|
ARAMA
Prof. Dr. Feridun Yenisey
Bahçeşehir Üniversitesi
“Arama”,
saklanan bir kişinin veya gizli ve saklı tutulan bir eşyanın,
tehlikeyi önlemek için veya adli amaçlarla meydana çıkarılması
için yapılır. “El koymada” ise eşya meydandadır ve olduğu yerden,
ya rıza ile, veya zorla alınır.
Anayasanın 20 ve 21 nci maddelerinde özel hayat ve aile hayatına
saygı gösterilmesini isteme hakkı düzenlenmiştir. 2001 yılında
4709 numaralı Kanunla yapılan değişiklik ile yeni kurallar
konuldu:
Anayasanın bu düzenlemesi arama hukukunu ülke gündemine
taşımıştır. Daha evvelce var olan istisnaları da kaldırarak,
sadece “hakim kararı” ve “yazılı emir” ile aramaya izin verilmesi,
kolluk yetkilerinde önemli bir daralma olarak nitelendirilmişse
de, kanaatimizce, yetkilerin alanı belirlenmiş, kolluğun hakim
kararı ve yazılı emir almadan arama yapma yetkisi zaman ve yer
bakımından sınırlandırılmış, fakat yetki tamamen ortadan
kaldırılmamıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8 nci maddesinde, her
somut olayda kendi şartları içinde değerlendirilen bir “özel hayat
hakkı” tanınmış, “özel hayatın yabancı gözlerden uzak yaşama hakkı
ile bireyin kendi kişiliğini geliştirmek, duygusal ilişkiler
kurmak hakkını da kapsadığı” içtihat edilmiş, ancak Anayasamızda
olduğu gibi, yazılı emre bağlanmamıştır.
Önleme araması
(aşağıda II) ve, b) suçun işlenmesinden sonra suçun ve failin
ortaya çıkartılması için yapılan adli arama
olmak üzere iki türlüdür.
Önleme araması PVSK’da 2002 yılında yapılan değişiklikle açıkça
düzenlenmiştir (PVSK “2002.4471” 9). Buna dayanılarak hazırlanan
“Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği” (ArY.), 24.5.2003 tarihli
Resmi Gazetede yayınlanmıştı. Ceza Muhakemesi Kanunu yürürlüğe
girdikten sonra, bu Yönetmelik kaldırıldı ve yenisi (AramaYön)
yürürlüğe kondu (RG. 1. 6. 2005).
Milli güvenliğin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ve yasak
silahların tespiti amacıyla, hakim kararı veya gecikmesinde
sakınca bulunan hallerde mülki amirin yazılı emri ile yapılan
arama, “önleme aramasıdır” (AramaYön 19).
Önleme araması idari bir işlemdir. Fakat, hakim kararı ile
yapılır. Gecikmesinde sakınca olan hallerde vali, kaymakam kolluğa
yazılı emir verir (PVSK “2002.4771” 9) (AramaYön 20).
Önleme araması kamuya açık olmayan özel iş yerlerinde, konutta,
yerleşim yerlerinde ve eklentilerinde yapılamaz (AramaYön 19/son).
Önleme amaçlı üst araması yapılabilmesi için, yazılı emir veya
hakim kararı verilebilmesinin ön şartı olan, “yakın bir tehlike”
mevcut bulunmalıdır. Yakın tehlikeyi gösteren “makul sebep”
bulunmalı, tehlikenin oluştuğunu gösteren belirlemeler, kolluk
tarafından önceden tespit edilerek bir rapor düzenlenmelidir
(AramaYön 20/1).
Kolluk memurunun önce kendi hayatını koruması gerekir. Bunun için,
yakalama yetkisine sahip olan kolluk görevlisinin önce o kişinin
silahlı olup olmadığını tespit etmek bakımından, arama yetkisi
doğar. Bu tür tedbir niteliğindeki üst aramalarında yazılı emir ve
hakim kararı gerekmez (YakalamaYön 6/2).
Görüldüğü gibi, halen mevcut yakın bir tehlikenin bulunduğu
hallerde yazılı emir veya hakim kararı alınması mümkün
olmadığından, bu tür aramalar, “ızdırar hali” (zorunluluk hali;
mülga TCK 49, YTCK 25/2) hükümlerine göre yapılır. PVSK 20’de
düzenlenen yangın durumunda eve girme yetkisi de, aynı hukuki
müessese dolayısıyla, “hukuka uygundur”.
Kolluğun denetleme yetkisine sahip olduğu hallerde de (III), bazı
durumlarda karar ve emir almadan, bazı durumlarda ise mülki amirin
emri ile denetim yapılabilir.
4926 numaralı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 17 ncı maddesi,
görevlilere karar ve emir almadan, sadece silah veya uyuşturucu
madde varlığı şüphesi bulunduğu hallerde, doğrudan arama yetkisi
vermektedir.
Önleme amaçlı üst araması ve konutta arama, önceden alınan rıza
ile hukuka uygun bir arama niteliği kazanır.
Hakimden önleme araması alınması gerekmeyen (AramaYön 25) haller
de vardır:
a) Kamu hizmetine ayrılmış binalara girerken yapılan üst ve eşyada
arama,
b) Sivil hava meydanlarına girişte yapılan kontrol ve aramalar,
c) Olağanüstü halde yapılan aramalarda,
d) Sıkıyönetim zamanında yapılan aramalarda,
e) Yakalandıktan sonra muhafaza altına alınan kişilerin üst ve
eşyasının aranması,
f) Seçimlerde silah taşınmasını önlemek amacı ile yapılan
aramalara, hakimden karar alınması gerekmez.
Önleme amaçlı aramalarda konuta girmek yasaktır. Ancak, binanın
barınma, yatıp kalkma ve istirahat etmeye ayrılmış bir yer olması
önşarttır. Boş bir ev konut olmadığı için, buraya girme konuta
girme sayılmaz.
Rıza ile girildiğinde, evde yapılan önleme aramasında, ev sahibi
hazır bulunma yetkisine sahiptir.
Yukarıda gördüğümüz istisnaların dışında, önleme araması
yapılabilmesi için, hakimden karar veya yetkili merciinden yazılı
emir alınmış olması gerekir.
Kolluğun
“denetim yetkisi” ve “idari kontroller”.
Anayasamızın 20 ve 21 nci maddelerinde yapılan değişiklikler her
türlü arama için hakim kararı veya yazılı emir öngörüyorsa da,
teknik anlamda “arama” sayılmayan “denetim” ve “idari kontroller”,
doğal olarak, Anayasanın koruduğu alan dışındadır.
Örnek olarak, evin yangın önlemleri, sağlık ve güvenlik tedbirleri
nedeniyle kontrol edilmesi; sınırlarda yapılan idari kontroller;
kimlik sorma, ehliyet ve ruhsat kontrolü; hava alanlarında yapılan
kontroller; ceza infaz kurumlarında yapılan önleme kontrolleri
(CİGK 53/2, 86/3) ve PVSK’dan kaynaklanan diğer “denetim
yetkileri” gösterilebilir (Any. 20, 21, ArY 13-e, i, j, PVSK 17,
İl İdaresi Kanunu 4178, PVSK 9, 17).
Yeni Arama Yönetmeliği, çeşitli yasalarda bulunan “denetim”
yetkilerini şöyle sıralamaktadır (AramaYön 18):
a) Umuma açık eğlence yerlerinin ve benzerlenin “genel güvenlik ve
asayiş yönünden” denetimi;
b) Kumar oynanan umumi ve umuma açık yerlerle, iç yönetmeliğine
aykırı faaliyet göstererek umuma açık yer haline geldiği tespit
edilen lokal ve benzerlerinin denetimi;
c) Kurallara aykırı olarak işletilen yerleri;
d) Küçüklerin girdiğinden şüphelenilen açılması izne bağlı içkili
yerler;
e) suç işlenmesini önlemek için kişilerden kimlik sorma,
f) Kimlik bildirme Kanununda belirtilen yerlerin denetimi;
g) Motorlu araçların ve sürücülerinin denetimi;
h) Su araçlarının ruhsatlarının denetimi;
i) Elektromanyetik araçlarla veya dedektör köpeklerle yapılan
“tarama” şeklindeki denetimler;
j) TCK 183 kapsamında gürültü yapanların men edilmesi;
k) Hudut kapılarındaki pasaport denetimleri.
Danıştay, mülga Arama Yönetmeliğinde yer alan “okullarda
yapılan önleme kontrolleri” ile, “memurlarla ilgili özel
kontrolların” yürürlüğünü durdurmuştu.
“Genel arama-taramalar” da, Türk Hukukunda tartışmalıdır. Kontrol
noktaları oluşturulması ise (StPO 111), mukayeseli hukukta vardır.
Bizde düzenlenmemiştir.
Suç öncesi idare alanda kalan önleme aramalarında C. savcısı
yetkili değildir. Bu nedenle kolluk, tehlike sebeplerini
belirleyen bir raporla mülki amire başvurur. Gecikmede sakınca
varsa mülki amir kendisi yazılı emir verir veya istemi reddeder
veya sulh ceza hakimine başvurur (PVSK “2002.4771” 9, YGİY 8,
6/3).
“Kolluk amirinin” önleme araması emri vermesi, şaşırtıcı bir
şekilde Türk Hukukunda kabul edilmemiştir. Oysa, 2005.5353
numaralı Kanun ile yapılan değişiklikle, adli aramalarda kolluk
amirinin yazılı emri ile konut dışında arama yetkisi verilmiştir
(CMK “2005.5353” 119/1).
Adli arama.
Adli arama, ceza muhakemesinin gayesine erişmesi maksadıyla,
saklanan sanığın ve delillerin elde edilmesi için, bir kişinin
meskeninde, etrafı çevrili sair
mahallerinde, üzerinde ve eşyasında yapılan araştırma işlemidir.
Kanunlarımızda aramayı düzenleyen hükümler vardır: 4926 Numaralı
Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu (m. 17), 353 Numaralı Askeri
Mahkemeler Kanunu (m. 66, 67) ve 6831 Numaralı Orman Kanunu (m.
88).
Alman Çerçeve Polis Kanunuda (ME) ve İngiliz Delil Kanununda
(PACE), arama hakkında ayrıntılı düzenlemeler vardır.
Yeni Ceza Muhakemesi Kanununun 4 üncü Bölümü, “arama ve elkoyma”
başlığını taşımaktadır. Burada arama, elkoyma taşınmazlara hak ve
alacaklara elkoyma postada elkoyma elkonulan eşyaların durumu
şirket yönetimi için kayyum tayini ve bilgisayarlar programlarında
arama konuları düzenlenmiştir.
Arama karar veya emrinde aramanın nedenini oluşturan fiil,
aranılacak kişi, aramanın yapılacağı konut veya diğer yerin
adresi, aranın eşyanın ne olduğu ve karar veya emrin geçerli
olacağı zaman süresi gösterilecektir (CMK 119/2).
Arama kolluk görevlileri tarafından yapılır (CMK 119/1). Aramada,
C. savcısı veya hakim hazır bulunabilir. C. Savcısı hazır
olmaksızın konut iş yeri veya diğer kapalı yerlerde arama
yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki
kişinin bulundurulması mecburidir (CMK 119/4).
Aramada, aranacak yerin sahibi veya eşyanın zilyedi hazır
bulunabilir. Temsilci veya komşu da hazır bulundurabilir (CMK
120/1).
Aramada kişinin avukatının hazır bulunmasına engel olunamaz (CMK
120/3).
Aramanın kurallara bağlanmasının sebepleri kişinin konuttaki özel
hayatını korumaktır. Ancak, gizli tutmak istediği aleni
davranışların da makul ölçüde korunduğu kabul edilmiştir (Katz
kararı).
İdari kontroller dışında kalan ve hukuk tekniği açısından önleme
araması veya adli arama özelliklerini taşıyan, fakat buna rağmen
“arama” sayılmayan durumlar vardır.
Mesela, ortalıkta olan ve gözle görülen bir şeyi almak arama
değildir.
Bahçeye bakmak arama sayılmaz.
Makul sebebinin oluştuğu hallerde, kişiyi veya aracı “durdurma”,
“arama” değildir.
Terk edilen, atılan çöp üzerinde sonradan yapılan inceleme arama
sayılmaz.
Fakat, aleni yerlerde, bir kişinin gizlice izlenmesi, özel hayata
müdahale teşkil ederse de, arama değil, ayrı bir koruma tedbiridir
(CMK 140).
Somut verilere dayanan makul şüphe yani “umma” şartı
gerçekleşmedikçe arama yapılamaz (Mülga CMUK 94). Şüpheli veya
sanığın üstü, eşyası, konutu iş yeri veya ona ait diğer yerlerin
aranabilmesi için, “makul şüphe” bulunmalıdır. Makul şüphe,
“şüpheli veya sanığın yakalanabileceği veya suç delillerinin elde
edilebileceği hususunda” olmalıdır (CMK 116).
Yeni Ceza Muhakemesi Kanununda, üst veya eşyada yapılacak arama
bakımından bir zaman sınırlaması öngörülme-miştir. Ancak konutta,
işyerinde veya diğer kapalı yerlerde gece vakti arama yapılması
yasaklanmıştır (CMK 118/1).
Bununla birlikte, suç üstü halinde gece arama yapılabilir. Aynı
şekilde, gecikmesinde sakınca bulunan haller ile, yakalanmış veya
gözaltına alınmış olup da, firar eden kişi veya tutuklu veya
hükümlünün tekrar yakalanması amacıyla, gece arama yapılması
hukuka uygundur (CMK 118/2).
Ekim 2005 itibariyle halen yürürlükte olan Polis Vazife ve
Salahiyetleri Kanunu, kamu düzeni ile Anayasal hak ve özgürlükleri
korumak üzere, suç alet ve eşyasının
bulunup bulunmadığını saptamak amacıyla arama yapılmasına izin
vermektedir (PVSK “2002.4471” 9).
Yeni Ceza Muhakemesi Kanunu, kendisinden şüphelenilmeyen diğer bir
kişinin de üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer
yerlerin aranabilmesi için; “aranan kişinin veya suçun
delillerinin belirtilen yerde bulunduğunu kabul etmeye olanak
sağlayan olayların varlığı”, önkoşul olarak kabul edilmiştir (CMK
117/2).
Bu koşul gerçekleşmişse, “yakalama araması” veya “araştırma
araması” dediğimiz, şüphelinin veya sanığın yakalanması veya delil
elde etmek amacıyla, diğer kişilerle ilgili arama yapılabilir (CMK
117/1).
Şüpheli veya sanığın, diğer kişilere ait yerlerde bulundukları
durumlarda, herhangi bir kısıtlama olmadan arama yapılabilir.
Bu kural, şüpheli veya sanığın izlendiği sırada girdiği yerler
hakkında da uygulanır (CMK 117/3).
CMK 116, “yakalama araması” ve “araştırma araması” olmak üzere,
iki türlü arama öngörmektedir.
Bunun dışında, “hakimden karar veya merciden yazılı emir aldıktan
sonra yapılan arama” ve “karar almadan yapılan arama” olmak üzere
de, iki türlü arama vardır.
Ceza muhakemesinin başlayabilmesi için, “şüphe” mevcut
bulunmalıdır. Bu şüphe, duyan herkesi inandırabilecek, “somut
olaylara” dayanmalıdır. Ancak, makul şüphe, bazen zayıf, bazen
kuvvetlidir. Şüphe kuvvetlenirse “isnad” halini alır. Arama için
basit şüphe yeterlidir.
Aramada basit fakat makul bir şüphe bulunması gereklidir.
Aranan şeylerin suçla bağlantı olduğu ve bu şeylerin aranacak olan
yerde bulunduğunun “umulması” durumunda, makul şüphe oluşur.
“Makul şüphe”, hayatın akışına göre somut olaylar karşısında
genellikle duyulan şüphedir. Aaramanın yapılacağı zaman, yer ve
ilgili kişinin davranışları, kolluk memurunun taşındığından şüphe
ettiği eşyanın niteliği gibi sebepler gözönünde tutularak somut
olayda “makul şüphe” olup olmadığı, arama sırasında kolluk memuru
tarafından, sonradan da hakim tarafından takdir edilecektir.
İhbarda bulunan kişinin güvenilir ve verdiği bilgilerin detaylı
olması durumunda ihmal makul bir şüphe oluşturur.
Kişiye güvenilemiyorsa veya ihbarı destekleyen somut olgular
detaylı bilgiler bulunmasa da, kolluğun evvelki bilgi dağarcığı
ihbarı teyit ediyorsa, ihbar makul şüphe oluşturur. Daha önce
işlenmiş suçlara dair polisteki kayıt ve bilgiler, değerli bir
hazinedir.
Somut bir olayla karşılaşan kolluk memuru makul şüphenin mevcut
bulunup bulunmadığını, önce kendisi takdir edecektir.
Ancak, bu takdirinde yanılması durumunda, ileride elde edeceği
delil “hukuka aykırı delil” katagorisine girebilir. Çünkü, makul
şüphe yoksa, hakim arama kararı da veremez.
Hakimden karar almadan yapılan adli arama.
Aşağıda açıklanan haller
“istisnai durumlardır”. Kural arama öncesinde hakimden arama
kararı alınması veya yazılı emir alınmasıdır. Kolluk istisnaları
genişletmeye çalışmamalıdır.
Kolluğun durdurma yetkisinin doğduğu hallerde (AramaYön 27),
sorulan sorular sırasında makul şüphe oluşursa, kolluğun kişinin
silahlı olup olmadığını tespit etmek amacıyla yoklama suretiyle
denetleme yetkisi
doğar. Yoklama sırasında ele silaha benzer bir şey dokunursa,
arama yetkisi doğar.
Yakalanan kişinin üstünde silah olup olmadığını tespit etmek
üzere, önleme araması yapılabilir (YGİY 8). Ancak detaylı arama
yapılabilmesi için yazılı emir veya hakim kararı gereklidir.
Hakim kararı almadan evde adli arama ve el koyma yapılamaz.
Hakimden karar almaya vakit yoksa C. Savcısının yazılı emri
istenir. Buna da vakit yoksa kolluk kendi amirinden yazılı arama
emri alır (PVSK 2/VIII).
Kolluk memurunun amirine de başvurumaya vakti bulunmadığı
durumlarda mülga CMUK 97, konutta kendiliğinden arama yetkisini,
kolluğa veriyordu.
Bu
yetki yeni CMK’da sürdürülmemişti. 2005.5353 numaralı Kanun ile
yapılan değişiklikle, kolluk amirinin acele hallerde “konut dışı”
aramalar için”, yazılı emir verme yetkisi kabul edildi (CMK
“2005.5353” 119/1).
Bu
değişikliğin, toplumun suça karşı korunması ihtiyacını
karşılamaktan uzak olduğu açıktır. Zira ani gelişen olaylarda,
sokaktaki kolluk memurunun amirine başvuramayacağı hallerde, arama
yetkisi verilmiş değildir. Hukukun genel hükümleri uyarınca, can
kurtarmak için yapıldığı hallerde sorumluluk doğmayacaktır. Bunun
dışındaki hallerde sorun vardır.
Otomobiller hareketli objeler olduğu için, kaçma şüphesi, aynı
delili bir daha ele geçirememe tehlikesi büyüktür. Bu nedenle,
mukayeseli hukukta, otolarda aramanın daha basit şartlara
bağlandığı, fakat sürücünün elinin uzanabildiği alanla sınırlı
tutulduğu, kapalı yerlere bakmanın yasaklandığı görülmektedir.
Yeni
Arama Yönetmeliği (AramaYön 29) “araçlarda arama” başlığı altında,
deniz araçlarını da kapsayan bir düzenleme yapmıştır. “Umma”
derecesinde makul şüphe varsa, aracı durdurma (AramaYön 27/1) ve
durdurma sebebi ile ilgili soru sorma yetkisi doğar.
Yapılan açıklama ile durdurma nedeni ortadan kalkmazsa, yoklama
biçiminde kontrol yapılır.
Bu
işlem sonucunda “kişide silah bulunduğu sonucunu çıkarmaya yeterli
şüphe meydana gelirse, memur kendiliğinden silah veya diğer suç
eşyası araması yapabilir (AramaYön 29/5).
Araç
araması sırasında, yapılan aramanın konusu olan eşyanın ne olduğu
veya aramanın yapılmasına temel teşkil eden sebepler ilgiliye
açıklanır (AramaYön 29/2). Arama aracın ilk durdurulduğu yerde,
başkalarının göremeyeceği tarzda yapılır. “Detaylı” inceleme
yapılması gereken hallerde, araç başka yere götürülerek arama
orada yapılır (AramaYön 29/4).
Özgür iradeye dayalı ve hukuken aydınlatılmış bir iradenin mahsulü
olan rıza hukuka ceza sorumluluğunu kaldıran bir sebeptir (YTCK
26). Mülga TCK hakkın kullanılmasını kanunda yazılı hukuka
uygunluk sebepleri arasında göstermemişti. Yeni TCK ise, hakkın
kullanılmasını açıkça düzenlemiştir.
Mukayeseli hukukta, arama öncesinde, “aratmama hakkı” kendisine
bildirilerek ve baskı yapılmadan alınan arama rızasının, hakim
kararını gereksiz kıldığı konusunda ittifak vardır.
Ancak, Hukukumuzdaki “rızaya dayanan arama”, mülga Arama
Yönetmeliğinin, rıza ile aramayı düzenleyen 9 uncu maddesi
hakkında Danıştay 10 uncu dairesinin 2003.3396 esas numaralı dava
üzerine 21.11.2003 tarihinde verdiği yürütmenin durdurulması
kararı ile askıda beklemekte iken, Yeni Ceza Kanunu “mağdurun
rızasını” açıkça düzenledi. Bunun üzerine hazırlanan yeni Arama
Yönetmeliği de, “rıza ile aramaya” tekrar yer verdi (AramaYön
8/f).
Artık “Kanunla yapılmış” bir düzenleme (YTCK 26/2) bulunduğu için,
Danıştay kararının dayanağı da kalmamıştır.
Bununla
birlikte, konut, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda
işlenen suçların “olay yeri incelemesi” yapılırken, ev sahibinin
rızası ile evde delil araması yapılmasının yolu kapatılmıştır. Suç
işlenip bitmişse, özel hayatın korunması amacı ile, aramadaki
genel hükümlerin uygulanması istenmiştir (AramaYön 9/2).
Adli
arama kararı ve emrinin verilmesi.
Adli arama kararını hazırlık soruşturmasında sulh hakimi son
soruşturmada mahkeme acele hallerde başkan verir. Gecikmesinde
sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet
savcısına ulaşılamadığı hallerde
ise
kolluk amirinin yazılı emri ile
kolluk görevlileri arama yapabilirler (CMK “2005.5353” 119/1).
(Önleme araması kararı da hakim tarafından verilir. Acele hallerde
önleme araması emri verme bakımından, vali ve kaymakamlarda
yetkilidir) (PVSK 9).
Tutuklama kararı ve ihzar emri, hakim tarafından verilen yakalama
emri üstü kapalı bir arama kararı niteliğindedir.
Mülga CMUK sisteminde arama kararı dosya üzerinden verilirdi.
Fakat kararda süre gösterilmezdi.
Yeni Ceza Muhakemesi Kanununumuza göre, kolluk görevlileri hakim
kararı üzerine veya yazılı emir ile aramayı yaparlar (CMK 119/1).
Arama,
kolluğun makul şüphenin oluştuğunu gösteren arama istekli
raporunu, C. savcısına vermesi, C. savcısının da bunu uygun
gördüğü durumlarda hakimden karar vermesini talep etmesi halinde,
hakimin verdiği karar üzerine yapılır (AramaYön 7/1).
Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, Cumhuriyet savcısının
yazılı emir vermesi gerekir.
Hakimin arama kararı vermesinde gecikmede tehlike olan durumlarda,
savcı (ve mülga CMUK 97/1 doğrultusunda “savcı yardımcısı
durumunda olan zabıta
memurları”), arama emri verebilirlerdi. “Sıradan zabıta
memurlarının” adli arama emri verme yetkileri yoktu.
PVSK 2, kolluk memurlarına amirinin karşı gelemeyeceği emirler
vermesini düzenlemiştir. Bu emirler arasında “adli arama yapma”
emri de vardır. Anayasada 2001 yılında yapılan değişiklik
doğrultusunda kolluk amirinin yazılı emir vermesi gerekir. CMK da
2005.5353 numaralı Kanun ile yapılan değişiklikle, kolluk amirine
yazılı arama emri verme yetkisi tanındı.
Anayasamızda, “yetkili merciin vereceği arama emrinin yirmi dört
saat içinde hakimin onayına sunulması” emri yer almaktadır (Any.
20, 21). Ancak, CMK 119 da, “kolluk amirinin yazılı emri ile
yapılan aramanın sonuçları C. başsavcılığına derhal bildirilir”
hükmü varsa da, savcı emrinin veya kolluk amirinin yazılı arama
emrinin hakimin onayına sunulması düzenlenmemiştir. Bu boşluk,
Anayasanın “kendiliğinden uygulanabilecek nitelikteki” hükmü ile
doldurulmalı ve bu tür emirler derhal hakim onayına sunulmalıdır.
Hakim kararı olmadan yapılan elkoymalarda, hakime onaylatma kabul
edilmiştir (CMK “2005.5353” 127/3).
Arama yapılmasının koşullarının oluştuğu, fakat yazı emir dahi
almaya fiilen imkan bulunmayan durumlarda, kolluk memuru
kendiliğinden arama yapabiliyordu. Mülga CMUK 97 buna izin
vermişti. Yeni Ceza Muhakemesi Kanunu, ilk şeklinde, kolluk
amirinin dahi yazılı arama emri vermesini kabul etmediği için,
PVSK 2’den kaynaklanan yetki kullanılamıyordu. Daha sonra
2005.5353 numaralı Kanun ile yapılan değişiklikle, kolluk amirine
yazılı arama emri verme yetkisi tanındı, ancak ani gelişen
olaylarda kolluk memurunun “kendiliğinden arama” yapma yetkisi
CMK”da
düzenlenmedi. Eğer ani gelişen olay “suçüstü” ise (CMK 2/j),
kolluğun buna müdahale etmesi ve arama dahil bütün araştırma
işlemlerini yapmasının mümkün olduğunu, “hukuk mantığımız” bize
doğru olarak söylüyor, ancak yasalarda
açık düzenleme bulunmadığı için, kolluk memurunun olaylara
müdahale ederken tereddüt yaşaması beklenmelidir.
Arama
işleminin yapılması.
Üst araması yapılırken, kişinin haya duyguları incitilmemelidir
(AramaYön 28).
Arama kararı ve emri veren hakim veya savcı aramayı bizzat kendisi
de yapabilir. Ancak, zor kullanma gerektiğinde, bu yetki sadece
kolluğa verildiğinden, C. savcıları zor kullanamazlar.
Arama, güvenlik tedbirlerinin alınmasından sonra, aranacak
kişiye haklarının bildirilmesi ile başlar. Durumun gerektirdiği
şekilde zor kullanılabilir (PVSK ek m. 6) (AramaYön 28).
Aramada mülga CMUK 97/1 uyarınca hakim ve savcı olmaksızın
meskende yapılan aramalarda, ihtiyar heyetinden yahut komşulardan
iki kişi bulundurulurdu. Yerin sahibi veya eşyanın zilyedi de
hazır bulunma yetkisine sahipti (CMUK 98/1). Müdafiin hazır
bulunmasını talep etme hakkı kabul edilmemişti.
Yeni Kanun “kişinin avukatının aramada bulunmasına engel
olunamayacağını” belirtmektedir (CMK 120/3).
Sanıktan başka kimseler hakkında yapılan aramalarda aramanın
gayesi bildirilir (CMK 120/2). Bu düzenlemeden çıkan sonuç,
şüpheli ve sanık ile ilgili yapılan aramalarda aramanın amacı
hakkında bilgi verilmeyeceğidir.
Şüphelinin yakalanması için arama yapılabilirdi (CMUK 94). Yeni
Kanun bu konuyu açıkça belirtmedi ama düzenledi: “Yakalanabileceği
hususunda makul şüphe varsa, konutu ve benzeri yerler aranabilir”
(CMK 116).
Sanık dışındaki kişilerin nezdinde sanığın yakalanması amacıyla
arama yapılmasını CMUK 94 ve 95 kabul etmişti. Yeni Kanun bu
hususta 116 ve 117. maddelerinde açıklama yapmaktadır.
Suç izlerinin elde edilmesi için yapılan aramaya araştırma araması
denir (CMK 116).
Arama gündüz yapılır. Gece yapılması istisnadır.
POLİS
VAZİFE VE SALAHİYET
KANUNU
POLİS VAZİFE VE SALAHİYET
KANUNU
Kanun
Numarası:
2559
Kabul
Tarihi:
4/7/1934
Resmi
Gazete:
14/7/1934/2751
Madde
1
– Polis, asayişi amme, şahıs, tasarruf emniyetini ve mesken
masuniyetini korur. Halkın ırz, can ve malını muhafaza ve ammenin
istirahatini temin eder.
Yardım
istiyenlerle yardıma muhtaç olan çocuk,
alil ve acizlere muavenet eder. Kanun ve nizamnamelerinin kendisine
verdiği vazifeleri yapar.
Madde
2
–
Polisin genel emniyetle ilgili görevleri iki kısımdır.
A)
Kanunlara, tüzüklere, yönetmeliklere, Hükümet emirlerine ve kamu
düzenine uygun olmıyan hareketlerin
işlenmesinden önce bu kanun hükümleri dairesinde önünü almak,
B)
İşlenmiş olan bir suç hakkında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile
diğer kanunlarda yazılı görevleri yapmak,
Kamu
düzeni ve kamu güvenliğinin sağlanmasından sorumlu olan polis;
amirinden aldığı emri, kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine aykırı
görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı emri verene bildirir.
Ancak, amir emrinde ısrar eder ve bu emrini yazılı olarak yenilerse,
emir yerine getirilir. Bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz.
Konusu suç teşkil eden emir hiçbir suretle yerine getirilmez. Yerine
getirenler sorumluluktan kurtulamaz.
Aşağıda yazılı hallerde:
I
–
Can, ırz veya mal emniyetini korumak için,
II
–
Devletin şahsiyetine karşı işlenen cürümlerin faillerini yakalamak
veya delillerini tesbit etmek için,
III
–
Devlet kuvvetleri aleyhine, yalnız veya toplu olarak taarruz veya
mukavemette bulunanları yakalamak, veya bunların taarruz veya
mukavemetlerini def etmek için,
IV
–
Hükümete karşı, şiddet kullanan veya gösteren veya mukavemet
edenlerin yakalanması, taarruz veya mukavemet edenlerin def edilmesi
için,
V
–
Zabıtaca muhafaza altına alınan şahıslara,bina veya tesislere,meskün
veya gayrımeskün yerlere
vakı olacak münferit veya toplu
tecavüzleri def etmek için,
VI
–
Ağır cezalı bir suçun sanığı olarak yakalandıktan sonra zabıta
kuvvetlerinin elinden kaçmakta olan şahısların yakalanması için,
VII
–
İşlenmekte olan bir suçun işlenmesine veya devamına mani olmak için,
VIII –
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile diğer kanunlarda, zabıta
tarafından suç delillerinin tesbiti veya
suç faillerinin yakalanması maksadiyle
yapılacak aramalar için,
IX
–
Kanunsuz toplantı veya kanunsuz yürüyüşleri dağıtmak veya
suçlularını yakalamak için,
X
–
Yangın, su baskını, yer sarsıntısı gibi afetlerde olay yerinde
görevlilerce alınması gereken tedbirler için,
XI
–
Umuma açık yerlerde yapılan her türlü toplantı veya yürüyüşlerde
veya törenlerde bozulan düzeni sağlamak için,
XII
–
Herhangi bir sebeple tıkanmış olan yolların trafiğe açılması için,
XIII –
Yukardaki maddeler dışında diğer
kanunlarda istisnai olarak zabıtanın sözlü emirle yapmaya mecbur
tutulduğu haller için,
Yetkili amir tarafından verilecek sözlü emirler derhal yerine
getirilir. Bu emirlerin yazılı olarak verilmesi istenilemez. Bu
hallerde emrin yerine getirilmesinden doğabilecek sorumluluk emri
verene aittir. (1965.694)
Madde
3
– Belediye zabıtası işleri Hükümetçe lüzum görülen yerlerde polise
gördürülür.
4/7/1934
tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanununun 4 üncü
maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 4/A maddesi eklenmiştir.
"Durdurma ve kimlik sorma"
MADDE
4-Polis Hiçbir suretle vazifesinden başka bir işte kullanılamaz
MADDE 4/A- Polis, kişileri ve araçları;
a) Bir suç veya kabahatin
işlenmesini önlemek,
b) Suç işlendikten sonra kaçan
faillerin yakalanmasını sağlamak, işlenen suç veya kabahatlerin
faillerinin kimliklerini tespit etmek,
c) Hakkında yakalama emri ya
da zorla getirme kararı verilmiş olan kişileri tespit etmek,
ç) Kişilerin hayatı, vücut
bütünlüğü veya malvarlığı bakımından ya da topluma yönelik mevcut
veya muhtemel bir tehlikeyi önlemek,
amacıyla durdurabilir.
Durdurma yetkisinin kullanılabilmesi için polisin tecrübesine ve
içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanan makul bir
sebebin bulunması gerekir. Süreklilik arz edecek, fiilî durum ve
keyfilik oluşturacak şekilde durdurma işlemi yapılamaz.
Polis, durdurduğu kişiye durdurma sebebini bildirir ve durdurma
sebebine ilişkin sorular sorabilir; kimliğini veya bulundurulması
gerekli diğer belgelerin ibraz edilmesini isteyebilir.
Durdurma süresi, durdurma sebebine esas teşkil eden işlemin
gerçekleştirilmesi için zorunlu olan süreden fazla olamaz.
Durdurma sebebinin ortadan kalkması halinde kişilerin ve araçların
ayrılmalarına izin verilir.
Polis, durdurduğu kişi üzerinde veya aracında silah veya tehlike
oluşturan diğer bir eşyanın bulunduğu hususunda yeterli şüphenin
varlığı halinde, kendisine veya başkalarına zarar verilmesini
önlemek amacına yönelik gerekli tedbirleri alabilir. Ancak bu amaçla
kişinin üzerindeki elbisenin çıkarılması veya aracın, dışarıdan
bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılması istenemez.
Bu Kanun ve diğer kanunların verdiği görevlerin yerine getirilmesi
sırasında, polis tarafından gerekli işlemler için durdurulan kişiler
ve araçlarla ilgili hükümler saklıdır.
Polis, görevini yerine getirirken, kendisinin polis olduğunu
belirleyen belgeyi gösterdikten sonra, kişilere kimliğini sorabilir.
Bu kişilere kimliğini ispatlamaları hususunda gerekli kolaylık
gösterilir.
Belgesinin bulunmaması, açıklamada bulunmaktan kaçınması veya
gerçeğe aykırı beyanda bulunması dolayısıyla ya da sair surette
kimliği belirlenemeyen kişi tutularak durumdan derhal Cumhuriyet
savcısı haberdar edilir. Bu kişi, kimliği açık bir şekilde
anlaşılıncaya kadar gözaltına alınır ve gerekirse tutuklanır.
Gözaltına ve tutuklamaya karar verme yetkisi ve usûlü bakımından
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanır.
Kimliğinin tespiti amacıyla tutulan kişiye, kimliği tespit
edildikten sonra ve talepte bulunması halinde, bu amaçla tutulduğuna
ve tutulma süresine dair bir belge verilir. Kişinin kimliğinin
belirlenmesi durumunda, bu nedenle gözaltına alınma veya tutuklanma
haline derhal son verilir.
Nüfusa kayıtlı olmadığı için kimliği tespit edilemeyen kişilerin
nüfusa kayıtlarının temini için gerekli işlemler yapıldıktan sonra,
5 inci maddeye göre fotoğraf ve parmak izi tespit edilerek kayda
alınır.
Kimliği tespit edilemeyen kişinin yabancı olduğunun anlaşılması
halinde, 5682 sayılı Pasaport Kanunu ve 5683 sayılı Yabancıların
Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun hükümlerine göre
işlem yapılır."
2559
sayılı Kanunun 5 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Parmak izi ve fotoğrafların kayda alınması
MADDE 5- Polis;
a) Gönüllü,
b) Her çeşit silah ruhsatı, sürücü belgesi, pasaport veya
pasaport yerine geçen belge almak için başvuruda bulunan,
c) Başta polis olmak üzere, genel veya özel kolluk görevlisi
ya da özel güvenlik görevlisi olarak istihdam edilen,
ç) Türk vatandaşlığına başvuruda bulunan,
d) Sığınma talebinde bulunan veya gerekli görülmesi
halinde, ülkeye giriş yapan sair yabancı,
e) Gözaltına alınan,
kişilerin parmak izini alır.
Birinci fıkraya göre alınan parmak izi, ait olduğu kişinin kimlik
bilgileri ile birlikte, ne zaman ve kim tarafından alındığı
belirtilmek suretiyle, bu amaca özgü sisteme kaydedilerek saklanır.
Ancak, parmak izinin hangi sebeple alındığı sisteme kaydedilmez.
Olay yerinden elde edilen ve kime ait olduğu henüz tespit edilemeyen
parmak izleri, kime ait olduğu tespit edilinceye kadar, ilgili
soruşturma dosya numarası ile birlikte sisteme kaydedilir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 81 inci maddesi ile 5275
sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 21
inci maddesi hükümlerine göre alınan parmak izleri de bu sisteme
kaydedilir.
(a) bendi hariç birinci fıkra ile dördüncü fıkra
kapsamına giren kişilerin ayrıca fotoğrafları alınarak, ikinci
fıkrada belirlenen esaslara uygun olarak parmak izi ile birlikte
sisteme kaydedilir.
Bu sistemde yer alan bilgiler, kimlik tespiti, suçun önlenmesi veya
yürütülmekte olan soruşturma ve kovuşturma kapsamında maddî gerçeğin
ortaya çıkarılması amacıyla mahkeme, hâkim, Cumhuriyet savcısı ve
kolluk tarafından kullanılabilir.
Kolluk birimleri, kimlik tespiti yapmak ya da olay yerinden alınan
parmak izini karşılaştırmak amacıyla doğrudan bu sistemle bağlantı
kurabilir.
Sistemde kayıtlı bilgilerin hangi kamu görevlisi tarafından ve ne
amaçla kullanıldığının denetlenebilmesine imkân tanıyan bir güvenlik
sistemi kurulur.
Sistemde yer alan kayıtlar gizlidir; altıncı ve yedinci fıkralarda
belirlenen amaçlar dışında kullanılamaz.
Sisteme kayıtlı olan parmak izi ve fotoğraflar, kişinin ölümünden
itibaren on yıl ve her halde kayıt tarihinden itibaren seksen yıl
geçtikten sonra sistemden silinir.
Parmak izi ile fotoğrafların sistemde kaydedilmesi ve saklanması ile
bu kayıtlardan yararlanmaya ilişkin diğer esas ve usûller, İçişleri
Bakanlığı tarafından Adalet Bakanlığının görüşü alınarak çıkarılacak
yönetmelikle düzenlenir."
Madde 7 –
Kişilerin tek tek veya
toplu olarak eğlenmesi, dinlenmesi veya konaklaması için açılan
otel, motel, pansiyon, kamping ve benzeri konaklama yerleri; gazino,
pavyon, meyhane, bar, birahane, içkili lokanta, taverna ve benzeri
içkili yerler; sinema, kahvehane ve kıraathane; kumar ve kazanç
kastı olmamak şartıyla adı ne olursa olsun bilgi ve maharet artırıcı
veya zeka geliştirici nitelikteki elektronik oyun alet ve
makinelerinin, video ve televizyon oyunlarının içerisinde bulunduğu
elektronik oyun yerleri; internet
kafeler ve benzeri yerler umuma açık
istirahat ve eğlence yeri sayılır.
Sabit veya seyyar olarak kullanılan kara, deniz,
hava ve her çeşit taşıma araçlarında, birinci fıkrada belirtilen
faaliyetlerin icrası durumunda, bu yerler de umuma açık istirahat ve
eğlence yeri sayılır.
Umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinin ruhsatı
bağlı olduğu kolluk kuvvetinin görüşü alındıktan sonra belediye ve
mücavir alan sınırları içinde belediyeler; bu alanların dışında il
özel idareleri tarafından verilir. Kolluk kuvveti görüşünü yedi gün
içinde verir. Ruhsat talepleri bir ay içinde sonuçlandırılır. İzin
alınmadan açılan umuma açık istirahat ve eğlence yerleri kapatılır.
Bu iş yerlerinin faaliyet göstereceği alanları
belirlemeye veya mevcut umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinin
bu amaç için ayrılan yerlerde toplanmasına, belediye ve mücavir alan
sınırları içinde belediyeler; bu alanlar dışında il özel idareleri
yetkilidir.
Umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinin
bulunacağı alanların tespiti ve bu yerlerin ruhsatlandırılmasında
uygulanacak usul ve esaslar İçişleri Bakanlığı tarafından
çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.
Bu iş yerleri için düzenlenen iş yeri açma ve
çalışma ruhsatlarının bir örneği yetkili kolluk kuvvetine
gönderilir. Bu iş yerleri genel güvenlik ve asayiş yönünden genel
kolluk tarafından denetlenir.
Bu yerlerin ruhsatlandırılmasında 14.6.1989 tarihli ve 3572 sayılı
İş Yeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde
Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanunun 5 inci ve 6
ncı maddelerinin hükümleri uygulanmaz.
( 2004.5259 )
Madde 8 -
Polisçe kat’i delil elde edilmesi
halinde;
A) Kumar oynanan umumî ve umuma açık yerler ile her çeşit özel ve
resmi kurum ve kuruluşlara ait lokaller,
B) Mevzuata aykırı bir şekilde uyuşturucu madde imal edilen,
satılan, kullanılan, bulundurulan yerler,
C) Mevzuata aykırı faaliyet gösteren genelevler, birleşme yerleri ve
fuhuş yapılan evler ve yerler,
D) Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Anayasal
düzenine, genel güvenliğe ve genel ahlâka zararı dokunacak oyun
oynatılan, temsil verilen, film veya video bant gösterilen yerler
ile internet üzerinden yapılan yayınlara
izin verilen yerler,
E) Derneklere, sendikalara, loca ve kulüplere, kamu kurumu
niteliğindeki meslek kuruluşları ile benzeri kurum ve kuruluşlara
ait ve yalnız üyelerinin yararlanması için açılan lokallerden,
birden fazla denetim sonunda ve yazılı ihtara rağmen, iç
yönetmeliğine aykırı faaliyet göstererek umuma açık yer durumuna
geldiği tespit edilenler,
(2004.5259)
Mahallin en büyük mülkî amiri
tarafından otuz günü geçmemek üzere
geçici süreyle faaliyetten men edilir.
Bu maddede yazılı fiiller sebebiyle bir
yıl içinde üç defa faaliyetten men edilen işyerlerinde, bu fiiller
tekrar işlendiği takdirde, işyeri açma ve çalışma ruhsatları,
mahallin en büyük mülkî amirinin bildirimi üzerine, belediye veya il
özel idaresi tarafından beş iş günü içinde iptal edilir.
2559 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"Önleme araması
MADDE 9- Polis, tehlikenin veya suç işlenmesinin önlenmesi
amacıyla usûlüne göre verilmiş sulh ceza hâkiminin kararı veya bu
sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mülkî
âmirin vereceği yazılı emirle; kişilerin üstlerini, araçlarını, özel
kâğıtlarını ve eşyasını arar; alınması gereken tedbirleri alır, suç
delillerini koruma altına alarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
hükümlerine göre gerekli işlemleri yapar.
Arama talep yazısında, arama için makul sebeplerin oluştuğunun
gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir.
Arama kararında veya emrinde;
a) Aramanın sebebi,
b) Aramanın konusu ve kapsamı,
c) Aramanın yapılacağı yer,
ç) Aramanın yapılacağı zaman ve geçerli olacağı süre,
belirtilir.
Önleme araması aşağıdaki yerlerde yapılabilir:
a) 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu
kapsamına giren toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapıldığı yerde
veya yakın çevresinde.
b) Özel hukuk tüzel kişileri ile kamu kurumu niteliğindeki
meslek kuruluşları veya sendikaların genel kurul toplantılarının
yapıldığı yerin yakın çevresinde.
c) Halkın topluca bulunduğu veya toplanabileceği
yerlerde.
ç) Eğitim ve öğretim özgürlüğünün sağlanması için her
derecede eğitim ve öğretim kurumlarının idarecilerinin talebiyle ve
20 nci maddenin ikinci fıkrasının (A) bendindeki koşula uygun olarak
girilecek yüksek öğretim kurumlarının içinde, bunların yakın
çevreleri ile giriş ve çıkışlarında.
d) Umumî veya umuma açık yerlerde.
e) Her türlü toplu taşıma araçlarında, seyreden
taşıtlarda.
Konutta, yerleşim yerinde ve kamuya açık olmayan işyerlerinde ve
eklentilerinde önleme araması yapılamaz.
Spor karşılaşması, miting, konser, festival, toplantı ve gösteri
yürüyüşünün düzenlendiği veya aniden toplulukların oluştuğu hallerde
gecikmesinde sakınca bulunan hal var sayılır.
Polis, tehlikenin önlenmesi veya bertaraf edilmesi amacıyla
güvenliğini sağladığı bina ve tesislere gelenlerin; herhangi bir
emir veya karar olmasına bakılmaksızın, üstünü, aracını ve eşyasını
teknik cihazlarla, gerektiğinde el ile kontrol etmeye ve aramaya
yetkilidir. Bu yerlere girmek isteyenler kimliklerini sorulmaksızın
ibraz etmek zorundadırlar. Milletlerarası anlaşmalar hükümleri
saklıdır.
Önleme aramasının sonucu, arama kararı veya emri veren merci veya
makama bir tutanakla bildirilir."
Madde
10
– Taşınması memnu olan kama, hançer ve saldırmanın yapılması ve
satılması da yasaktır.
Eski
eserlerden olupta kıymetli olanların
satışı bu hükümden müstesnadır.
Madde
11 –
Polis;
A)
Genel ahlak ve edep kurallarına aykırı olarak; utanç verici ve
toplum düzeni bakımından tasvip edilmeyen tavır ve davranışta
bulunanlar ile bu nitelikte söz, şarkı, müzik veya benzeri gösteri
yapanları,
B)
Çocuklar, kız ve kadınlar ile genç erkeklere sözle veya herhangi bir
şekilde sarkıntılık edenleri, kötü alışkanlıklara ve
hertürlü ahlaksızlığa yönelten ve teşvik
edenleri,
C)
Genel ahlâk ve edebe aykırı mahiyette her türlü sesli ve görüntülü
eserleri, kaydedildiği materyale bakılmaksızın üreten ve satanları,
( 2002.4771 )
Herhangi bir müracaat veya şikayet olmasa bile engeller,
davranışlarının devamını durdurarak yasaklar, sanıklar hakkında
tanzim olunacak evrakı derhal şikayete bağlı suçlar hakkındaki
evrakı da şikayet ve müracaat vukubulduğu
takdirde adliyeye tevdi eder.
Madde
12 -
Birinci fıkra 2002.4771 ile yürürlükten kal dırılmıştır.)
Kanunî
istisnalar saklı kalmak üzere, eğlence, oyun, içki ve benzeri amaçlı
umuma açık ve açılması izne bağlı yerlerde
onsekiz yaşından küçükler çalıştırılamaz.
Polis
bar, pavyon, gazino, meyhane gibi içkili yerler ile kıraathane ve
oyun oynatılan benzeri yerlere yanlarında veli ve vasileri olsa bile
onsekiz yaşını doldurmamış küçüklerin
girmesini meneder.
Bu
madde hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında 17
nci, işyerleri hakkında da 6
ncı madde hükümlerine göre işlem
yapılır. ( 2002.4771; 2004.5259 )
Madde
13
-
Polis,
A)
Suçüstü hâlinde veya gecikmesinde sakınca bulunan diğer hâllerde suç
işlendiğine veya suça teşebbüs edildiğine dair haklarında kuvvetli
iz, eser, emare veya delil bulunan şüphelileri,
B)
Haklarında yetkili mercilerce verilen yakalama veya tutuklama kararı
bulunanları,
C)
Halkın rahatını bozacak veya rezalet çıkaracak derecede sarhoş
olanları veya sarhoşluk hâlinde başkalarına saldıranları, yapılan
uyarılara rağmen bu hareketlerine devam edenler ile başkalarına
saldırmaya yeltenenleri ve kavga edenleri,
D)
Usulüne aykırı şekilde ülkeye giren ya
da haklarında sınır dışı etme veya geri verme kararı alınanları,
E)
Polisin kanunlara uygun olarak aldığı tedbirlere karşı gelenleri,
direnenleri ve görev yapmasını engelleyenleri,
F) Bir
kurumda tedavi, eğitim ve ıslahı için kanunlarla ve bu Kanunun
uygulanmasını gösteren tüzükte belirtilen esaslara uygun olarak
alınan tedbirlerin yerine getirilmesi amacıyla, toplum için tehlike
teşkil eden akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol bağımlısı
serseri veya hastalık bulaştırabilecek kişileri,
G)
Haklarında gözetim altında ıslahına veya yetkili merci önüne
çıkarılmasına karar verilen küçükleri,
Yakalar ve gerekli kanunî işlemleri yapar.
Yakalanması belirli bir usule bağlanmış kişilerle il |