterir; kişinin gelişimi ve
davranışları hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek hâkime
verir.
(4) Tedavi süresince devam eden denetimli serbestlik
tedbirine, tedavinin sona erdiği tarihten itibaren bir yıl süreyle
devam olunur. Denetimli serbestlik tedbirinin uygulanma süresinin
uzatılmasına karar verilebilir. Ancak, bu durumda süre üç yıldan
fazla olamaz.
(5) Tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin
gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın
düşmesine karar verilir. Aksi takdirde, davaya devam olunarak hüküm
verilir.
(6) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında
kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul
etmek veya bulundurmaktan dolayı cezaya hükmedildikten sonra da iki
ilâ dördüncü fıkralar hükümlerine göre tedaviye ve denetimli
serbestlik tedbirine tâbi tutulabilir. Bu durumda, hükmolunan
cezanın infazı ertelenir. Ancak, bunun için kişi hakkında bu suç
nedeniyle önceden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar
verilmemiş olması gerekir.
(7)
Kişinin mahkûm olduğu ceza, tedavinin ve denetimli serbestlik
tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde, infaz edilmiş
sayılır; aksi takdirde, derhal infaz edilir. (Değişik: 2006.5560)
AÇIKLAMA:
2006.5560 ÖNCESİ METİN: “(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı
madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, bir yıldan iki
yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2005.5377)
(2) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında, tedaviye
ve denetimli serbestlik tedbirine; kullanmamakla birlikte, kullanmak
için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya
bulunduran kişi hakkında, denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur.
(2005.5377)
(3)
Hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilen kişi,
belirlenen kurumda uygulanan tedavinin ve denetimli serbestlik
tedbirinin gereklerine uygun davranmakla yükümlüdür. Hakkında
denetimli serbestlik tedbirine hükmedilen kişiye rehberlik edecek
bir uzman görevlendirilir. Bu uzman, güvenlik tedbirinin uygulama
süresince, kişiyi uyuşturucu veya uyarıcı maddenin kullanılmasının
etki ve sonuçları hakkında bilgilendirir, kişiye sorumluluk
bilincinin gelişmesine yönelik olarak öğütte bulunur ve yol
gösterir; kişinin gelişimi ve davranışları hakkında üçer aylık
sürelerle rapor düzenleyerek hâkime verir.
(4)
Tedavi süresince devam eden denetimli serbestlik tedbirine,
tedavinin sona erdiği tarihten itibaren bir yıl süreyle devam
olunur. Denetimli serbestlik tedbirinin uygulanma süresinin
uzatılmasına karar verilebilir. Ancak, bu durumda süre üç yıldan
fazla olamaz.
(5)
Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında kullanmak için
uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya
bulundurmaktan dolayı hükmolunan ceza, ancak tedavi ve denetimli
serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmaması hâlinde infaz
edilir. Kişi etkin pişmanlıktan yararlanmışsa, davaya devam olunarak
hakkında cezaya hükmolunur.
Etkin
pişmanlık
MADDE 221. -
(1) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya
başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce,
örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan
kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmolunmaz.
(2)
Örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun
işlenişine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını
ilgili makamlara bildirmesi hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(3)
Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak
etmeden yakalanan örgüt üyesinin, pişmanlık duyarak örgütün
dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli
bilgi vermesi hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(4)
Suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya
da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte
bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin (Ek: 2005.5377),
gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde
işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi hâlinde, hakkında örgüt
kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan dolayı cezaya
hükmolunmaz. Kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra vermesi
hâlinde, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezada üçte birden
dörtte üçe kadar indirim yapılır.
(5)
Etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında bir yıl süreyle
denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur. Denetimli serbestlik
tedbirinin süresi üç yıla kadar uzatılabilir.
(6)
Kişi hakkında, bu maddedeki etkin pişmanlık hükümleri birden fazla
uygulanmaz. (Ek: 2006.5560)
Fuhuş
Madde 227-
(1)
Çocuğu fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran, bu maksatla
tedarik eden veya barındıran ya da çocuğun fuhşuna aracılık eden
kişi, dört yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para
cezası ile cezalandırılır. Bu suçun işlenişine yönelik hazırlık
hareketleri de tamamlanmış suç gibi cezalandırılır.
(2)
Bir kimseyi fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran ya da
fuhuş için aracılık eden veya yer temin eden kişi, iki yıldan dört
yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezası ile
cezalandırılır. Fuhşa sürüklenen kişinin kazancından yararlanılarak
kısmen veya tamamen geçimin sağlanması, fuhşa teşvik sayılır.
(3)
(Mülga: 2006.5560)
(4)
Cebir veya tehdit kullanarak, hile ile ya da çaresizliğinden
yararlanarak bir kimseyi fuhşa sevk eden veya fuhuş yapmasını
sağlayan kişi hakkında yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza
yarısından iki katına kadar artırılır.
(5)
Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların eş, üstsoy, kayın üstsoy,
kardeş, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruma ve
gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da kamu
görevi veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak
suretiyle işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(6) Bu
suçların, suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgüt faaliyeti
çerçevesinde işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek
ceza yarı oranında artırılır.
(7) Bu
suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik
tedbirlerine hükmolunur.
(8)
Fuhşa sürüklenen kişi, tedaviye veya psikolojik terapiye tâbi
tutulabilir. (Değişik: 2006.5560)
AÇIKLAMA:
2006.5560 ÖNCESİ METİN ÜÇÜNCÜ FIKRA: “Fuhuş amacıyla ülkeye
insan sokan veya insanların ülke dışına çıkmasını sağlayan kişi
hakkında yukarıdaki fıkralara göre cezaya hükmolunur.”
2006.5560 ÖNCESİ SEKİZİNCİ FIKRA: “Fuhşa sürüklenen kişi, tedavi
veya terapiye tabi tutulur.”
Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması
MADDE 234. -
(1) Velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da
üçüncü derece dahil kan hısmının, onaltı yaşını bitirmemiş bir
çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin
yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkoyması
hâlinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2)
Fiil cebir veya tehdit kullanılarak işlenmiş ya da çocuk henüz oniki
yaşını bitirmemiş ise ceza bir katı oranında artırılır.
(3)
Kanunî temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden
çocuğu, rızasıyla da olsa, ailesini veya yetkili makamları durumdan
haberdar etmeksizin yanında tutan kişi, şikâyet üzerine, üç aydan
bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek: 2006.5006)
Banka veya
kredi kartlarının kötüye kullanılması
MADDE 245. -
(1) Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle
olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart
sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası
olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya
başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin
güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2)
Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka
veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden
kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para
cezası ile cezalandırılır.
(3)
Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya
kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar
sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç
oluşturmadığı takdirde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin
güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(4)
Birinci fıkrada yer alan suçun;
a)
Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,
b)
Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin
veya evlat edinen veya evlâtlığın,
c)
Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin,
Zararına olarak işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya
hükmolunmaz. (Değişik: 2005.5377)
(5)
Birinci fıkra kapsamına giren fiillerle ilgili olarak bu Kanunun
malvarlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık hükümleri
uygulanır. (Ek: 2006.5560)
Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun
Diğer kanunlardaki para cezalarının artırılması ve usulü
MADDE 4. -
(1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun dışındaki kanunlarda yer alan
para cezalarından nispî nitelikteki vergi ve resim cezaları, nispî
para cezaları ve tazminat kabilinden değişen orana bağlı bulunan
para cezaları hariç olmak üzere, kanun ve tüzüklerde (...)
(2006.5560) gösterilmiş bulunan para cezalarından (idarî ve
disiplin para cezaları dahil);
a)
Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilk kurulduğu tarihten önce
yürürlüğe girmiş bulunan bütün kanun ve tüzüklerde yazılı olup da,
daha sonraki tarihlerde Türkiye Büyük Millet Meclisince miktarına
dokunulmamış para cezaları yüzkırkikibinsekizyüzaltmış katına,
b)
Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul olunup da;
1.
31.12.1939 tarihine kadar yürürlüğe girmiş bulunan kanunlardaki para
cezaları seksenbeşbinyediyüzonbeş katına,
2.
1.1.1940 tarihinden 31.12.1945 tarihine kadar yürürlüğe girmiş
bulunan kanunlardaki para cezaları elliyedibinyüzkırkbeş katına,
3.
1.1.1946 tarihinden 31.12.1959 tarihine kadar yürürlüğe girmiş
bulunan kanunlardaki para cezaları yirmisekizbinbeşyüzyetmiş katına,
4.
1.1.1960 tarihinden 31.12.1970 tarihine kadar yürürlüğe girmiş
bulunan kanunlardaki para cezaları ondörtbinikiyüzseksenbeş katına,
5.
1.1.1971 tarihinden 31.12.1977 tarihine kadar yürürlüğe girmiş
bulunan kanunlardaki para cezaları sekizbinbeşyüzyetmiş katına,
6.
1.1.1978 tarihinden 31.12.1980 tarihine kadar yürürlüğe girmiş
bulunan kanunlardaki para cezaları ikibinsekizyüzaltmış katına,
7.
1.1.1981 tarihinden 31.12.1987 tarihine kadar yürürlüğe girmiş
bulunan kanunlardaki para cezaları bindörtyüzotuz katına,
8.
1.1.1988 tarihinden 31.12.1993 tarihine kadar yürürlüğe girmiş
bulunan kanunlardaki para cezaları kırkdört katına,
9.
17.10.1996 tarihli ve 4199 sayılı, 21.5.1997 tarihli ve 4262 sayılı
kanunlarla değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu istisna
olmak üzere, 1.1.1994 tarihinden 31.12.1998 tarihine kadar yürürlüğe
girmiş kanunlardaki para cezaları yirmidokuz katına,
10.
1.1.1999 tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar yürürlüğe girmiş
bulunan kanunlardaki para cezaları beş katına,
11.
1.1.2000 tarihinden 31.12.2000 tarihine kadar yürürlüğe girmiş
bulunan kanunlardaki para cezaları dört katına,
12.
1.1.2001 tarihinden 31.12.2001 tarihine kadar yürürlüğe girmiş
bulunan kanunlardaki para cezaları üç katına,
13.
1.1.2002 tarihinden 31.12.2002 tarihine kadar yürürlüğe girmiş
bulunan kanunlardaki para cezaları iki katına,
Çıkarılmıştır.
AÇIKLAMA:
Maddenin birinci fıkrasında yer alan "alt ve üst sınırları veya
bunlardan birinin gösterildiği veya hiç gösterilmediği veya sabit
bir rakam olarak" ibaresi 2006.5560 sK ile madde metninden
çıkarılmıştır.
Ağır para cezasının dönüştürülmesi
MADDE 5. -
(1) (...) (2005.5349) Kanunlarda öngörülen "ağır para" cezaları,
"adli para" cezasına dönüştürülmüştür.
(2) Bu
kanunlarda Türk Ceza Kanununda belirlenen cezalar sistemine uygun
değişiklik yapılıncaya kadar, (...) (2006.5560) alt veya üst
sınırlar arasında uygulama yapılmasını gerektirir nitelikteki adli
para cezalarında cezanın alt sınırı dörtyüzellimilyon, üst sınırı
yüzmilyar Türk Lirası olarak uygulanır. Bu fıkra hükümleri, nispî
nitelikteki adli para cezaları hakkında uygulanmaz.
(3)
Ağır para cezasından dönüştürülen adlî para cezasının ödenmemesi
halinde, 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106 ncı maddesi hükümlerine
göre hapis süresinin belirlenmesinde bir gün karşılığı olarak
yüzmilyon Türk Lirası esas alınır. (Ek: 2005.5349)
AÇIKLAMA:
Maddenin ikinci fıkrasında yer alan "birinci fıkrada belirtilen
kanunlarda alt ve üst sınırlarından birisi veya bunlardan her ikisi
gösterilmemiş olmakla birlikte," ibaresi 2006.5560 sK ile madde
metninden çıkarılmıştır.
Ağır hapis cezasının dönüştürülmesi
MADDE 6. -
(1) Kanunlarda öngörülen "ağır hapis" cezaları, "hapis" cezasına
dönüştürülmüştür.
(2)
1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenmiş olan suçlarla ilgili olarak
765 sayılı Türk Ceza Kanununun 13 ve 15 inci maddelerinin
uygulanması zarureti bulunan hallerde;
a)
Ağır hapis iken, birinci fıkra uyarınca hapse dönüştürülen cezalar,
kanunlarında aksine bir hüküm yoksa alt sınır bir yıl, üst sınır
yirmidört yıl olarak,
b)
Hapis cezalarında kanunlarında aksine bir hüküm yoksa alt sınır yedi
gün, üst sınır beş yıl olarak,
Uygulanır. (Değişik: 2005.5349; 2006.5560)
AÇIKLAMA:
Maddenin ikinci fıkrasının 2006.5560 sK ile değiştirilmeden önceki
hâli şöyle idi: “1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenmiş olan
suçlarla ilgili olarak 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 13 ve 15 inci
maddelerinin uygulanması zarureti bulunan hallerde;
a)
Ağır hapis iken, birinci fıkra uyarınca hapse dönüştürülen cezalar,
kanunlarında aksine bir hüküm yoksa alt sınır bir yıl, üst sınır
yirmidört yıl olarak,
b)
Hapis cezalarında kanunlarında aksine bir hüküm yoksa alt sınır yedi
gün, üst sınır beş yıl olarak,
Uygulanır.”
GEÇİCİ MADDE 1.-
(1) Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci
Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda
gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008
(Değişik: 2006.5560) tarihine kadar uygulanır. (Ek: 5349.6)
AÇIKLAMA:
Maddede yer alan "31 Aralık 2006" ibaresi, 2006.5560 sK ile "31
Aralık 2008" olarak değiştirilmiştir.
Ceza Muhakemesi Kanunu
Görevsizlik kararı verilemeyecek hâl
MADDE 6 –
(1)
Duruşmada suçun hukukî niteliğinin değiştiğinden bahisle görevsizlik
kararı verilerek dosya alt dereceli mahkemeye gönderilemez.
AÇIKLAMA:
2006.5560 ÖNCESİ METİN: “İddianamenin kabulünden sonra,
yargılamanın alt dereceli bir mahkemeye ait olduğu gerekçesiyle
görevsizlik kararı verilemez.”
Tutuklama nedenleri
MADDE 100.
- (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir
tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında
tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza
veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı
verilemez.
(2)
Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a)
Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini
uyandıran somut olgular varsa.
b)
Şüpheli veya sanığın davranışları;
1.
Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2.
Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde
bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3)
Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin
varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a)
26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
1.
Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
2.
Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
3.
Silahla işlenmiş kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent e) ve
neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87), (Ek:
2006.5560)
4.
İşkence (madde 94, 95)
5.
Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
6.
Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
7.
Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149), (Ek:
2006.5560)
8.
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
9. Suç
işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç,
madde 220),
10.
Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
11.
Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309,
310, 311, 312, 313, 314, 315),
b)
10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile
Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde
12) suçları.
c)
18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci
maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.
d)
10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda
tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
e)
21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını
Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
f)
31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin
dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
(4)
Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı
bir yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.
(Değişik: 2005.5353)
Tutuklulukta geçecek süre
MADDE 102.
- (1) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk
süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde
gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir. (Değişik:
2006.5560)
(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde,
tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde,
gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı
geçemez.
(3) Bu
maddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli
veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir.
AÇIKLAMA:
2006.5560 ÖNCESİ BİRİNCİ FIKRA: “Ağır ceza mahkemesinin görevine
girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok altı aydır. Ancak, bu
süre, zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek dört ay daha
uzatılabilir.”
Adlî kontrol
Madde 109 –
(1) 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı
halinde, üst sınırı üç yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren
bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, şüphelinin tutuklanması
yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.
(2)
Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole
ilişkin hükümler uygulanabilir.
(3)
Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla
yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:
a)
Yurt dışına çıkamamak.
b)
Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde
düzenli olarak başvurmak.
c)
Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde
meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol
tedbirlerine uymak.
d) Her
türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve
gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim
etmek.
e)
Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol
bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi
veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.
f)
Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir
defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet
savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını
yatırmak.
g)
Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan
silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.
h)
Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve
ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence
altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.
i)
Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince
ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair
güvence vermek.
|