Ana Sayfa     |     ISO 9001:2000        |        Ziyaretçi Defteri   | Öğrenci Bilgi Sistemi       |        Mezunlarımız        |        İstatistikler        |      İletişim      |       English
GENEL BİLGİLER
 Türk Polis Tarihi
 Okulumuz Tarihi
 Şükrü BALCI Kimdir
 Görev Yapmış Müdürlerimiz
 P.M.Y.O Kuruluş Şeması
 İdari Personelimiz
 Basında Okulumuz
 AKADEMİK BİLGİLER
 Akademik Takvim
 Okutulan Dersler
 Eğitim Kadrosu
 SOSYAL FAALİYETLER
 Sosyal Etkinlikler
 Kol Faaliyetleri
 Konferanslar/Seminerler
 Ziyaretler
 Okul Polisi Projesi 
 U.Gençlik Ödülü Programı
 OKUL FOTOĞRAFLARI
 Uydu Fotoğrafları
 Okul Kuşbakışı Görünümü
 Deprem Güçlendirme 
 Okulumuz Krokisi
 Fotoğraf Galerisi

AKADEMİK ETKİNLİKLER

 Makaleler
 Personelimizin Yayınları
 Akademik Personelimiz
 Yenisey Polis ve Hukuku
 BAŞVURU KOŞULLARI
 Polis Akademisi
 Polis Koleji
 PMYO
 

 

 Akademik Etkinlikler > Yenisey Polis ve Hukuku

 

POLİS

VAZİFE VE SALAHİYET

KANUNU

 

 

Hukuk Serisi: 9

ISBN: 975-6001-00-3

 

 

 

Bu kitap

Prof. Dr. Feridun Yenisey

tarafından yayına hazırlanan

“Polis ve Hukuku”

adlı kitabın içinde yer alan Makale, Kanun veya

Yönetmeliklerden birini oluşturmakta olup,

Ulus Basım Yayın Tesislerinde

basılıp ciltlenmiştir.

 

 

ULUS BASIM YAYIN

Davutpaşa Cad.  Güven Sanayi Sitesi  C Blok  No: 268

Topkapı – İstanbul

Tel: (0212)544 51 59-(0212) 544 65 81

ulusbasimyayin@gmail.com

  

İÇİNDEKİLER

 

Kolluğun Arama Yetkisi.

Önleme Araması.

Kolluğun Denetim Yetkisi.

Adli Arama.

Hakimden Karar Almadan Arama.

Arama Kararı Verilmesi.

Arama İşleminin Yapılması.

Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu.

 


 

ARAMA

Prof. Dr. Feridun Yenisey

Bahçeşehir Üniversitesi

 “Arama”*, saklanan bir kişinin veya gizli ve saklı tutulan bir eşyanın, tehlikeyi önlemek için veya adli amaçlarla meydana çıkarılması için yapılır. “El koymada” ise eşya meydandadır ve olduğu yerden, ya rıza ile, veya zorla alınır.

     Anayasanın 20 ve 21 nci maddelerinde özel hayat ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkı düzenlenmiştir. 2001 yılında 4709  numaralı Kanunla yapılan değişiklik ile yeni kurallar konuldu:

     Anayasanın bu düzenlemesi arama hukukunu ülke gündemine taşımıştır. Daha evvelce var olan istisnaları da kaldırarak, sadece “hakim kararı” ve “yazılı emir” ile aramaya izin verilmesi, kolluk yetkilerinde önemli bir daralma olarak nitelendirilmişse de, kanaatimizce, yetkilerin alanı belirlenmiş, kolluğun hakim kararı ve yazılı emir almadan arama yapma yetkisi zaman ve yer bakımından sınırlandırılmış, fakat yetki tamamen ortadan kaldırılmamıştır.

     Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8 nci maddesinde, her somut olayda kendi şartları içinde değerlendirilen bir “özel hayat hakkı” tanınmış, “özel hayatın yabancı gözlerden uzak yaşama hakkı ile bireyin kendi kişiliğini geliştirmek, duygusal ilişkiler kurmak hakkını da kapsadığı” içtihat edilmiş, ancak Anayasamızda olduğu gibi, yazılı emre bağlanmamıştır.         

Önleme araması (aşağıda II) ve, b) suçun işlenmesinden sonra suçun ve failin ortaya çıkartılması için yapılan adli arama

olmak üzere iki türlüdür.

Önleme araması PVSK’da 2002 yılında yapılan değişiklikle açıkça düzenlenmiştir (PVSK “2002.4471” 9). Buna dayanılarak hazırlanan “Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği” (ArY.), 24.5.2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmıştı. Ceza Muhakemesi Kanunu yürürlüğe girdikten sonra, bu Yönetmelik kaldırıldı ve yenisi (AramaYön) yürürlüğe kondu (RG. 1. 6. 2005).

Milli güvenliğin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ve yasak silahların tespiti amacıyla, hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde mülki amirin yazılı emri ile yapılan arama, “önleme aramasıdır” (AramaYön 19).

Önleme araması idari bir işlemdir. Fakat, hakim kararı ile yapılır. Gecikmesinde sakınca olan hallerde vali, kaymakam kolluğa yazılı emir verir (PVSK “2002.4771” 9) (AramaYön 20).

Önleme araması kamuya açık olmayan özel iş yerlerinde, konutta, yerleşim yerlerinde ve eklentilerinde yapılamaz (AramaYön 19/son).

Önleme amaçlı üst araması yapılabilmesi için, yazılı emir veya hakim kararı verilebilmesinin ön şartı olan, “yakın bir tehlike” mevcut bulunmalıdır. Yakın tehlikeyi gösteren “makul sebep” bulunmalı, tehlikenin oluştuğunu gösteren belirlemeler, kolluk tarafından önceden tespit edilerek bir rapor düzenlenmelidir (AramaYön 20/1).

Kolluk memurunun önce kendi hayatını koruması gerekir. Bunun için, yakalama yetkisine sahip olan kolluk görevlisinin önce o kişinin silahlı olup olmadığını tespit etmek bakımından, arama yetkisi doğar. Bu tür tedbir niteliğindeki üst aramalarında yazılı emir ve hakim kararı gerekmez (YakalamaYön 6/2).

Görüldüğü gibi, halen mevcut yakın bir tehlikenin bulunduğu hallerde yazılı emir veya hakim kararı alınması mümkün olmadığından, bu tür aramalar, “ızdırar hali” (zorunluluk hali; mülga TCK 49, YTCK 25/2) hükümlerine göre yapılır. PVSK 20’de düzenlenen yangın durumunda eve girme yetkisi de, aynı hukuki müessese dolayısıyla, “hukuka uygundur”.

Kolluğun denetleme yetkisine sahip olduğu hallerde de (III), bazı durumlarda karar ve emir almadan, bazı durumlarda ise mülki amirin emri ile denetim yapılabilir.

4926 numaralı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 17 ncı maddesi, görevlilere karar ve emir almadan, sadece silah veya uyuşturucu madde varlığı şüphesi bulunduğu hallerde, doğrudan arama yetkisi vermektedir.

Önleme amaçlı üst araması ve konutta arama, önceden alınan rıza ile hukuka uygun bir arama niteliği kazanır.

Hakimden önleme araması alınması gerekmeyen (AramaYön 25) haller de vardır:

a) Kamu hizmetine ayrılmış binalara girerken yapılan üst ve eşyada arama,

b) Sivil hava meydanlarına girişte yapılan kontrol ve aramalar,

c) Olağanüstü halde yapılan aramalarda,

d) Sıkıyönetim zamanında yapılan aramalarda,

e) Yakalandıktan sonra muhafaza altına alınan kişilerin üst ve eşyasının aranması,

f) Seçimlerde silah taşınmasını önlemek amacı ile yapılan aramalara, hakimden karar alınması gerekmez.

Önleme amaçlı aramalarda konuta girmek yasaktır. Ancak, binanın barınma, yatıp kalkma ve istirahat etmeye ayrılmış bir yer olması önşarttır. Boş bir ev konut olmadığı için, buraya girme konuta girme sayılmaz.

Rıza ile girildiğinde, evde yapılan önleme aramasında, ev sahibi hazır bulunma yetkisine sahiptir.

Yukarıda gördüğümüz istisnaların dışında, önleme araması yapılabilmesi için, hakimden karar veya yetkili merciinden yazılı emir alınmış olması gerekir.      

Kolluğun “denetim yetkisi” ve “idari kontroller”. Anayasamızın 20 ve 21 nci maddelerinde yapılan değişiklikler her türlü arama için hakim kararı veya yazılı emir öngörüyorsa da, teknik anlamda “arama” sayılmayan “denetim” ve “idari kontroller”, doğal olarak, Anayasanın koruduğu alan dışındadır.

Örnek olarak, evin yangın önlemleri, sağlık ve güvenlik tedbirleri nedeniyle kontrol edilmesi; sınırlarda yapılan idari kontroller; kimlik sorma, ehliyet ve ruhsat kontrolü; hava alanlarında yapılan kontroller; ceza infaz kurumlarında yapılan önleme kontrolleri (CİGK 53/2, 86/3) ve PVSK’dan kaynaklanan diğer “denetim yetkileri” gösterilebilir (Any. 20, 21, ArY 13-e, i, j, PVSK 17, İl İdaresi Kanunu 4178, PVSK 9, 17).

Yeni Arama Yönetmeliği, çeşitli yasalarda bulunan “denetim” yetkilerini şöyle sıralamaktadır (AramaYön 18):

a) Umuma açık eğlence yerlerinin ve benzerlenin “genel güvenlik ve asayiş yönünden” denetimi;

b) Kumar oynanan umumi ve umuma açık yerlerle, iç yönetmeliğine aykırı faaliyet göstererek umuma açık yer haline geldiği tespit edilen lokal ve benzerlerinin denetimi;

c) Kurallara aykırı olarak işletilen yerleri;

d) Küçüklerin girdiğinden şüphelenilen açılması izne bağlı içkili yerler;

e) suç işlenmesini önlemek için kişilerden kimlik sorma,

f) Kimlik bildirme Kanununda belirtilen yerlerin denetimi;

g) Motorlu araçların ve sürücülerinin denetimi;

h) Su araçlarının ruhsatlarının denetimi;

i) Elektromanyetik araçlarla veya dedektör köpeklerle yapılan “tarama” şeklindeki denetimler;

j) TCK 183 kapsamında gürültü yapanların men edilmesi;

k) Hudut kapılarındaki pasaport denetimleri.

     Danıştay, mülga Arama Yönetmeliğinde yer alan “okullarda yapılan önleme kontrolleri” ile, “memurlarla ilgili özel kontrolların” yürürlüğünü durdurmuştu.

“Genel arama-taramalar” da, Türk Hukukunda tartışmalıdır. Kontrol noktaları oluşturulması ise (StPO 111), mukayeseli hukukta vardır. Bizde düzenlenmemiştir.

Suç öncesi idare alanda kalan önleme aramalarında C. savcısı yetkili değildir. Bu nedenle kolluk, tehlike sebeplerini belirleyen bir raporla mülki amire başvurur. Gecikmede sakınca varsa mülki amir kendisi yazılı emir verir veya istemi reddeder veya sulh ceza hakimine başvurur (PVSK “2002.4771” 9, YGİY 8, 6/3).

“Kolluk amirinin” önleme araması emri vermesi, şaşırtıcı bir şekilde Türk Hukukunda kabul edilmemiştir. Oysa, 2005.5353 numaralı Kanun ile yapılan değişiklikle, adli aramalarda kolluk amirinin yazılı emri ile konut dışında arama yetkisi verilmiştir (CMK “2005.5353” 119/1).      

Adli arama. Adli arama, ceza muhakemesinin gayesine erişmesi maksadıyla, saklanan sanığın ve delillerin elde edilmesi için, bir kişinin meskeninde, etrafı çevrili  sair mahallerinde, üzerinde ve eşyasında yapılan araştırma işlemidir.

Kanunlarımızda aramayı düzenleyen hükümler vardır: 4926 Numaralı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu (m. 17), 353 Numaralı Askeri Mahkemeler Kanunu (m. 66, 67) ve 6831 Numaralı Orman Kanunu (m. 88).

Alman Çerçeve Polis Kanunuda (ME) ve İngiliz Delil Kanununda (PACE), arama hakkında ayrıntılı düzenlemeler vardır.

Yeni Ceza Muhakemesi Kanununun 4 üncü Bölümü, “arama ve elkoyma” başlığını taşımaktadır. Burada arama, elkoyma taşınmazlara hak ve alacaklara elkoyma postada elkoyma elkonulan eşyaların durumu şirket yönetimi için kayyum tayini ve bilgisayarlar programlarında arama konuları düzenlenmiştir.

Arama karar veya emrinde aramanın nedenini oluşturan fiil, aranılacak kişi, aramanın yapılacağı konut veya diğer yerin adresi, aranın eşyanın ne olduğu ve karar veya emrin geçerli olacağı zaman süresi gösterilecektir (CMK 119/2).

Arama kolluk görevlileri tarafından yapılır (CMK 119/1). Aramada, C. savcısı veya hakim hazır bulunabilir. C. Savcısı hazır olmaksızın konut iş yeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişinin bulundurulması mecburidir (CMK 119/4).

Aramada, aranacak yerin sahibi veya eşyanın zilyedi hazır bulunabilir. Temsilci veya komşu da hazır bulundurabilir (CMK 120/1).

Aramada kişinin avukatının hazır bulunmasına engel olunamaz (CMK 120/3).

Aramanın kurallara bağlanmasının sebepleri kişinin konuttaki özel hayatını korumaktır. Ancak, gizli tutmak istediği aleni davranışların da makul ölçüde korunduğu kabul edilmiştir (Katz kararı).

     İdari kontroller dışında kalan ve hukuk tekniği açısından önleme araması veya adli arama özelliklerini taşıyan, fakat buna rağmen “arama” sayılmayan durumlar vardır.

Mesela, ortalıkta olan ve gözle görülen bir şeyi almak arama değildir.

Bahçeye bakmak arama sayılmaz.

Makul sebebinin oluştuğu hallerde, kişiyi veya aracı “durdurma”, “arama” değildir.

Terk edilen, atılan çöp üzerinde sonradan yapılan inceleme arama sayılmaz.

Fakat, aleni yerlerde, bir kişinin gizlice izlenmesi, özel hayata müdahale teşkil ederse de, arama değil, ayrı bir koruma tedbiridir (CMK 140). 

      Somut verilere dayanan makul şüphe yani “umma” şartı gerçekleşmedikçe arama yapılamaz (Mülga CMUK 94). Şüpheli veya sanığın üstü, eşyası, konutu iş yeri veya ona ait diğer yerlerin aranabilmesi için, “makul şüphe” bulunmalıdır. Makul şüphe, “şüpheli veya sanığın yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda” olmalıdır (CMK 116).

Yeni Ceza Muhakemesi Kanununda, üst veya eşyada yapılacak arama bakımından bir zaman sınırlaması öngörülme-miştir. Ancak konutta, işyerinde veya diğer kapalı yerlerde gece vakti arama yapılması yasaklanmıştır (CMK 118/1).

Bununla birlikte, suç üstü halinde gece arama yapılabilir. Aynı şekilde, gecikmesinde sakınca bulunan haller ile, yakalanmış veya gözaltına alınmış olup da, firar eden kişi veya tutuklu veya hükümlünün tekrar yakalanması amacıyla, gece arama yapılması hukuka uygundur (CMK 118/2).

     Ekim 2005 itibariyle halen yürürlükte olan Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu, kamu düzeni ile Anayasal hak ve özgürlükleri korumak üzere, suç alet ve eşyasının bulunup bulunmadığını saptamak amacıyla arama yapılmasına izin vermektedir (PVSK “2002.4471” 9).

Yeni Ceza Muhakemesi Kanunu, kendisinden şüphelenilmeyen diğer bir kişinin de üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerlerin aranabilmesi için; “aranan kişinin veya suçun delillerinin belirtilen yerde bulunduğunu kabul etmeye olanak sağlayan olayların varlığı”, önkoşul olarak kabul edilmiştir (CMK 117/2).

Bu koşul gerçekleşmişse, “yakalama araması” veya “araştırma araması” dediğimiz, şüphelinin veya sanığın yakalanması veya delil elde etmek amacıyla, diğer kişilerle ilgili arama yapılabilir (CMK 117/1).

Şüpheli veya sanığın, diğer kişilere ait yerlerde bulundukları durumlarda, herhangi bir kısıtlama olmadan arama yapılabilir.

Bu kural, şüpheli veya sanığın izlendiği sırada girdiği yerler hakkında da uygulanır (CMK 117/3).

CMK 116, “yakalama araması” ve “araştırma araması” olmak üzere, iki türlü arama öngörmektedir.

Bunun dışında, “hakimden karar veya merciden yazılı emir aldıktan sonra yapılan arama” ve “karar almadan yapılan arama” olmak üzere de, iki türlü arama vardır.

Ceza muhakemesinin başlayabilmesi için, “şüphe” mevcut bulunmalıdır. Bu şüphe, duyan herkesi inandırabilecek, “somut olaylara” dayanmalıdır. Ancak, makul şüphe, bazen zayıf, bazen kuvvetlidir. Şüphe kuvvetlenirse “isnad” halini alır. Arama için basit şüphe yeterlidir.

     Aramada basit fakat makul bir şüphe bulunması gereklidir. Aranan şeylerin suçla bağlantı olduğu ve bu şeylerin aranacak olan yerde bulunduğunun “umulması” durumunda, makul şüphe oluşur.

     “Makul şüphe”, hayatın akışına göre somut olaylar karşısında genellikle duyulan şüphedir. Aaramanın yapılacağı zaman, yer ve ilgili kişinin davranışları, kolluk memurunun taşındığından şüphe ettiği eşyanın niteliği gibi sebepler gözönünde tutularak somut olayda “makul şüphe” olup olmadığı, arama sırasında kolluk memuru tarafından, sonradan da hakim tarafından takdir edilecektir.

     İhbarda bulunan kişinin güvenilir ve verdiği bilgilerin detaylı olması durumunda ihmal makul bir şüphe oluşturur.

Kişiye güvenilemiyorsa veya ihbarı destekleyen somut olgular detaylı bilgiler bulunmasa da, kolluğun evvelki bilgi dağarcığı ihbarı teyit ediyorsa, ihbar makul şüphe oluşturur. Daha önce işlenmiş suçlara dair polisteki kayıt ve bilgiler, değerli bir hazinedir.

     Somut bir olayla karşılaşan kolluk memuru makul şüphenin mevcut bulunup bulunmadığını, önce kendisi takdir edecektir.

Ancak, bu takdirinde yanılması durumunda, ileride elde edeceği delil “hukuka aykırı delil” katagorisine girebilir. Çünkü, makul şüphe yoksa, hakim arama kararı da veremez.

Hakimden karar almadan yapılan adli arama. Aşağıda açıklanan haller “istisnai durumlardır”. Kural arama öncesinde hakimden arama kararı alınması veya yazılı emir alınmasıdır. Kolluk istisnaları genişletmeye çalışmamalıdır.

Kolluğun durdurma yetkisinin doğduğu hallerde (AramaYön 27), sorulan sorular sırasında makul şüphe oluşursa, kolluğun kişinin silahlı olup olmadığını tespit etmek amacıyla yoklama suretiyle denetleme yetkisi doğar. Yoklama sırasında ele silaha benzer bir şey dokunursa, arama yetkisi doğar.

Yakalanan kişinin üstünde silah olup olmadığını tespit etmek üzere, önleme araması yapılabilir (YGİY 8). Ancak detaylı arama yapılabilmesi için yazılı emir veya hakim kararı gereklidir.

Hakim kararı almadan evde adli arama ve el koyma yapılamaz. Hakimden karar almaya vakit yoksa C. Savcısının yazılı emri istenir. Buna da vakit yoksa kolluk kendi amirinden yazılı arama emri alır (PVSK 2/VIII).

Kolluk memurunun amirine de başvurumaya vakti bulunmadığı durumlarda mülga CMUK 97, konutta kendiliğinden arama yetkisini, kolluğa veriyordu.

Bu yetki yeni CMK’da sürdürülmemişti. 2005.5353 numaralı Kanun ile yapılan değişiklikle, kolluk amirinin acele hallerde “konut dışı” aramalar için”, yazılı emir verme yetkisi kabul edildi (CMK “2005.5353” 119/1).

Bu değişikliğin, toplumun suça karşı korunması ihtiyacını karşılamaktan uzak olduğu açıktır. Zira ani gelişen olaylarda, sokaktaki kolluk memurunun amirine başvuramayacağı hallerde, arama yetkisi verilmiş değildir. Hukukun genel hükümleri uyarınca, can kurtarmak için yapıldığı hallerde sorumluluk doğmayacaktır. Bunun dışındaki hallerde sorun vardır.

Otomobiller hareketli objeler olduğu için, kaçma şüphesi, aynı delili bir daha ele geçirememe tehlikesi büyüktür. Bu nedenle, mukayeseli hukukta, otolarda aramanın daha basit şartlara bağlandığı, fakat sürücünün elinin uzanabildiği alanla sınırlı tutulduğu, kapalı yerlere bakmanın yasaklandığı görülmektedir.

Yeni Arama Yönetmeliği (AramaYön 29) “araçlarda arama” başlığı altında, deniz araçlarını da kapsayan bir düzenleme yapmıştır. “Umma” derecesinde makul şüphe varsa, aracı durdurma (AramaYön 27/1) ve durdurma sebebi ile ilgili soru sorma yetkisi doğar.

Yapılan açıklama ile durdurma nedeni ortadan kalkmazsa, yoklama biçiminde kontrol yapılır.

Bu işlem sonucunda “kişide silah bulunduğu sonucunu çıkarmaya yeterli şüphe meydana gelirse, memur kendiliğinden silah veya diğer suç eşyası araması yapabilir (AramaYön 29/5).

Araç araması sırasında, yapılan aramanın konusu olan eşyanın ne olduğu veya aramanın yapılmasına temel teşkil eden sebepler ilgiliye açıklanır (AramaYön 29/2). Arama aracın ilk durdurulduğu yerde, başkalarının göremeyeceği tarzda yapılır. “Detaylı” inceleme yapılması gereken hallerde, araç başka yere götürülerek arama orada yapılır (AramaYön 29/4).

Özgür iradeye dayalı ve hukuken aydınlatılmış bir iradenin mahsulü olan rıza hukuka ceza sorumluluğunu kaldıran bir sebeptir (YTCK 26). Mülga TCK hakkın kullanılmasını kanunda yazılı hukuka uygunluk sebepleri arasında göstermemişti. Yeni TCK ise, hakkın kullanılmasını açıkça düzenlemiştir.

Mukayeseli hukukta, arama öncesinde, “aratmama hakkı” kendisine bildirilerek ve baskı yapılmadan alınan arama rızasının, hakim kararını gereksiz kıldığı konusunda ittifak vardır.

Ancak, Hukukumuzdaki “rızaya dayanan arama”, mülga Arama Yönetmeliğinin, rıza ile aramayı düzenleyen 9 uncu maddesi hakkında Danıştay 10 uncu dairesinin 2003.3396 esas numaralı dava üzerine 21.11.2003 tarihinde verdiği yürütmenin durdurulması kararı ile askıda beklemekte iken, Yeni Ceza Kanunu “mağdurun rızasını” açıkça düzenledi. Bunun üzerine hazırlanan yeni Arama Yönetmeliği de, “rıza ile aramaya” tekrar yer verdi (AramaYön 8/f).

Artık “Kanunla yapılmış” bir düzenleme (YTCK 26/2) bulunduğu için, Danıştay kararının dayanağı da kalmamıştır.

Bununla birlikte, konut, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda işlenen suçların “olay yeri incelemesi” yapılırken, ev sahibinin rızası ile evde delil araması yapılmasının yolu kapatılmıştır. Suç işlenip bitmişse, özel hayatın korunması amacı ile, aramadaki genel hükümlerin uygulanması istenmiştir (AramaYön 9/2).

        Adli arama kararı ve emrinin verilmesi. Adli arama kararını hazırlık soruşturmasında sulh hakimi son soruşturmada mahkeme acele hallerde başkan verir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler (CMK “2005.5353” 119/1). (Önleme araması kararı da hakim tarafından verilir. Acele hallerde önleme araması emri verme bakımından, vali ve kaymakamlarda yetkilidir) (PVSK 9).

Tutuklama kararı ve ihzar emri, hakim tarafından verilen yakalama emri üstü kapalı bir arama kararı niteliğindedir.

Mülga CMUK sisteminde arama kararı dosya üzerinden verilirdi. Fakat kararda süre gösterilmezdi.

Yeni Ceza Muhakemesi Kanununumuza göre, kolluk görevlileri hakim kararı üzerine veya yazılı emir ile aramayı yaparlar (CMK 119/1).

Arama, kolluğun makul şüphenin oluştuğunu gösteren arama istekli raporunu, C. savcısına vermesi, C. savcısının da bunu uygun gördüğü durumlarda hakimden karar vermesini talep etmesi halinde, hakimin verdiği karar üzerine yapılır (AramaYön 7/1).

Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, Cumhuriyet savcısının yazılı emir vermesi gerekir.

Hakimin arama kararı vermesinde gecikmede tehlike olan durumlarda, savcı (ve mülga CMUK 97/1 doğrultusunda “savcı yardımcısı durumunda olan zabıta memurları”), arama emri verebilirlerdi. “Sıradan zabıta memurlarının” adli arama emri verme yetkileri yoktu.

PVSK 2, kolluk memurlarına amirinin karşı gelemeyeceği emirler vermesini düzenlemiştir. Bu emirler arasında “adli arama yapma” emri de vardır. Anayasada 2001 yılında yapılan değişiklik doğrultusunda kolluk amirinin yazılı emir vermesi gerekir. CMK da 2005.5353 numaralı Kanun ile yapılan değişiklikle, kolluk amirine yazılı arama emri verme yetkisi tanındı.

Anayasamızda, “yetkili merciin vereceği arama emrinin yirmi dört saat içinde hakimin onayına sunulması” emri yer almaktadır (Any. 20, 21). Ancak, CMK 119 da, “kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan aramanın sonuçları C. başsavcılığına derhal bildirilir” hükmü varsa da, savcı emrinin veya kolluk amirinin yazılı arama emrinin hakimin onayına sunulması düzenlenmemiştir. Bu boşluk, Anayasanın “kendiliğinden uygulanabilecek nitelikteki” hükmü ile doldurulmalı ve bu tür emirler derhal hakim onayına sunulmalıdır. Hakim kararı olmadan yapılan elkoymalarda, hakime onaylatma kabul edilmiştir (CMK “2005.5353” 127/3).

Arama yapılmasının koşullarının oluştuğu, fakat yazı emir dahi almaya fiilen imkan bulunmayan durumlarda, kolluk memuru kendiliğinden arama yapabiliyordu. Mülga CMUK 97 buna izin vermişti. Yeni Ceza Muhakemesi Kanunu, ilk şeklinde, kolluk amirinin dahi yazılı arama emri vermesini kabul etmediği için, PVSK 2’den kaynaklanan yetki kullanılamıyordu. Daha sonra 2005.5353 numaralı Kanun ile yapılan değişiklikle, kolluk amirine yazılı arama emri verme yetkisi tanındı, ancak ani gelişen olaylarda kolluk memurunun “kendiliğinden arama” yapma yetkisi CMK”da düzenlenmedi. Eğer ani gelişen olay “suçüstü” ise (CMK 2/j),  kolluğun buna müdahale etmesi ve arama dahil bütün araştırma işlemlerini yapmasının mümkün olduğunu, “hukuk mantığımız” bize doğru olarak söylüyor, ancak yasalarda açık düzenleme bulunmadığı için, kolluk memurunun olaylara müdahale ederken tereddüt yaşaması beklenmelidir.

Arama işleminin yapılması. Üst araması yapılırken, kişinin haya duyguları incitilmemelidir (AramaYön 28).

     Arama kararı ve emri veren hakim veya savcı aramayı bizzat kendisi de yapabilir. Ancak, zor kullanma gerektiğinde, bu yetki sadece kolluğa verildiğinden, C. savcıları zor kullanamazlar.

     Arama, güvenlik tedbirlerinin alınmasından sonra, aranacak kişiye haklarının bildirilmesi ile başlar. Durumun gerektirdiği şekilde zor kullanılabilir (PVSK ek m. 6) (AramaYön 28).

     Aramada mülga CMUK 97/1 uyarınca hakim ve savcı olmaksızın meskende yapılan aramalarda, ihtiyar heyetinden yahut komşulardan iki kişi bulundurulurdu. Yerin sahibi veya eşyanın zilyedi  de hazır bulunma yetkisine sahipti (CMUK 98/1). Müdafiin hazır bulunmasını talep etme hakkı kabul edilmemişti.

     Yeni Kanun “kişinin avukatının aramada bulunmasına engel olunamayacağını” belirtmektedir (CMK 120/3).

     Sanıktan başka kimseler hakkında yapılan aramalarda aramanın gayesi bildirilir (CMK 120/2). Bu düzenlemeden çıkan sonuç, şüpheli ve sanık ile ilgili yapılan aramalarda aramanın amacı hakkında bilgi verilmeyeceğidir.

     Şüphelinin yakalanması için arama yapılabilirdi (CMUK 94). Yeni Kanun bu konuyu açıkça belirtmedi ama düzenledi: “Yakalanabileceği hususunda makul şüphe varsa, konutu ve benzeri yerler aranabilir” (CMK 116).

     Sanık dışındaki kişilerin nezdinde sanığın yakalanması amacıyla arama yapılmasını CMUK 94 ve 95 kabul etmişti. Yeni Kanun bu hususta 116 ve 117. maddelerinde açıklama yapmaktadır.

     Suç izlerinin elde edilmesi için yapılan aramaya araştırma araması denir (CMK 116).

     Arama gündüz yapılır. Gece yapılması istisnadır.


 

 

 

POLİS

VAZİFE VE SALAHİYET

KANUNU

 

 


 

POLİS VAZİFE VE SALAHİYET KANUNU     

Kanun Numarası: 2559

Kabul Tarihi: 4/7/1934

Resmi Gazete: 14/7/1934/2751

Madde 1 – Polis, asayişi amme, şahıs, tasarruf emniyetini ve mesken masuniyetini korur. Halkın ırz, can ve malını muhafaza ve ammenin istirahatini temin eder.

Yardım istiyenlerle yardıma muhtaç olan çocuk, alil ve acizlere muavenet eder. Kanun ve nizamnamelerinin kendisine verdiği vazifeleri yapar.

Madde 2 Polisin genel emniyetle ilgili görevleri iki kısımdır.

A) Kanunlara, tüzüklere, yönetmeliklere, Hükümet emirlerine ve kamu düzenine uygun olmıyan hareketlerin işlenmesinden önce bu kanun hükümleri dairesinde önünü almak,

B) İşlenmiş olan bir suç hakkında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile diğer kanunlarda yazılı görevleri yapmak,

Kamu düzeni ve kamu güvenliğinin sağlanmasından sorumlu olan polis; amirinden aldığı emri, kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı emri verene bildirir. Ancak, amir emrinde ısrar eder ve bu emrini yazılı olarak yenilerse, emir yerine getirilir. Bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz. Konusu suç teşkil eden emir hiçbir suretle yerine getirilmez. Yerine getirenler sorumluluktan kurtulamaz.

Aşağıda yazılı hallerde:

I Can, ırz veya mal emniyetini korumak için,

II Devletin şahsiyetine karşı işlenen cürümlerin faillerini yakalamak veya delillerini tesbit etmek için,

III Devlet kuvvetleri aleyhine, yalnız veya toplu olarak taarruz veya mukavemette bulunanları yakalamak, veya bunların taarruz veya mukavemetlerini def etmek için,

IV Hükümete karşı, şiddet kullanan veya gösteren veya mukavemet edenlerin yakalanması, taarruz veya mukavemet edenlerin def edilmesi için,

V Zabıtaca muhafaza altına alınan şahıslara,bina veya tesislere,meskün veya gayrımeskün yerlere vakı olacak münferit veya toplu tecavüzleri def etmek için,

VI Ağır cezalı bir suçun sanığı olarak yakalandıktan sonra zabıta kuvvetlerinin elinden kaçmakta olan şahısların yakalanması için,

VII İşlenmekte olan bir suçun işlenmesine veya devamına mani olmak için,

VIII – Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile diğer kanunlarda, zabıta tarafından suç delillerinin tesbiti veya suç faillerinin yakalanması maksadiyle yapılacak aramalar için,

IX Kanunsuz toplantı veya kanunsuz yürüyüşleri dağıtmak veya suçlularını yakalamak için,

X Yangın, su baskını, yer sarsıntısı gibi afetlerde olay yerinde görevlilerce alınması gereken tedbirler için,

XI Umuma açık yerlerde yapılan her türlü toplantı veya yürüyüşlerde veya törenlerde bozulan düzeni sağlamak için,

XII Herhangi bir sebeple tıkanmış olan yolların trafiğe açılması için,

XIII – Yukardaki maddeler dışında diğer kanunlarda istisnai olarak zabıtanın sözlü emirle yapmaya mecbur tutulduğu haller için,

Yetkili amir tarafından verilecek sözlü emirler derhal yerine getirilir. Bu emirlerin yazılı olarak verilmesi istenilemez. Bu hallerde emrin yerine getirilmesinden doğabilecek sorumluluk emri verene aittir(1965.694)

Madde 3 – Belediye zabıtası işleri Hükümetçe lüzum görülen yerlerde polise gördürülür.

4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanununun 4 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 4/A maddesi eklenmiştir.

"Durdurma ve kimlik sorma"

MADDE 4-Polis Hiçbir suretle vazifesinden başka bir işte kullanılamaz

MADDE 4/A- Polis, kişileri ve araçları;
      a) Bir suç veya kabahatin işlenmesini önlemek,
      b) Suç işlendikten sonra kaçan faillerin yakalanmasını sağlamak, işlenen suç veya kabahatlerin faillerinin kimliklerini tespit etmek,
      c) Hakkında yakalama emri ya da zorla getirme kararı verilmiş olan kişileri tespit etmek,
      ç) Kişilerin hayatı, vücut bütünlüğü veya malvarlığı bakımından ya da topluma yönelik mevcut veya muhtemel bir tehlikeyi önlemek,
amacıyla durdurabilir.
Durdurma yetkisinin kullanılabilmesi için polisin tecrübesine ve içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanan makul bir sebebin bulunması gerekir. Süreklilik arz edecek, fiilî durum ve keyfilik oluşturacak şekilde durdurma işlemi yapılamaz.
Polis, durdurduğu kişiye durdurma sebebini bildirir ve durdurma sebebine ilişkin sorular sorabilir; kimliğini veya bulundurulması gerekli diğer belgelerin ibraz edilmesini isteyebilir.
Durdurma süresi, durdurma sebebine esas teşkil eden işlemin gerçekleştirilmesi için zorunlu olan süreden fazla olamaz.
Durdurma sebebinin ortadan kalkması halinde kişilerin ve araçların ayrılmalarına izin verilir.
Polis, durdurduğu kişi üzerinde veya aracında silah veya tehlike oluşturan diğer bir eşyanın bulunduğu hususunda yeterli şüphenin varlığı halinde, kendisine veya başkalarına zarar verilmesini önlemek amacına yönelik gerekli tedbirleri alabilir. Ancak bu amaçla kişinin üzerindeki elbisenin çıkarılması veya aracın, dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılması istenemez.
Bu Kanun ve diğer kanunların verdiği görevlerin yerine getirilmesi sırasında, polis tarafından gerekli işlemler için durdurulan kişiler ve araçlarla ilgili hükümler saklıdır.
Polis, görevini yerine getirirken, kendisinin polis olduğunu belirleyen belgeyi gösterdikten sonra, kişilere kimliğini sorabilir. Bu kişilere kimliğini ispatlamaları hususunda gerekli kolaylık gösterilir.
Belgesinin bulunmaması, açıklamada bulunmaktan kaçınması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunması dolayısıyla ya da sair surette kimliği belirlenemeyen kişi tutularak durumdan derhal Cumhuriyet savcısı haberdar edilir. Bu kişi, kimliği açık bir şekilde anlaşılıncaya kadar gözaltına alınır ve gerekirse tutuklanır. Gözaltına ve tutuklamaya karar verme yetkisi ve usûlü bakımından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanır.
Kimliğinin tespiti amacıyla tutulan kişiye, kimliği tespit edildikten sonra ve talepte bulunması halinde, bu amaçla tutulduğuna ve tutulma süresine dair bir belge verilir. Kişinin kimliğinin belirlenmesi durumunda, bu nedenle gözaltına alınma veya tutuklanma haline derhal son verilir.
Nüfusa kayıtlı olmadığı için kimliği tespit edilemeyen kişilerin nüfusa kayıtlarının temini için gerekli işlemler yapıldıktan sonra, 5 inci maddeye göre fotoğraf ve parmak izi tespit edilerek kayda alınır.
Kimliği tespit edilemeyen kişinin yabancı olduğunun anlaşılması halinde, 5682 sayılı Pasaport Kanunu ve 5683 sayılı Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun hükümlerine göre işlem yapılır."
 

2559 sayılı Kanunun 5 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Parmak izi ve fotoğrafların kayda alınması
MADDE 5- Polis;
    a)  Gönüllü,
   b) Her çeşit silah ruhsatı, sürücü belgesi, pasaport veya pasaport yerine geçen belge almak için başvuruda bulunan,
   c) Başta polis olmak üzere, genel veya özel kolluk görevlisi ya da özel güvenlik görevlisi olarak istihdam edilen,
    ç) Türk vatandaşlığına başvuruda bulunan,
    d) Sığınma talebinde bulunan veya gerekli görülmesi halinde, ülkeye giriş yapan sair yabancı,
    e) Gözaltına alınan,
kişilerin parmak izini alır.
Birinci fıkraya göre alınan parmak izi, ait olduğu kişinin kimlik bilgileri ile birlikte, ne zaman ve kim tarafından alındığı belirtilmek suretiyle, bu amaca özgü sisteme kaydedilerek saklanır. Ancak, parmak izinin hangi sebeple alındığı sisteme kaydedilmez.
Olay yerinden elde edilen ve kime ait olduğu henüz tespit edilemeyen parmak izleri, kime ait olduğu tespit edilinceye kadar, ilgili soruşturma dosya numarası ile birlikte sisteme kaydedilir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 81 inci maddesi ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 21 inci maddesi hükümlerine göre alınan parmak izleri de bu sisteme kaydedilir.
     (a) bendi hariç birinci fıkra ile dördüncü fıkra kapsamına giren kişilerin ayrıca fotoğrafları alınarak, ikinci fıkrada belirlenen esaslara uygun olarak parmak izi ile birlikte sisteme kaydedilir.
Bu sistemde yer alan bilgiler, kimlik tespiti, suçun önlenmesi veya yürütülmekte olan soruşturma ve kovuşturma kapsamında maddî gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla mahkeme, hâkim, Cumhuriyet savcısı ve kolluk tarafından kullanılabilir.
Kolluk birimleri, kimlik tespiti yapmak ya da olay yerinden alınan parmak izini karşılaştırmak amacıyla doğrudan bu sistemle bağlantı kurabilir.
Sistemde kayıtlı bilgilerin hangi kamu görevlisi tarafından ve ne amaçla kullanıldığının denetlenebilmesine imkân tanıyan bir güvenlik sistemi kurulur.
Sistemde yer alan kayıtlar gizlidir; altıncı ve yedinci fıkralarda belirlenen amaçlar dışında kullanılamaz.
Sisteme kayıtlı olan parmak izi ve fotoğraflar, kişinin ölümünden itibaren on yıl ve her halde kayıt tarihinden itibaren seksen yıl geçtikten sonra sistemden silinir.
Parmak izi ile fotoğrafların sistemde kaydedilmesi ve saklanması ile bu kayıtlardan yararlanmaya ilişkin diğer esas ve usûller, İçişleri Bakanlığı tarafından Adalet Bakanlığının görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir."
 

        Madde 7 – Kişilerin tek tek veya toplu olarak eğlenmesi,   dinlenmesi veya konaklaması için açılan otel, motel, pansiyon, kamping ve benzeri konaklama yerleri; gazino, pavyon, meyhane, bar, birahane, içkili lokanta, taverna ve benzeri içkili yerler; sinema, kahvehane ve kıraathane; kumar ve kazanç kastı olmamak şartıyla adı ne olursa olsun bilgi ve maharet artırıcı veya zeka geliştirici nitelikteki elektronik oyun alet ve makinelerinin, video ve televizyon oyunlarının içerisinde bulunduğu elektronik oyun yerleri; internet kafeler ve benzeri yerler umuma açık istirahat ve eğlence yeri sayılır.

Sabit veya seyyar olarak kullanılan kara, deniz, hava ve her çeşit taşıma araçlarında, birinci fıkrada belirtilen faaliyetlerin icrası durumunda, bu yerler de umuma açık istirahat ve eğlence yeri sayılır.

Umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinin ruhsatı bağlı olduğu kolluk kuvvetinin görüşü alındıktan sonra belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeler; bu alanların dışında il özel idareleri tarafından verilir. Kolluk kuvveti görüşünü yedi gün içinde verir. Ruhsat talepleri bir ay içinde sonuçlandırılır. İzin alınmadan açılan umuma açık istirahat ve eğlence yerleri kapatılır.

Bu iş yerlerinin faaliyet göstereceği alanları belirlemeye veya mevcut umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinin bu amaç için ayrılan yerlerde toplanmasına, belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeler; bu alanlar dışında il özel idareleri yetkilidir.

Umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinin bulunacağı alanların tespiti ve bu yerlerin ruhsatlandırılmasında uygulanacak usul ve esaslar İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.

Bu iş yerleri için düzenlenen iş yeri açma ve çalışma ruhsatlarının bir örneği yetkili kolluk kuvvetine gönderilir. Bu iş yerleri genel güvenlik ve asayiş yönünden genel kolluk tarafından denetlenir.

Bu yerlerin ruhsatlandırılmasında 14.6.1989 tarihli ve 3572 sayılı İş Yeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanunun 5 inci ve 6 ncı maddelerinin hükümleri uygulanmaz. ( 2004.5259 )

Madde 8 - Polisçe kat’i delil elde edilmesi halinde;

A) Kumar oynanan umumî ve umuma açık yerler ile her çeşit özel ve resmi kurum ve kuruluşlara ait lokaller,

B) Mevzuata aykırı bir şekilde uyuşturucu madde imal edilen, satılan, kullanılan, bulundurulan yerler,

C) Mevzuata aykırı faaliyet gösteren genelevler, birleşme yerleri ve fuhuş yapılan evler ve yerler,

D) Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Anayasal düzenine, genel güvenliğe ve genel ahlâka zararı dokunacak oyun oynatılan, temsil verilen, film veya video bant gösterilen yerler ile internet üzerinden yapılan yayınlara izin verilen yerler,

E) Derneklere, sendikalara, loca ve kulüplere, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile benzeri kurum ve kuruluşlara ait ve yalnız üyelerinin yararlanması için açılan lokallerden, birden fazla denetim sonunda ve yazılı ihtara rağmen, iç yönetmeliğine aykırı faaliyet göstererek umuma açık yer durumuna geldiği tespit edilenler,       (2004.5259)

Mahallin en büyük mülkî amiri tarafından otuz günü geçmemek üzere geçici süreyle faaliyetten men edilir.

Bu maddede yazılı fiiller sebebiyle bir yıl içinde üç defa faaliyetten men edilen işyerlerinde, bu fiiller tekrar işlendiği takdirde, işyeri açma ve çalışma ruhsatları, mahallin en büyük mülkî amirinin bildirimi üzerine, belediye veya il özel idaresi tarafından beş iş günü içinde iptal edilir.

2559 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Önleme araması
MADDE 9- Polis, tehlikenin veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla usûlüne göre verilmiş sulh ceza hâkiminin kararı veya bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mülkî âmirin vereceği yazılı emirle; kişilerin üstlerini, araçlarını, özel kâğıtlarını ve eşyasını arar; alınması gereken tedbirleri alır, suç delillerini koruma altına alarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre gerekli işlemleri yapar.
Arama talep yazısında, arama için makul sebeplerin oluştuğunun gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir.
Arama kararında veya emrinde;
a) Aramanın sebebi,
b) Aramanın konusu ve kapsamı,
c) Aramanın yapılacağı yer,
ç) Aramanın yapılacağı zaman ve geçerli olacağı süre,
belirtilir.
Önleme araması aşağıdaki yerlerde yapılabilir:
a) 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamına giren toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapıldığı yerde veya yakın çevresinde.
b) Özel hukuk tüzel kişileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları veya sendikaların genel kurul toplantılarının yapıldığı yerin yakın çevresinde.
c)  Halkın topluca bulunduğu veya toplanabileceği yerlerde.
ç) Eğitim ve öğretim özgürlüğünün sağlanması için her derecede eğitim ve öğretim kurumlarının idarecilerinin talebiyle ve 20 nci maddenin ikinci fıkrasının (A) bendindeki koşula uygun olarak girilecek yüksek öğretim kurumlarının içinde, bunların yakın çevreleri ile giriş ve çıkışlarında.
d)  Umumî veya umuma açık yerlerde.
e)  Her türlü toplu taşıma araçlarında, seyreden taşıtlarda.
Konutta, yerleşim yerinde ve kamuya açık olmayan işyerlerinde ve eklentilerinde önleme araması yapılamaz.
Spor karşılaşması, miting, konser, festival, toplantı ve gösteri yürüyüşünün düzenlendiği veya aniden toplulukların oluştuğu hallerde gecikmesinde sakınca bulunan hal var sayılır.
Polis, tehlikenin önlenmesi veya bertaraf edilmesi amacıyla güvenliğini sağladığı bina ve tesislere gelenlerin; herhangi bir emir veya karar olmasına bakılmaksızın, üstünü, aracını ve eşyasını teknik cihazlarla, gerektiğinde el ile kontrol etmeye ve aramaya yetkilidir. Bu yerlere girmek isteyenler kimliklerini sorulmaksızın ibraz etmek zorundadırlar. Milletlerarası anlaşmalar hükümleri saklıdır.
Önleme aramasının sonucu, arama kararı veya emri veren merci veya makama bir tutanakla bildirilir."

 

Madde 10 – Taşınması memnu olan kama, hançer ve saldırmanın yapılması ve satılması da yasaktır.

Eski eserlerden olupta kıymetli olanların satışı bu hükümden müstesnadır.

Madde 11 Polis;

A) Genel ahlak ve edep kurallarına aykırı olarak; utanç verici ve toplum düzeni bakımından tasvip edilmeyen tavır ve davranışta bulunanlar ile bu nitelikte söz, şarkı, müzik veya benzeri gösteri yapanları,

B) Çocuklar, kız ve kadınlar ile genç erkeklere sözle veya herhangi bir şekilde sarkıntılık edenleri, kötü alışkanlıklara ve hertürlü ahlaksızlığa yönelten ve teşvik edenleri,

C) Genel ahlâk ve edebe aykırı mahiyette her türlü sesli ve görüntülü eserleri, kaydedildiği materyale bakılmaksızın üreten ve satanları, ( 2002.4771 )

Herhangi bir müracaat veya şikayet olmasa bile engeller, davranışlarının devamını durdurarak yasaklar, sanıklar hakkında tanzim olunacak evrakı derhal şikayete bağlı suçlar hakkındaki evrakı da şikayet ve müracaat vukubulduğu takdirde adliyeye tevdi eder.

 Madde 12 - Birinci fıkra 2002.4771 ile yürürlükten kal dırılmıştır.)

Kanunî istisnalar saklı kalmak üzere, eğlence, oyun, içki ve benzeri amaçlı umuma açık ve açılması izne bağlı yerlerde onsekiz yaşından küçükler çalıştırılamaz.

Polis bar, pavyon, gazino, meyhane gibi içkili yerler ile kıraathane ve oyun oynatılan benzeri yerlere yanlarında veli ve vasileri olsa bile onsekiz yaşını doldurmamış küçüklerin girmesini meneder.

Bu  madde  hükümlerine  aykırı  hareket  edenler  hakkında 17 nci,  işyerleri hakkında da 6 ncı madde hükümlerine göre işlem yapılır. ( 2002.4771;  2004.5259 )

Madde 13 - Polis,

A) Suçüstü hâlinde veya gecikmesinde sakınca bulunan diğer hâllerde suç işlendiğine veya suça teşebbüs edildiğine dair haklarında kuvvetli iz, eser, emare veya delil bulunan şüphelileri,

B) Haklarında yetkili mercilerce verilen yakalama veya tutuklama kararı bulunanları,

C) Halkın rahatını bozacak veya rezalet çıkaracak derecede sarhoş olanları veya sarhoşluk hâlinde başkalarına saldıranları, yapılan uyarılara rağmen bu hareketlerine devam edenler ile başkalarına saldırmaya yeltenenleri ve kavga edenleri,

D) Usulüne aykırı şekilde ülkeye giren ya da haklarında sınır dışı etme veya geri verme kararı alınanları,

E) Polisin kanunlara uygun olarak aldığı tedbirlere karşı gelenleri, direnenleri ve görev yapmasını engelleyenleri,    

F) Bir kurumda tedavi, eğitim ve ıslahı için kanunlarla ve bu Kanunun uygulanmasını gösteren tüzükte belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirlerin yerine getirilmesi amacıyla, toplum için tehlike teşkil eden akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol bağımlısı serseri veya hastalık bulaştırabilecek kişileri,

G) Haklarında gözetim altında ıslahına veya yetkili merci önüne çıkarılmasına karar verilen küçükleri,

Yakalar ve gerekli kanunî işlemleri yapar.

Yakalanması belirli bir usule bağlanmış kişilerle il